Sezen B., bir alıntı ekledi.
 19 saat önce · Kitabı okuyor

Sonuncusu oldu da!!!
Tarih: 2 Ekim 2006.
TBMM önünde küçük bir grup basın açıklaması yaptı. Ellerindeki pankartlarda şunlar yazılıydı:
-Tohumlarıınızı yasaklamak ülkemizi silahsız işgal ettirmektir.
- ithal tohumların soframıza kanser olarak gelmesini istemiyoruz.
- Tohumculuk yasa tasarısı Meclis'ten çekilsin.
- Tohum Yasası tohum çeşitlerimizi yasaklayacaktır.
Basın açıklamasını Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın okudu:
"Çok uluslu şirketlerin tohum piyasamızı ele geçirmelerine zemin hazırlayarak, ülkenin geleceğini pazarlayan Tohumculuk
Yasa Tasarısı geri çekilmelidir."
Küçük grup basın açıklaması sonunda Meclis bahçesine tohum serperek "Bu gördüğünüz son yerli tohum olabilir" uyarı-
sında bulundu

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 23 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 23 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Hasan HAKAN, bir alıntı ekledi.
 22 May 14:42 · Kitabı okuyor

Mustafa Kemal Paşa, TBMM'nin açılışından bir yıl sonra 23 Nisan 1921'de bugünün bayram olarak kurtlanmasına karar verdi. 23 Nisan 1927'de ilk kez "Çocuk Bayramı" olarak da kutlanmaya başladı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 199 - Kronik)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 199 - Kronik)
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
18 May 20:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Net...!
"Ben Vahidettin’in hain olduğunu, daha 25 Eylül 1920’de TBMM'de söyledim. Aramızda birçok muhafazakâr, sarıklı, medreseli, padişahçı ve şeriatçı vardı. Ama biri bile itiraz etmedi. Çünkü hainliği o kadar açıktı ve ortadaydı. Giderek daha da belirgin bir hal aldı."

Saltanat; Vahidettin ’in hainliğini açıklayan, lanetleyen görüşmelerden sonra, TBMM'nin 1 Kasım 1922 gün ve 308 sayılı kararıyla kaldırılmıştır.

"Verdiğim bilgiler, açıkladığım belgeler gizli saklı değildir. Bir çok ciddi kitapta yer almaktalar. Herkese açıktır. Milli Mücadele hakkında konuşmak ve yazmak isteyenlerin ulaşabileceği, mutlaka okumaları gereken belgelerdir. Açıkladığım ve aktardığım olgu ve kanıtlara rağmen Vahidettin’i ve yandaşlarını savunmak, hangi amaçla olursa olsun, ayıp değil, düpedüz hainliği paylaşmaktır!"

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da, Turgut Özakman (Sayfa 59 - Bilgi Yayınevi, 10.Basım, İki Cilt Birleştirilmiş)19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da, Turgut Özakman (Sayfa 59 - Bilgi Yayınevi, 10.Basım, İki Cilt Birleştirilmiş)
nejla güldalı, bir alıntı ekledi.
18 May 12:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Tespit 1)
Atatürk dedi ki:
“Efendiler! Avrupa’nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık, Osmanlı tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanmıştır. Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?.. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!” (6 Mart 1922 TBMM)
Tespit 2)
Tarih: 18 Kasım 2006.
AKP İzmir İl Gençlik Kolları’nın düzenlediği “Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkilerinin Toplumsal Etkileri” başlıklı toplantının konuğu Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı Prof. Dr. Atilla Yayla idi. Şunu dedi:
“Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder. İleride bizlere, ‘neden her yerde bu adamın (Atatürk’ün) heykelleri, fotoğrafları var’ diye soracaklar.”
Bu konuşmadan bir gün sonra…
Hürriyet gazetesi yazarı Emin Çölaşan telefonla ulaştığı Prof. Yayla’ya şu soruyu yöneltti: “Siz Liberal Düşünce Topluluğu’nun başındasınız. Bugüne kadar AB’den kaç para aldınız?”
Prof. Yayla şu yanıtı verdi: “Her şeyimiz yasaldır. İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den 450 bin euro aldık. Ne var bunda…” (22 Kasım 2006, Hürriyet)
Tespit 3)
Yıl, 2012. AKP hükümetinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’e, Fransa Hükümeti tarafından “Tarım Alanında Şövalye Liyakat Nişanı” (Chevalier dans I’Ordre du Merite Agricole) verildi. Bakan Eker, Şövalye Liyakat Nişanı’nı Pariste düzenlenen törenle Fransa Tarım Bakanı Stephane Le Foll’ün elinden aldı.
Bakan Eker yaptığı konuşmada, 1883’ten bu yana verilen şövalye liyakat nişanının ilk kez bir Türk Bakana verildiğini hatırlatarak, “Şövalye Liyakat Nişanını, dostluğumuzun her gün geliştiği bir ülkenin bakanından almaktan onur duyuyorum” dedi.
Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre; Türkiye, 2010-2012 yılları arasında ilk kez Fransa’dan 250 milyon dolar tutarında canlı hayvan ve et ithalatı yaparak, bu ülkenin 2008 yılından bu yana tarımda yaşadığı krizi atlatmasına yardımcı olmuştu.

