Araf..
10/10
·118 syf.·
2026 115. kitabı
Seni düşünüyordum, Susana. Yeşil tepelerde. Rüzgârlı havalarda uçurtma uçururduk tepelerde, aşağılarda kalan köyün sesleri gelirdi kulaklarımıza, rüzgâr uçurtmanın ipini çekelerdi. “Koş, Susana.” Yumuşak ellerin ellerimi yakalardı. “Gevşek bırak ipi." Rüzgâr nasıl güldürürdü bizi; ip parmaklarımızdan kayarken birbirimize bakardık; bir kuşun kanatları çarpmış gibi usulca kopardı ip. Kâğıt-kuş yukarlardan taklalar atarak düşerdi, toprağın yeşili içinde eriyene kadar saçaklı kuyruğunu sürürdü ardından. Dudakların ıslaktı, çiy tanelerini öpmüştüm sanki. Seni düşünüyordum. Orada deniz-yeşili gözlerinle bana bakışını. Susanna, ne kadar uzaklardasın sen, bulutların üstünde, ta uzaklarda, tepelerde gizlenmişsin. O’nun büyüklüğünde, O’nun bağış dolu Kutsal Yüceliğinde saklısın, seni bulamam artık, göremem. Orada sözlerim erişemez kulaklarına." Damlaların düşüşünü gözlüyordum Susana, şimşeğin parıltısında her soluk bir iç çekişiydi, her düşüncem sen." --- Ne yazsam az kalacak, ne desem eksik... Ne dökülür ki kelimelere; yaşayanlar mı, ölenler mi, anılar mı, geç kalınmış bir intikam isteği mi yoksa aşk mı? Comala’da bu ayrım çoktan silinmiştir. Ne gerçeğin ayakları yere basar burada, ne de büyünün kanatları vardır; anlatılan her şey, sıcaktan kavrulmuş taşın ve toprağın kendi kendine mırıldanmasıdır belki de bir yerlere sinmiş, saklanmış yankılar vardır. Zaman, dağınık ilerler, ileri geri akmaz, evet. Ama belki de hiç akmaz. Her fısıltı, her çığlık ve her susuş, o hiç geçmeyen, her an yeniden doğup aynı yerde can veren sonsuz bir şimdinin içinde gizlidir. Ne geçmiş gömülebilmiştir ne de gelecek bir umuttur; her şey şu anda asılı kalmıştır. Adem’in dünyaya bırakılması gibi bırakılır Juan Preciado bu coğrafyaya. Kimse karşılamaz. Tekinsiz, kurak ve ölü bir
1000Kitap
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,283 okunma
Sessiz Hasta
Puan vermedi·309 syf.··
2026 158. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:10
Baştan sona kadar devam eden sürükleyicilik romanın sonuna gelince yerini sorgulamalara bırakıyor. Alice ve Theo'nun gizemli hikayesine tanık oldum. İyi mi ettim , evet İyi ettim. Sürükleyici mi evet kesinlikle sürüklendim. Gel gelelim roman tekniği bakımından Sessiz Hasta beynimde soru işaretleriyle terk etti beni. Kurguda boşluklar var. Sanki roman yazılmış ama olaya daha fazla gizem katabilmek için sonu değiştirilmiş son değişince de başlarda derin çukurlar ortaya çıkmış veya bilinçli bir biçimde yazar okuyucuyu manipüle etmiş, orasını bilemeyeceğim. İç içe geçmiş zaman dilimleri olduğunu en sonda fark ediyorsunuz. Anlatıcı Theo, hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi cinayetin arka planını araştırırken, konuyla ilgili nötr bir tavır takınırken aslında bütün hikayeyi biliyor olması tamamen muamma. Çok uzatmak istemiyorum: Romanı beğendim ama mantık hataları, tesadüfler ve kronolojik belirsizlikler biraz beynimi tekmeledi. Okuyanların tespitlerini de çok merak ediyorum doğrusu. Sevgi ile.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiçlik ya da Her Şey ve Derinlik incelemesi
