Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir.
9/10
·112 syf.··
2026 84. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:34
Kitapçıda denk gelip gotik edebiyatın ilk eserlerinden biri olması ilgimi çektiği için aldığım bir eser idi. Nerdeyse bir günde bitti, kendimi yeniden faustvari bir hikayede buldum ama daha karanlık bir bakış açısıyla. Abbasi halifesi Vathek'in elindeki güçten ve yasak olana duyduğu meraktan gözünün kör olup da cehennemi arzulaması... Halife olmasından ötürü etraftakilerin bu güce soz gecirememeleri ve saçma dahi olsa isteklerinin yapılması... Savurganligi, din adi altında dinden uzaklığı ... Yani tıpkı faust gibi ahlak-akıl arasi bir sarkaçtaydım okurken ve bir doğu masalı okumak keyifliydi. Bugünkü ben olarak yazarın -vermek istediği mesaj icin kullandığı durumlar da olsa- ; kuranda olmayan ayetler uydurması, Hz. Muhammed'i tıpkı hristiyanlıktaki Hz. Isa'ya yüklenen tanım gibi tanrıya yakin tutup ondan yardım istenen kısımlar eklemesi vs hoşuma gitmedi. Dini hassasiyet gözeten biri için sinir bozucu olabilir bu bağlamda ama genel hikaye akışını sevdim de yani . Bir faust olmasa da benim icin bu kitap da inceleme yazmaya değer idi. "Cehennemin şark salonunda Vathek tek başına beklemektedir."
VathekWilliam Beckford · İthaki Yayınları · 2022833 okunma
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Herkese merhaba Bugün yeni bir kitapla geldim. Doğan Cüceloğlu’na olan hayranlığımı artık bilmeyen yoktur Doğan Cüceloğlu, okumaktan en keyif aldığım yazarlardan bir tanesi kitaplarını ve dilini çok seviyorum. Kitapları kişisel gelişim üzerine olduğu için notlar alarak ilerliyorum. Bu kitabında da notlar alarak ilerledim. Bu yüzden okumak biraz uzun sürdü. Kitapta çok fazla kavram ve tanım var. Bitirdikten sonra çok kıymetli şeyler öğrendim. İletişim üzerine okunabilecek en güzel kitaplardan bir tanesi. Ayrıca Doğan Cüceloğlu’nun, kitapla aynı isimde yayımlanan bir programı vardı. Şu an youtobe’ta mevcut. Dilerseniz aratıp izleyebilirsiniz. Programın içeriği çok kaliteli ve anlamlı. Program, sohbet havası içerisinde ilerlediği için izlerken asla sıkılmıyorsunuz.
İnsan İnsanaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20239,7bin okunma
Reklam
8/10
·314 syf.··
2024 6. kitabı
serinin ikinci kitabıdır. üst not: kitabın künyesi yukarda olduğu için benim kendi görüşlerim ve azıcıkta spoilerli bir tanım olacak. hala okumayan/izlemeyen varsa tanımı okumaya devam etmese iyi olur. bence bu kitap harry'nin dumbledore ile gerçek anlamda ilk temas edişi. ilk kez bilgi alıyor ondan. Dobby ile tanışıyoruz. ilerde canım dobby harry'e çok yardım edecek. karanlık sanatlara karşı savunma dersi hocalarının hep fiyasko olduğunu iyice beynimize kazıyorlar. karanlık sanatlara karşı savunma dersi, bir nevi kötü büyücü amblemi gibi. ondan pek kimse talip değil. tabii snape dışında. felsefe taşında serideki karakterleri görmüş, iyi tarafta olan kişilerin detaylarını öğrenmiştik. bunda ise, voldemort kimdir? onu görüyoruz. çok akıllı biri olduğunu, manipülasyon yeteneğinin ne denli güçlü olduğunu, ginnyi kontrol altına almasından anlıyoruz. çocukluğunu, hogwarts yıllarından ufak detayları görüyoruz. bu okuyuşumda dikkatimi çeken bir bilgi oldu ki oda, dumbledore aslında harrye onun içinde bir ruh parçası olduğunu daha bu kitapta söylemiş. tomla benzerlik yada çataldil konuşma yeteneğinin sebebini sorarken üstelik. ilk hortkuluğun olduğu kitapta tabii böylesi bir bilgiyi vermesi çok doğaldı ama, daha tüm detayları bilmezken okuduğum için sadece yetenek ve güç aktarımı olarak yorumlamıştım bu kısmı. dip not: bu kitabı okurken en çok yetişkinlerin neden bu kadar olay dışı ve beceriksiz kaldığını sorguladım durdum. 12 yaşındaki çocuğa böyle şeyler yaptırılır mı hiç dedim ama, e çocuktan al haberi modundalar biraz. ondan bir şey diyemiyorum. bu dipnotu göz ardı ederseniz keyifle okunur.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949bin okunma
10/10
·690 syf.··
2024 11. kitabı
