İslam Allah'a iman, namaz, cemaat, oruç, zekat ve hac kanalıyla insanların beraber mücadele ettikleri, birlikte acı çekip birlikte sevindikleri ve belki ulaşılmaz olsa da durmaksızın peşinden gidilecek hedef olarak tüm insanların refaha ulaşmasını belirleyen, dayanışma içerisinde bir toplum yaratmayı amaçlıyor.
Halk, eğitimsiz olduğu için ahlaksız idarecilere tahammül ediyor. İdareciler ise bencil oldukları için halkın aydınlanmasını için çalışmıyorlar. Kurumların durumu, toplumun kültürel seviyesinin sonucudur. Kültürel seviye ise toplumsal düzen tarafından şartlandırılmış vaziyette.
Tapınma, tabiata doğru değil, Allah'a doğrudur. İnsan, tabiatı arkasına alarak, Allah'a tapar. Eşya ve tabiat da, insanla birlikte, bir orkestranın bütün üye, âlet ve dinleyicileriyle, Büyük Bestekârın önünde egilmesi gibi eğilir.
Bir insan ölürken, gittikçe bu dünyaya yabancılaşmaya, ondan uzaklaşmaya başlar. Bunun için şairler, ölümü bir kıyıdan uzaklaşan gemi benzetmesiyle çalışmışlardır.
Allah'ı inkar ediş, bence, insanın kendinden uzaklaşmasından doğuyor. Eşyaya doğru gittikçe, kendinden ve büyük Bütünden uzaklaşmış oluyor... Allah'a inancı ne kadar az olursa olsun, büyük bir felaket anında insan Allahı neden hatırlar? İnsan o anda bütün eşyadan tecerrüt etmiştir de ondan.