9/10
·88 syf.··
2026 228. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 07:57
"Tüm hayal kırıklıklarını kalbinin en derin yerine doldurdu." Tuğba Saydam'ın okuduğum ilk kitabı ve yazarım da yazdığı ilk kitabı... Bir yazarın ilk kitabını okuyarak onun iç dünyası ve kaleminin gücü ile tanışmak benim için harikulade bir şey... Hiçlik ya da Her Şey dışarıdan bakıldığında "bir kedinin kaybolma" hikayesi gibi görünsede aslında ana karakterin iç dünyasını, zihin bulanıklığını, bazı kayıpların, travmaların ve ayrılıkların insanlar üzerinde "aslında atlattıklarını düşünseler de" hiç farkında olmadıkları bir anda, bilinçaltı tetiklenmesi ile nasıl ortaya çıktığını anlatıyor. Anlatırken de şöyle bir sarsıyor insanı... Hepimiz kendimize karşı fazlasıyla acımasızız, en çok da "kendi kendimizi yargılarken." Başka insanlara yakıştıramadığımız "hayır o bunu yapmaz dediğimiz, o akıllı, zeki" dediğimiz şeylerin tam zıddını kendimize yakıştırıyoruz, yetmiyor bir de cezalandırıyoruz kendimizi. Çünkü o zihnimiz hiç susmuyor, hiç uyumuyor... Tuğba Saydam öyle bir karakter portresi çizmiş ki, okurken insanın kendinden bir şeyler bulmaması imkansız. Lirik, akıcı ve insanı içine çeken bir dille yazdığı eserinde aslında bizlere insanın "acı, travma ve ayrılıklar" karşında yaşadığı süreci tüm gerçekliğiyle gösteriyor. Oluşturduğu karakterin yaşadığı sarsıntıyı içinizde hissediyorsunuz... Sevgili Tuğba Saydam'ın ilk kitabı olan Hiçlik ya da Her Şey kitabını okumak isteyen herkese öneririm zira bazı kitapların sayfa sayısı az olsa da bıraktığı etki o kadar büyük oluyor ki "iyi ki" okumuşum dedirtiyor. ... Yazarın ikinci kitabı ve ilk kitabının devamı olan Derinlik' te ise karakterimizin travmalarının, yaşadığı acıların ve neden kendine karşı bu kadar acımasız olduğunun derinine iniyoruz. Bu kitabı okurken "her ne kadar hayali kurgu gibi olsa da okuduğumuz kitaplar, gerçek hayattan
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024349 okunma
6/10
·247 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:02
Beş arkadaş (Adlı, Defne, Cem, Volkan, Bilgehan), oklarını, kılıçlarını kuşanıp köylerinden ayrılarak Mor Dağ'daki Saklı Mağara'yı bulmak, gizlenmiş hazineyi alıp geri gelmek için büyük coşku içindeydiler. Ancak yolları hiç de kısa değil üstelik birçok kötülükle doluydu. Neyle karşılaşacaklarını kimse bilmiyordu. . Uzun vadiler, sarp yamaçlar, derin uçurumlar derken karşılarına çıkan köylerde mola verip çıkınlarını alıyor, gece uygun yerlerde konaklıyor, od yakıp başında konuşarak uyuyorlardı. Bir gün gökyüzünde neydüğü belirsiz gölgeler belirmiş, kovalamaya başlamıştı onları. Var güçleriyle atlarına atlayıp dörtnala uzaklaşmışlardı. Ancak bu karşılaşma tek olmayacaktı. Onların ne olduğunu, nereden geldiğini bilmeleri gerekti. . Günler yine geçerken, eşsiz manzaralara tanık olurken haydutların eline düşüp zindana atılırlar. Birçok kişi de içeridedir. Uzun bir süre sonra oradan kurtulmayı beklerler. Acaba o zindanda neler oldu? . Yollarında ilerlerken yine aylar geçmiş, sonunda umutlar tükenmişken mağaraya ulaşırlar. Ancak büyük bir sorun