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 224 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 224 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Murat Ç, bir alıntı ekledi.
 16 May 21:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Zaferden Sonra Ne Yapmalıydı? İki Yol Vardı;
Birinci yol, "TBMM ’ni ve Ankara hükümetini dağıtıp yeniden İstanbul yönetimine bağlanmaktı. İstanbul yönetimi bunu bekliyor ve istiyordu. Ama bu kafa ve vicdanlarla nereye vanlabilirdi? Uzun uzun düşünmeye gerek yok. Nereye varılabileceğini Osmanlı Devleti’nin son 150 yılı ve Milli Mücadele yılları açıkça göstermektedir. Bu kafanın ve vicdanın Sevres Andlaşması’nı imzalamış olduğunu, Ankara 'ya kabul ettirmek için de çabaladığını hatırlamak yeter."

İkinci yol ise, "yüz binden fazla asker ve sivil kayıp vererek, dört yıl gözyaşı, göz nuru, ter ve kan dökerek kavuştuğumuz bağımsızlığımızı bir daha yitirmemek, bu acı günleri bir daha yaşamamak, bir daha ayak altında kalmamak, bir daha yenilmemek, ezilmemek, sömürülmemek, horlanmamak, insan gibi yaşamak için, kısacası hızla ilerlemek ve çağdaş uygarlığı paylaşmak için, yeni insanlardan oluşan yeni bir toplum ve yeni bir devlet kurmaktı."

Haklı olarak ikinci yol seçilmiştir.

19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da, Turgut Özakman (Sayfa 41 - Bilgi Yayınevi, 10.Basım, İki Cilt Birleştirilmiş)19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun'da, Turgut Özakman (Sayfa 41 - Bilgi Yayınevi, 10.Basım, İki Cilt Birleştirilmiş)
Murat Kalpakçıoğlu, bir alıntı ekledi.
12 May 19:41 · Kitabı okuyor

Atatürk’ün Milli Egemenlik Uyarıları
TBMM, yalnız ve yalnız milletindir. Milletin seçtiği milletvekillerinden oluşur. Bu Meclis yalnız ve yalnız milletin emrine boyun eğmek zorundadır. İSMİ VE MAKAMI NE OLURSA OLSUN MİLLET BU HAKKINI BŞR ŞAHSA VE MAKAMA TESLİM EDEMEZ.

Yüzyılın Kitabı-Yüzyılın Lideri, Sinan Meydan (Sayfa 77 - İnkilap Kitabevi)Yüzyılın Kitabı-Yüzyılın Lideri, Sinan Meydan (Sayfa 77 - İnkilap Kitabevi)
Veysel Tunçboğa, bir alıntı ekledi.
11 May 20:27

Tanrı kötülüklerin arta kalanından yaratmıştır insanoğlunu.
Sen insansın
Ben insan.
Başbakan insan değil sevgilim.

Seni anlatacak bir tek cümle dahi kuramıyorum ama
Seni seviyorum.

Varlık felsefesinde sana inanıyorum sevgilim.
Semavi dinlerde sana.
Şiirde sana.
TBMM de sana.

Laleli'de Bir Pazartesi, Özkan Günaydın (Sayfa 115)Laleli'de Bir Pazartesi, Özkan Günaydın (Sayfa 115)
Ali Rıza MALKOÇ, Felsefe Bir Sevinçtir'i inceledi.
09 May 18:48 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

BU YAZI AYNI ZAMANDA ÖNERİ OLARAK BİMER ARACILIĞIYLA
YÖK, MEB VE TBMM BAŞKANLIĞINA İLETİLMİŞTİR.

