ERen BAKIRHAN, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

Ben Nesli, özgürlüğü ve bireyselliği doğal karşılamanın, en belirgin özelliğimiz olduğunu vurgulayan bir tanım ve isim.

Ben Nesli, Jean M. Twenge (Sayfa 19)Ben Nesli, Jean M. Twenge (Sayfa 19)
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
Dün 22:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Körlerden birine, Özgürsün, diyorlar, onu dış dünyadan ayıran kapı açılmış, Haydi git, özgürsün, diyorlar yeniden, yerinden kıpırdamıyor, sokağın ortasında hareketsiz duruyor, onun gibi ötekiler de korku içinde, nereye gideceklerini bilemiyorlar, çünkü tanım olarak akılcı, kusursuz bir labirent olan deliler evinde yaşamak ile bir rehberin elini ya da bir köpeğin tasmasını tutmadan kentin çılgın labirentinde, belleğin bize o kentin farklı yerlerinin yalnızca imgesini gösterebileceği, ama oralara ulaşmada hiçbir yardımının dokunamayacağı o labirentin içinde kendini tehlikeye atmak arasında hiçbir bağ kuramıyorlar.

Körlük, José SaramagoKörlük, José Saramago
Oğuz Aktürk, bir alıntı ekledi.
Dün 10:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsan nedir
İnsanı bilimsel olarak tanımlamamı isterseniz size şöyle bir tanım yapabilirim: Modern insanlar (Homo sapiens türü), ökaryotlar içerisinde yer alan, Hayvanlar Alemi içerisinde bulunan, Gerçek Dokulular alt aleminin, çift yanlı simetrikler kladının, ikincil ağızlılar üst şubesinin, kordalılar şubesinin, omurgalılar alt şubesinin, gerçek çeneliler infra şubesinin, dört üyeliler üst sınıfının, memeliler sınıfının, doğuran memeliler alt sınıfının, primatlar takımının, kuru burunlu primatlar alt takımının, maymunlar infratakımının kuyruksuz maymunlar üst ailesinin, büyük kuyruksuz maymunlar ailesinin, insanların içerisinde yer alan canlılardır.

Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı (Sayfa 184 - Kor Kitap, 2.Basım)Evrim Kuramı ve Mekanizmaları, Çağrı Mert Bakırcı (Sayfa 184 - Kor Kitap, 2.Basım)
DUA, bir alıntı ekledi.
18 May 22:26 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Mutluluk gelecek
Mutluluk gelecek
Mutluluk
Yüzüme onun kadar hiç bir tanım yakışmadı

Sevda Şiirleri - Zeytin Ağacı, Ahmet Erhan (Sayfa 52)Sevda Şiirleri - Zeytin Ağacı, Ahmet Erhan (Sayfa 52)
Burcu Bergen, Kuşlar da Gitti'yi inceledi.
18 May 08:43 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Yaşar Kemal diyor ki; Bir İstanbul hikayesi yazılacaksa kuş yakalayıcıları bu hikayede olmalı. Ben kuş yakalayıcılarını ilk kez duydum. Ve meraklandım. İstedim ki bir fotoğrafları olsun eskilerden, inceleyeyim. Eminim ki benim gibi eski İstanbul'daki bu para kazanma yöntemini bilmeyenler vardır. Eski İstanbul, hani yeşili bol, bostanı çok, binası az zamanlarında şimdi AVM' lerin, kocaman sitelerin bulunduğu yerlerde insanlar kuşları yakalarlar ve onları kafeslere koyarak şehrin camileri, kiliseleri, meydanlarında azat buzat niyetine satarlarmış. Yani kişiler kuşları alır, onlara yaklaşır, bir küçük dua okuyarak gökyüzüne salarlarmış. Derlermiş ki "beni Cennet kapısında bekleyecek, onu özgürlüğüne kavuşturarak sevaba giriyorum." Eski İstanbul insanının saflığı mıdır bu yoksa inançlara bağlılığı mıdır bunu çözemesem de kitapta artık bu inancın körelmeye başladığı bir zamanı anlatıyor yazar.