7 serilik bir serüvenin son kitabıdır "ölüm yadigarları." adı gibi yadigar kalmıştır bize orası ayrı. bir yandan çok üzüldüğüm bir yandan da soruların çoğu cevaplandığı ve ana gruptan ölen olmadığı için sevindiğim kitap. ilk kayıp hedwig oluyor. okula başlarken harrynin yoldaşı olan hedwig, bu son zorlukta da ona yardımcı olacak kısımda yer alamıyor ne yazık ki. harry son kez teyzesinin evinden ayrılırken, hedwig yolda öldürülüyor. (beyaz tüylü, tavır ve davranışları ile 6 kitap boyunca harrynin yanında duran, büyü dünyasına bağlantımızı sağlanyan güzel kuş. ) öldüğünde gerçekten çok üzüldüm ama yola devam ettik. bu kitapta, dumbledore'un hayatı da gözler önüne serilyor aynı zamanda. sır küpümüz dumbledore, geçmişi ile dünyadan göçtükten sonra yüzleşiyor. yazık.. hermione'ye bu kitapta bir daha hayran olmadan edemiyorum açıkcası. herşeyi planlıyor, hazırlıyor. en ufak noktasına kadar organize oluyor. bu yolda eğer bu karakter olmasa idi, harry başarılı olabilir miydi? sanmıyorum. kitap bir son, bir veda olduğu için tek tek tüm karakterleri anlatmak, tüm olayları yorumlamak istiyorum ama 5 tanım falan yazsam ancak istediğim oranda anlatabilirim sanırım. o yüzden, çok uzatmadan bağlayacağım. harrynin son hortkuluk olduğu ve annesi gibi diğer insanların yaşaması için kendini gözü kapalı ölüme götürmesi takdireşayandı. hatta bu yaptığı ile, savaşan büyücü ve cadılara bir tür koruma da sağladı annesinin ona yaptığı gibi. sevgi gerçekten güçlü kadim bir büyü. altını tekrar çizdiler. tüm ölen karakterlere üzülsem de en çok tonks ve lupin'e üzüldüm. daha yeni bebekleri olmuştu. bir de fred'e tabii. o ikili ayrılmazdı gözümde. biri yaralı iken, diğerinin ölümü beni çok yıprattı. diğer yandan, jk rowling'e ron'u öldürmeyi tercih etmediği için teşekkür ediyorum. eğer böyle
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,8bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 199. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 13:38
Žižek'in Encore için seçtiği felsefi/politik metin- lerden oluşan "Tin Kemiktir" ve popüler kültür metinlerini içeren "Bilinmeyen Bilinenler" serisi işte bu farklı boyuta, kabul görmemiş inançlarımızın hatta toplumsal değerlerimizin temelini oluşturan ama yine de görmezlikten geldiğimiz, farkında olmadı- ğımız alanlara odaklanıyor. Hegel'in "Tin Kemiktir" formülündeki kafatası kemiği Žižek'e göre öznedeki temsillenemez bir imkânsızlığı, bir boşluğu işaret eder. Onun Donald Rumsfeld analizinde ileri sürdüğü bildiğimizi bilmediklerimiz ek önermesi Rumsfeld'in Irak'ta yapılan işkenceleri bildiğini bil- memesine, yani Lacan'ın söylediği “kendini bilmeyen bilgiye ilişkindir: 2003'te Rumsfeld biraz amatörce, bilinen ve bi- linmeyen arasındaki ilişki hakkında felsefe yapmaya girişti: "Bilinen bilinenler vardır. Bunlar bildiğimizi bildiğimiz şeylerdir. Bilinen bilinmeyenler vardır. Yani, bazı şeyler vardır ki bilmediğimizi biliriz. Fakat bilinmeyen bilinmeyenler de vardır. Bunlar öyledir ki bilmediğimizi bilmeyiz.” Onun eklemeyi unuttuğu önemli bir dördüncü tanım var: 'bilinmeyen bilinenler', bildiğimizi bilmediğimiz şeyler ki bu tam anlamıyla Freudcu bilinçdışıdır...
Hayata Dair
Kutsal, Müstehcen ve Yaşayan-ÖlülerSlavoj Zizek · Encore Yayınları · 20251 okunma
Kızıl Kemâlizm
Puan vermedi·160 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 21:10
Çoğunlukla bilimsel bir temeli olmayan düşünceler silsilesi ile kaleme alınmış bu betik Solculuk ile Milliyetçiliği uzlaştırıp birleştirmeyi amaçlasa ve öyle sansa da buna erişememiş gibi görünmekte. En temel olarak "Millet tanımı" noktasında çok büyük bir hata yapıyor yazar. Türkiye'nin sınırları dışına çıkmayan ve bütün azınlıkları kapsayan bir tanım yapmaya kalksa da Turanî halklarla ilgiyi koparmıyor, hatta ileri gidip asılsız bir iddia olan "10 bin yıllık tarihi olan bir millet" şeklinde savunuyor Türklüğü. Hem Anadolu'nun antik halkları ile ırksal bağ kurup hem de diğer Turanî halklarla ilişki kuran yazar "biz Hitler gibi değiliz" diyerek kendini küçük düşürüyor. Dil, kültür ve vatan olarak birlik bulunmayan halklarla "ırk" dışında nasıl bir bağ kurulabilir? Daha da garibi ırkan Türk olmayan ama Türkiyeli olan kavimlerin Türkistândaki Türkî halklarla nasıl bir milletdaşlık ilişkisi olabilir. Baştan sona tutarsız bu "millet tanımı" Atatürk'ün adı da kullanılarak oturtulmaya çalışılıyor. Çünkü bu kadar tutarsız bir söylemi ancak bir siyâsî puta dayandırarak meşrulaştırabilirsiniz. Solculuk olarak ortaya koyduğu kavramların hepsini Kemâlizm zâten barındırdığına göre neden TÜRKSOLU adı altında yeniden toparlanma ve bunu millete anlatma ihtiyâcı duyduklarına da asla anlam veremedim. Zâten hazır olan bir sistemi birkaç farklı tefsirle aynı şekilde sunmanın mantığı pek olmasa gerek. Düz Sol-Kemâlizm, Sağ-Kemâlizm olarak ayrılsalar bütün sorunları çözecekler gibi ki aralarında pek de fark yok.
Tarih Boyunca Türkler Ve SolculukHüseyin Adıgüzel · İleri yayınları · 20093 okunma
Reklam
Reklam