Kabil’in Kürsüsü
Derya’nın evliliği bitirmek için bulduğu bahane ne kadar hafifse, Zebercet’in onu yok etmek için kuşandığı nefret o kadar ağırdı: Her şey salondaki bir yapay çiçek yüzünden başlamıştı. Gece yarısını çoktan geçmişti. Salondaki eski ahşap saatin tik takları evin içindeki ağır ve tekinsiz sessizliği her saniye daha da derinleştiriyordu. Zebercet, pencerenin kenarındaki gölgelerin arasına sinmiş parmaklarının arasında sönmüş duran sigaraya bakıyordu. Kafasının içi akşamüstü yaşanan o absürt, o inanılması güç tartışmanın uğultusuyla doluydu. Her şey Zebercet’in akşam eve gelirken salona koymak için aldığı sıradan bir yapay çiçek yüzünden başlamıştı. Derya çiçeğe bakmış, "Ben evimde böyle sahte, ruhsuz şeyler istemiyorum. Hayatımı da bu plastik yapraklar gibi soldurdun zaten. Artık dayanamıyorum; sırf bu çiçeği bile sormadan eve getirmen senin bencilliğinin kanıtı. Boşanmak istiyorum," demişti. Görünüşte her şey bir yapay çiçek yüzünden çıkmıştı; o kadar saçma, o kadar fındık kabuğunu doldurmayacak bir nedendi ki bu... Ama Zebercet için bu saçmalık, arkasındaki o korkunç gerçeği gizleyen bir paravandı. Derya bu incir çekirdeğini doldurmayacak bahaneyle ondan kopmak, bu evden gitmek istiyordu. Derya mutfağa doğru su içmeye giderken Zebercet’in zihnindeki o asıl karanlık, o saplantılı dehliz açıldı. Onu asıl çıldırtan öfkeden deliye döndüren şey ne o uyduruk çiçek bahanesiydi ne de evliliğin bitmesiydi. Zebercet’in zihni, tamamen tensel bir mülkiyetçiliğin pençesindeydi. Derya’nın bedenini; o güne kadar yalnızca kendisine ait olmuş ve bundan sonra da yalnızca kendisine ait olması gereken bir haz kaynağı olarak görüyordu. "Boşanmak" demek, Derya’nın o evden çıkıp gitmesi demekti. Yani o tenin, o dokunuşların, o yatak odası sırlarının bir başkasına açılması demekti. Zebercet
Duygu ve Düşünce
Bazıları modernleştiğini sanıp kendini kültürlü görüyor. Oysa seküler bir yaşam sürdürdüğü için kendini modern sanan, nefret dolu ve üstenci görüşleri fikir sanacak kadar gerçeklikten kopmuş, kültürsüz ve cahil pek çok "modern" yobaz var. Maalesef bu kitle, coğrafyamızın Ortadoğu'ya dönüşmesine ve ülkenin kutuplaşmasına en büyük katkıyı sağlıyor. Din yobazlarıyla birlikte adeta ortak çalışarak, bizi koskoca bir ümitsizlik vadisine dönüştürüyorlar. Modernlik, Batı'nın modernitesini sadece kılık-kıyafet, yeme-içme ve eğlence kültürü sanan popüler kültür kölesi bir yaşam tarzı değildir. Vur patlasın çal oynasın şeklindeki aptalca bir marjinallik de modernlik denemez. Modernlik zihinsel bir ilerlemedir; geleneksel güzelliklerden ve evrensel değerlerden kopmadan zihinsel ve entelektüel olarak ileri gitmektir. ​Din yobazını eleştirmek kolaydır ve bunun objektif gerekçeleri de vardır. Ancak dindara saydırırken dinimsi ve aşırı bağnazca yeni tabular üretmek pek de modernlik sayılmaz. Birilerinin dinin ve Allah'ın sahibi gibi davranması ne kadar yanlışsa, kimsenin de Atatürk'ün varisi ve sahibi gibi davranmaya hakkı yoktur. ​Dinci-dinsiz, inançlı-ateist, ırkçı-ümmetçi, sağcı-solcu fark etmeksizin, kendi dışındakileri sapkın görüp nefret duyan tüm aşırıcılar aynı cehaletin ürünüdür. Bu ülkede maalesef kimse putunu paylaşamıyor; nefret, temel motivasyon kaynağı haline gelmiş durumda. Bu yüzden makul yaklaşımlar sevilmiyor, düşman üretip fanatik tarafgirler yaratanlar tercih ediliyor. ​Bir ülke için en büyük tehlike ekonomik kriz değil; nefret söylemi ve hakikat tekeli kurma çabalarıdır. Asıl beka sorunu, kendi gibi olmayandan nefret eden, uzlaşıdan yoksun bu yobaz anlayışlardır ve bu kısırdöngü yıkılmadıkça bir adım bile ileri gidilemez.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son 15-20 yılda beni siyaseten dumura uğratacak tüm gelişmeler yaşandı. Tüm tabular yıkıldı. En son Mansur Yavaş'ın Ak Parti'ye geçmesini bekliyorum. Buna da şaşırmam hani :)
Siyaset
ve aşk başlar
Ne zaman ki devrikleşir cümleler, Artık yoldan çıkmıştır şiirler. Yıkılmıştır tabular, Açılmıştır kapılar, Artık bir yerlerde Aşk başlar... Asi'l Aşk Aslı Özgür
Şiir
Hayat vedalar için kısa, anlamsızdır. Onu uzunlaştıran, değerli kılan paylaşmaktır. İyiler birbirine yakın olmalı, paylaşmalı. Bulaştırmalıdır. İyiler bir parça cesur olursa bütün tabular yıkılır, değişir. İyi olmak sürekli içine atmak, görmezden gelmek, efendi olmak değildir. Farkında, cesur, sürekli öğrenen iyilerin dünyasına ulaşmak dileğiyle. O gün ölüm bile utanacaktır. İyi ki...