Üç arkadaş, göçtükleri İstanbul'da bu işe soyunurlar. Bir çok kuş yakalarlar, hayal ederler ki bu kuşları satarak para koyacağız cebimize. Ama maalesef bu böyle olmaz. Çünkü zaman değişmiş, insanlar artık bu tür hurafelere inanmamaktadır. Hatta kuşları yakalayarak telef ettikleri için insanlardan tepki görmektedirler. Yaşar Kemal bu iş kolunu (başka tanım bulamadım) çok güzel bir hikaye ile bizlere anlatmış. Çok sevdim.

selim koç, bir alıntı ekledi.
17 May 05:49 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Tanım III
Fikir deyince, Ruhun düşünen bir şey olduğu için teşkil ettiği bir ruh
kavramını anlıyorum.
Açıklama
Kavram diyorum, fakat algı demiyorum, çünkü algı kelimesi Ruhun
bir objeden duygulanmış olduğunu, edilginliğini işaret eder, kavramda
ise ruhun etkinliği ifade eder gibi görünüyor.

Ethika, Benedictus De SpinozaEthika, Benedictus De Spinoza
Gökhan Taşpınar, bir alıntı ekledi.
15 May 21:41 · Kitabı okuyor

Toplantı
Toplantılar, tanım gereği yetersiz örgütlenmeye verilen bu ödündür. Çünkü insan ya toplantı yapar ya da çalışır. Aynı zamanda ikisini birden yapamaz. İdeal olarak tasarlanmış bir yapıda toplantıya gerek yoktur.

Etkin Yöneticinin Seyir Defteri, Peter Drucker (Sayfa 42)Etkin Yöneticinin Seyir Defteri, Peter Drucker (Sayfa 42)
Şeyda, bir alıntı ekledi.
14 May 14:46

Seirawan'a göre kombinezon
Büyük adamların çabalarından yola çıkarak daha yalın bir tanım öneriyorum:
Kombinezon, belli bir hedefe başarıyla ulaşmak umuduyla pozisyonun kendine has özelliklerinden yararlanan zorunlu bir dizi hamleyle birleşmiş bir fedadır.

Satrançta Kazandıran Taktikler, Yasser Seirawan (Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları)Satrançta Kazandıran Taktikler, Yasser Seirawan (Sayfa 5 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Semih, Kabuk Adam'ı inceledi.
 13 May 20:19 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Ön bilgi: Kabuk Adam'ı bana tavsiye eden ve okumama vesile olan değerli arkadaşım Roquentin'e teşekkür ederim.

Her ne kadar kitabın arkasında, "Kabuk Adam, Karayipler'de şiddetin bataklığında yaşanan korku ve tutku dolu sıradışı bir aşkın, ölümle yaşamın sınırında kurulan mucizevi bir dostluğun hikayesi." olarak bir tanıtım yapılmışsa da bence bu tanım son derece yanlış olmuş. Çünkü bu kitaba önce "sıradışı bir aşk" romanı demek, akabinde ise "mucizevi bir dostluğun hikayesi" demek, hem kendi içerisinde bir çelişki oluşturmakta hem de kitabın özünü tam olarak ifade edememekte. Bahsettiğim konuyu önce birkaç bilgi vererek açacağım ve bu açma esnasında size göre spoiler içeren bilgiler ortaya çıkabilir, şimdiden uyarmakta fayda görüyorum. (Bana göre spoiler filmlerde, dizilerde ve fantastik türdeki kitaplarda olur. Fakat bu tartışmaya girmenin yeri değil şu an.)

Kabuk Adam, Aslı Erdoğan'ın ilk romanı, benim de Aslı Erdoğan'dan okuduğum ilk kitap. Yazarın dilinin sadeliğini ve kullandığı kelimelerin zenginliğini beğendim. Bir kadın yazara göre son derece cesur ve açık sözlü. Cinsellik ve ırkçılık gibi zor konularda hiç çekinmeden söylemek istediğini söylemiş. Bu açıdan kendisini tebrik etmek istiyorum.