vardır. Kocaman bir ejderha, hazineyi korumaktadır. Beş kafadar bir oyun yapıp hazineyi alabilecekler midir? . Sadık atları hep onların zor günlerinde bekleyip yoldaşları olurlar. Ancak dönüş yolunda yine haydutlar, barbarlar ile karşılaşıp bir mağarada sıkışırlar. Peki, o mağarada neler vardır? . Ara ara oendşni gösteren Karanlık Gölgeler gizemini korurken yine dönüş yolu sakıncalarla doludur. Kovalanır, oklanır, yakalanırlar. Başları sürekli bir beladadır. . Bu uzun yolculuk bitecek mi? Barış Kalesi yeniden ayağa kalkacak mı? Beş kafadarın serüvenine sizler de ortak olun. . 13-17 yaş genç kurgusu. Ancak biraz fazla yinelenmiş olay örgüsü yorucu gelebilir. Bir de yeniden elden geçirilirse akıcılığı, yazım kuralları iyileşir diye
Fantastik
Karanlık GölgelerNihat Gökmen · Hazer Yayınevi · 20231 okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:33
Selam. Japon edebiyatında sevilen ve bazı Japon yazarları da oldukça etkileyen Natsume Soseki 'nin kalemini ben de çok sevdim. Yazarla bu kitabı ile tanıştım ve okumaya kesinlikle devam edeceğim. Gönül kitabını ben yalnızlığın verdiği o karamsar ruh haliyle hatırlayacağım. Kalabalıklar içerisinde yalnızlaşmış insanları konu alan kitaplardan biri Gönül. Üniversite öğrencisi bir gencin tatilde denk geldiği bir adamla ilişkisini okuyoruz aslında. Bir yandan bu gencin kendi ailevi olaylarını okurken bir yandan da bu adamla Tokyo'daki anılarına tanık oluyoruz. Bu adam kendini soyutlamış, minimum iletişim halinde, sadece karısıyla yakınlık kuran biri. Bu özelliği ile gencin oldukça dikkatini çekiyor ve arkadaş oluyorlar. Evlerine kadar gittiği bu adamın geçmişini çok merak ediyor genç. Babasının hastalığı üzerine yanından ayrıldığında ise ondan gelen bir mektupla adamın geçmişiyle yüzleşiyor. Bu mektupta adam kendi karanlık geçmişini, onu yalnızlığa iten sebepleri, ödediği bedelleri şeffaf bir şekilde anlatıyor. Biz de kitabın büyük bir kısmında bu mektubu okuyoruz. Adamın geçmişini büyük bir merakla okudum. Yakın arkadaşı K. ile geçirdiği anılar ve gelişen olaylar onu nasıl etkilemiş, üzülerek okudum. İnsan bazen bir anlık bencilliğinin bedelini ağır ödüyor.. Kitabın yazım dili oldukça basit zaten. Ee konuda ilgi çekici olunca sayfalar hızla çevriliyor. Tavsiye edeceğim kitaplar arasına girdi bile. Keyifli okumalar.
Edebiyat
GönülNatsume Soseki · İthaki Yayınları · 20222,353 okunma
Trajik Kahramanlık
Puan vermedi·216 syf.··
2026 36. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:53
Roman, Kurtuluş savaşı yıllarında geçiyor ve orada Çetin şartlar ve çevrede öğretmen olarak görev yapan Aliye’nin mücadelesi anlatılıyor. Ben romanın başkahramanı Aliye ile Çalıkuşu’nun Feride’sini birbirine benzetiyorum. İkisi de öğretmenlik mesleğini icra ederken çevre baskısı, cehalet ve bağnazlıkla mücadele ediyor. Tek fark Feride romantik bir dönemi anlatırken, Aliye daha realist olarak savaş yıllarını anlatıyor. Biz aslında bu kitapta cehaletle bilginin; korkuyla cesaretin mücadelesine tanık oluyoruz. Anlatımı sade, dili yalın ve halk söyleyişine yakındır.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma