Dünyaya gelindiğinde, insan dokunuşu yeni ve ilk başlarda stres yaratan bir uyarımdır. Sevgi dolu dokunuşun hazla ilişkilendirilmesi gerekir.
Bebek için sevgi dolu bir bakıcının kollarında saatler boyunca süren dokunuşlar giderek tanıdık hale gelir ve güven ve rahatlık hissiyle ilişkilendirilir. Bir bebeğin bu geliştirici dokunuşa duyduğu ihtiyaç tatmin edilmezse, insan teması ve haz arasındaki bağlantı kurulmaz ve dokunulmak çok tatsız bir hale gelebilir.
Aklıma geldikçe artık yokluğun
Bir tren garında kimliğimi kaybetmiş gibi telaşlanıyorum İsimsiz bir cisim gibi dolanırken ortada Nerede unutulduğumu bilmemenin merakını yaşıyorum Varlığımı nasıl ispat edemeyeceğim şimdi?
Öyle ben olmuşsun ki sen
Sanki senden önce hiç yokmuşum gibi boşluğa
düşüyorum
Sen hiç bir şiire sordun mu beni?
Hiç bir şarkının nakaratında bana doydun mu?
Hangi baktığın manzara sayıkladı adımı?
Gövdesi budanmış ağaç gibi çıplak hissettin mi hiç?
Utandın mı zaaflarının zorbalığından?
Bazı geceler çok tanıdık, bazı yaralar hep taze
Gerçekler cam kırığı gibi inatçı,
Bir girdap takılıyor boğazıma
Bir şehri yutkunuyorum
Nasıl özlendiğini bir bilsen düşman olurdun kendine
Yollar ayrılınca çıkıyormuş kader karanlığa
Cehennem bir gönülden azat edilmekmiş oysa, unutulmakmış ateş
Ben artık sadece bu gerçekle kavruluyorum
Nefretine sağlık...
Hain bir dost, düşmanların en tehlikelisidir; ve hiç çekinmeden şunu söyleyebilirim ki, hem din hem de ahlâk, ahlâksızların ve dinsizlerin en keskin zekâlılarından fazla, dindar ve erdemli geçinen ikiyüzlülerden zarar görür. Dahası var: Gerçek dinle gerçek ahlâk, uygar bir toplumu birleştiren bağlardır; insanlara en çok mutluluk bağışlayan değerlerdir. Gelgelelim, dinle ahlâk, sahtelik, yalan dolan ve yapmacıkla zehirlenip kokuşunca, toplum için belâların en korkuncu olurlar; insanların birbirlerine en akıl almaz zulümleri yapmalarına yol açarlar.