İkinci değinmek istediğim konu, kitabın otobiyografik bir eser olduğu. Gerçekten de kitabın isimsiz kahramanı ile yazar arasında birçok benzerlik var. Hatta kitabın anlatım üslubunun da birinci tekil şahıs olması, okurların kuşkularını artırıyor. Aslı Erdoğan gibi kahramanımız da fizikçi ve yalnız bir kadın. Aslında sadece Aslı Erdoğan değil, bence bu kitap yalnız bir kitap. Evet, yalnızlığı tam olarak anlatmıyor; ama içerisinde buram buram bir yalnızlık kokusu alıyorsunuz okurken.

Gelelim asıl meselemiz olan konuya, bu kitap kesinlikle bir aşk romanı değil bence. Hele dostluk romanı hiç değil. Daha önce bu kitaba ilişkin inceleme yazan arkadaşların yazdıklarını da okudum; ama maalesef ben biraz farklı düşünüyorum. Kabuk Adam'da bir aşk hikayesi anlatılıyor gibi görünse de insanların yalnız hissedişine ve korkularına vurgu yapan; korkularının üstüne giden insanların ancak korkularını yenebileceklerini ve "kabuk"larını kırarak iyileşebilecekleri anlatan bir kitap bence.

Aslı Erdoğan, "Kabuk" Adam'ı bir simge olarak kullanmış ve kadın kahramanımızın kendi içerisinde bir türlü yenemediği korkularını yenmesini, kabuğunu kırarak gerçek kimliğine dönmesini sağlamaya çalışmış. Çünkü Kabuk Adam da tıpkı isimsiz kahramanımız gibi psikolojik sorunları ve geçmişinden gelen hesaplaşmaları olan biri. Kitapta sadece kadın kahramanımızın yalnızlığı, ötekileşmesi, kendini sorgulaması, vicdani hesaplaşması ve pişmanlıkları anlatılıyor gibi görünse de aynı şeyler Kabuk Adam için de geçerlidir. Bu iki kahramanımızın birbirini tanıması, her ikisine de iyileştirici bir etki yaratmış ve ömür boyu unutamayacakları bir ders almalarını sağlamış. Birbirlerine karşı duygusal olarak yakınlık hissetseler de bence bu yakınlığın ismi aşk değil, acıların birbirine benzemesidir. Hani Sabahattin Ali'nin bir cümlesi var ya, "Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende." İşte tam olarak mesele budur.

Kitabı elime aldığımda ilk sayfalarda müthiş güzel cümlelerle karşılaştım. Birçok cümlenin altını çizdim ve harika bir kitabı elimde tuttuğum izlenimine kapıldım. Kahramanımızın Kabuk Adam ile tanışmasına kadar geçen dönemi anlatışı, bana göre muazzamdı. Hatta başlarda Stefan Zweig'ın Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat isimli kitabı gibi bir kitap okuduğumu düşündüm. Klasik Zweig romanları gibi isimsiz kahramanımız da psikolojik durumunu ve başından geçecek olayları müthiş tanımlamalar ile önümüze sunuyordu. Ancak bu tanışma öncesi bölümün devam eden bölümlerinde beklediğim etkiyi bulamadım. Yine Aslı Erdoğan güzel cümleleri ile kendisini okutturmayı başarıyordu elbette; ama o başlarda aldığım edebi hazzı maalesef ilerleyen bölümlerde bulamadım.

Bence Aslı Erdoğan'dan çok güzel bir aşk romanı yazarı olur. Çünkü betimlemeleri ve düşünceleri aşık olmuş ve aşkı tanımış bir kadının cümleleri gibi geldi bana. O sebeple biraz da herkes bu kitaba aşk penceresinden bakıyor sanki. Aslı Erdoğan'ın cümlelerinin duruluğu ve çekinmeden her konuya değinebiliyor olması bende böyle bir düşüncenin oluşmasını sağladı. Yazarın bir kitabını daha okumaya karar verirsem bu kitap kesinlikle aşk romanı olacak.