İnsan, içine serpildiği hakikati, başkaları için ne kadar tuhaf olursa olsun tabii sanıyor.
Sayfa 67
Alıntı
Garip kaderime gülümsedim; aynaya bakarak tabii. Tatlı bir gülümseme. Eski neşemi kaybetmediğimi göstermek için. Sonra durgunlaştım. Neden? Unuttum. Dur, hayır; unutmadım. Yalnız kaldıkça, yalnız kalmaktan korktukça... Aynadan uzaklaştım; fakat, biliyordum, böyle bir düşünceydi. Köpekler sinirimi bozdu, şimdi kendime gelirim. Buldum: Yalnız kalmaktan korktukça yalnızlığım artıyor. Bu sefer gerçekten gülümsedim.
Sayfa 37·Kitabı okuyor
Reklam
Thomas Jefferson İncili - Hurafelerden Arındırılmış Kutsal Kitap
Hıristiyanlığı yeni insanlık fikirlerine uyacak şekilde yeniden tasarlamak istiyorsanız seçebileceğiniz bir yaklaşım, İsa’nın mevcut hikâyesini alıp doğaüstü her şeyden arındırmak ve geriye yalnızca uzun zaman önce yaşamış büyük bir ahlak öğretmeni hakkında ilham verici bir hikâye bırakmaktı. Bunun emsalleri zaten vardı; en dikkate değer operasyon Amerika’nın kurucu babası Thomas Jefferson tarafından gerçekleştirilmişti. 1819’da Yeni Ahit’in kopyalarını resmen kesip biçerek seçtiği pasajları, İsa’nın yaşamını, bir bakireden doğması, mucizeler ve Diriliş gibi unsurlardan arındırarak anlatan bir formda yeniden birleştirdi. Geri kalan metin, İsa’nın ahlaki öğretilerine, özellikle de Dağdaki Vaaz’a daha fazla vurgu yapılmasına olanak sunuyordu. Jefferson bu yeni metne The Life and Morals of Jesus of Nazareth, Extracted textually from the Gospels in Greek, Latin, French, & English [İsa’nın Yunanca, Latince, Fransızca ve İngilizce İncillerden Alıntılanan Hayatı ve Ahlakı] adını verdi. Yayımlandığında Jefferson İncili olarak tanınmaya başladı. Bir mektubunda söylediği gibi niyeti, “amfibolizmler” dediği şeyleri, yani şüphelendiği hikâyeler de dahil, çeşitli kişiler tarafından eklenmiş veya genellikle hurafe olan tüm belirsiz unsurları ortadan kaldırarak “insanlığa şimdiye kadar sunulan en yüce ve hayırsever ahlak kurallarını” bırakmaktı. Bir bakıma Valla ya da Erasmus geleneğinde çalışıyor, metinleri sorguluyor ve daha saf, daha faydalı olana geri dönmeye çalışıyordu. Ancak tabii ki Jefferson, bu geleneği biraz daha ileri götürdü.
"Sen hiç âşık oldun mu Ali?" "Tabii Amirim, şimdi bile kız arkadaşım var" diye yanıtladı beni. "Kız arkadaşından söz etmiyorum Ali, aşktan söz ediyorum. Gerçek aşktan, insanı katil eden, rezil eden, insanlıktan çıkaran aşktan söz ediyorum."
Sayfa 130·Kitabı okuyor
Muhakkak size de olmuştur, insan bazen kaybolur. Benim de başıma geldi Kendimi aramaya başladım. Çok yere bakındım, nereye gittiysem nafile. Son çare aynalara sığındım. Kendimi bulabilmek için aynalarla doldurdum evimi. Aslına bakarsanız kendini bulabilmek için başka yere bakmak acizliktir. Bunu itiraf etmekte bir beis yok. Keşke yeteri kadar gücüm ve cesaretim olsaydı da içime bakabilseydim. Tabii görebilecek bir göze, anlayabilecek bir kalbe ihtiyaç var, onu da zamanla öğreniyor insan.
Şehit cenazelerine katı-lıyorum. Çok hüzünlü... İnsan "değer miydi" diye illa ki düşünüyor tabii. Yirmi yaşında bir çiğdem gidiyor ya. Umutsuzum ben, devam eder, bu Doğu bitmez. Gençler ölmeye devam edecek. Kim çıkıp da dur diyecek? Ancak Atatürk gibi bir adam gelecek ki... Ancak o "dur" der. Başka türlü olmaz..
Sayfa 26 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Reklam