Manaların maşeri tasavvurlarla müphemleşmesine ve ferdi şuurlara göre özellikler kazanmasına rağmen insanın düşünme, duyma ve inanma macerası aynıdır. Görünüşlerin çeşitliliği esası, manayı inkara sebep olamazdı. Ancak, biz bu iddiamızla, ilkel insan ile modern insanın ki bu sadece eğitim imkanı ve fırsatı farkından doğmaktadır-aynı mantığa sahip olduklarını söylemiyoruz.
İnsan Bilgisi Bilimi, elbette psikolojiden, sosyolojiden ayrı bir şey olacaktır. Bugüne kadar gelen mantıktan daha fazla bir şey olacaktır. Belki de, bugün "mantık" adını verdiğimiz alanın, insana göre yeniden ele alınmasını teklif ediyoruz. Aksi halde eşyanın mantığı ile insanı kavramaya çalışmak pek mümkün gözükmemektedir. Bugün, makine ile insanın, otomotizm ile şuurun, mekanizm ile iradenin farkını kaybeden "mantık" pek yakında insanı elden çıkarmak üzeredir. Biz insanın yeniden kendisini keşfetmesine yardım edecek yolu açmak zorundayız. Böylece, doğacak İnsan Bilgisi Bilimi, sırf insandan taşan verileri, sırf insanın sahip olduğu bilgileri toplamak, tasnif etmek ve prensiplere bağlamak isteyen bir ilim dalı olacaktır.
İnsanlarla münasebet açısından şehirde ve köyde yaşam arasında büyük bir fark görmediler. Hem orada hem de burada insanlar kendileri için yaşıyordu ya da onlar, başkalarına nasıl yaklaşacaklarını bilmiyorlardı. Sanki geçmişle gelecek arasında, mevcut olmayan bir zaman diliminde yaşıyorlardı. Herkesin cebren bir araya geldiğinde ataerkil cemiyetin kişiliksiz homojenliğinin sıcaklığı ve herkesin kaçınılmaz suretle tek başına yaşadığı modern yabancılaşmanın soğukluğu arasında.