EMSALİ BULUNMAZ CİHÂN İÇİNDE
Bir rane bir mahbuba oldum müptela Emsali bulunmaz cihan içinde Övmüş de yaratmış cenab-ı Mevla Dişleri inci sedef dühan içinde Kaldı serv-i fidan yanağ-ı mis gül Bir nevreste cihan avaz-ı bülbül Veçhi mahi taban saçı tap sümbül Misli yoktur inan turhan içinde Gözlerime vali lebleri zülal Kirpikleri deste kaşları hilal İlahi ömrüne ermesin zeval Gezsin böyle cenan insan içinde Her gören enver nur yüze bakar Nice âşıklar odlara yakar Meyletmez bir ferde semadan çıkar Fahir ilfadeler hayran içinde Ey Fedayi melek midir bu dilber Yoksa hurü müdür ver bize haber Barekallah hub yaratmış mahteber Cemalin gösterir bürhane dilber
Aradığı her şekil düşünceden biter, meydana gelir; sen her şekle tapma, düşünceye tap.
Türkiye iş bankası yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Pencereler
Pencereler; evlerin gözü, odaların nefesi, yalnız ömürlerin dünyaya uzanan köprüsü, yalnızlığın sokağa sarkan dallarıdır. . Duvarların dışarıya açılan merakı, içeride kalanların ufka uzanan eli, sıcak yuvaların sokağa vuran kalbidir. Yağmur ilk onlara vurur, karı ilk onlar karşılar, rüzgârın getirdiği haberleri perdelerin kulağına onlar fısıldar. . Sabahları ilk ışığı onlar görür, güneşi ilk onlar kucaklar, soğuğu ilk onlar göğsünde yumuşatır, tap taze bir umudu buyur eder içeri, akşamları ise son karanlığı. Bazı pencerelerde beklemek oturur. Yıllardır dönmeyen bir evladın yolu, sevgiliden gelmeyen bir mektubun ümidi, çalmayan bir telefonun sessizliği… . Bazı pencereler, gözleri yollarda kalan insanların umut nöbetidir.
Bir dəli şeytan deyir Sən də at şeirin daşını Çıx get qara Afrikaya Rembo kimi qat başını. Öpülməmiş bir qız tap Bir də köndələn daxma Heç kimə məktub yazma Güzgülərə də baxma Nə din, nə dil, nə də Vətən Hamısı çıxsın yadından Amma bir gün uçan yerdə Vursunlar qanadından
İnsan bizim gibi sevdikten sonra artık yalnız Allah kalmıştır; Allah yalan söylemez, Allah aldatmaz. Yalnız ona tap artık, öyle istiyorum. Istırap çekenlerin derdini avutmak suretiyle ona hizmet et.
Sayfa 177
“Lolita, light of my life, fire of my loins. My sin, my soul. Lo-lee-ta: the tip of the tongue taking a trip of three steps down the palate to tap, at three, on the teeth. Lo. Lee. Ta. She was Lo, plain Lo, in the morning, standing four feet ten in one sock. She was Lola in slacks. She was Dolly at school. She was Dolores on the dotted line. But in my arms she was always Lolita."
Sayfa 1
Edebiyat