Kitap İnceleme Yazısı
Kitap Adı : Felsefe Bir Sevinçtir
Yazarı : Prof.Dr. Afşar Timuçin
Yayınevi :Bulut Yayınları
Baskı : 5.Baskı/2006/ 216 Sayfa


Felsefe, sanat, estetik ve edebiyat üstadı olan Yazarı, “Afşar Timuçin’le düşünceye yolculuk” adlı kitap ile tanıdım. Ve kitap okuma planım ve sıram hemen değişiverdi. Araştırma, inceleme, felsefe, deneme, düşünce, şiir, roman, öykü ve çeviri dallarında olmak üzere 89 kitap çalışması olan hocamızın şimdilik 8 kitabını aldım ve keşfedilmeyi bekleyen, bilimsel ve sağduyulu bir vicdanın ürünü olan eserlerini, öncelikli düşünce mirası kabul edip okumaya başladım.
Felsefenin bu kadar yalın, akıcı, etkili ve de sevimli bir dil ile anlatıldığı başka bir kitap okumamıştım.
Felsefenin kelime, alan ve içerik olarak çok farklı tanımları olmakla birlikte, hiçbir bilgisi olmayanların da çok gereksiz, niteliksiz tanımlamaları vardır. Şimdi onları listeleyip de moralinizi bozmayayım. Benim anladığım mânâda felsefe; bilinci yerinde, verimli ve ahlâklı kullanma yöntemi ve sanatıdır. Bilgi ile zihni ve kalbi buluşturmaktır. Bilim, inanç ve düşünceler arası ortak bir iletişim lisanıdır.
İşte felsefenin temel ilkelerini anlama, günlük yaşama doğru aktarma, düşünme ve sorgulamayı toplumsal faydaya dönüştürme seviyemiz, toplumdaki konumumuzu belirleyecektir.
Yazarımızın öneri, gözlem, tahlil ve öğretileri işte bu yönde nasıl bir ortak dil, anlayış geliştirebiliriz düşüncesinin kitaba yansımasıdır.
Olayların tarihi değil, düşüncelerin tarihi, içinde yaşadığımız çağı tartıp, geleceği planlamada daha etkin bir faktördür. İnsanı tanımadan, düşünceler tarihi hakkında bilgi edinmeden, hayatı algılamada zorlanacağız.
Kendimizle barışıp, çevremizle de uyum içerisinde olabilmemiz için ayrıca bilim, etik, estetik, sanat alanlarında da yeterli bilgi ve deneyime ulaşmak gerekiyor. Önce bu yollardan geçmeyen her kaynağa, zararlı maddelerin karışması kaçınılmazdır.
Farklı düşünürlerin düşüncelerinin de aktarıldığı kitapta, tarih bilinci ayrıca çok özel bir yer tutuyor.
Bu zamana kadar yenilenmemiş isek, yenilmiş sayılmayız elbette. Fakat yeni bir şeyler üretmek gerekiyor. Bu yeniliğin de yolu felsefeden geçiyor. Felsefe; tarih ve sosyoloji ile barışık ve dayanışma içinde yol alıyor zaten toplum bünyesinde.
Buradan hareketle felsefenin, sosyal bilimlerin topluma bakan yönünü yorumlamak istiyorum.
Teknik bilgi ve deneyimi ağır basan bir birey olarak sosyal bilimleri de çok önemsiyorum.
Tabandan tavana bu alanda periyodik bir eğitim seferberliği başlatmak gerektiği gibi, tavandan tabana doğru da bu eğitim çalışması hızlandırılmalıdır. Taban ve tavan ortak bir noktada buluşacaktır.
İşte bu nokta; anlaştığımız, barıştığımız, birbirimize güven veren, dayanışmayı teşvik eden, birlikte yaşama sanatını gündeme alan buluşma noktası olacaktır.
İletişim arızaları toplumda derin yaralar açmıştır.
Nereden başlanmalı derseniz; eğitim ve toplumsal alanları planlayanlara, bu amaçla yasa çıkaranlara şunu önerebilirim: Sosyal bilimler yaşamı ve bireyi destekleme merkezi kurulmalı.
Devlet bütçesi, eğitim kadrosu yeterli olduğu sürece, bu merkezler, bölge, il, ilçe hatta mahallelere kadar yayılmalıdır.
En deneyimli akademisyenlerden, emekli olanlardan; sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih, temel hukuk, edebiyat, estetik, iletişim ve yönetim bilimleri alanında dersler verilmeli bu merkezde.
En az 18 aylık eğitim sonunda sınavdan başarılı olan ve en az belirlenen 50 kitabı okuyanlara başarı sertifikası verilmelidir.
Dünya ölçeğinde geri kalmışlığımızı kapatmak istiyorsak, kısa sürede olağanüstü bir performans yakalamak istiyorsak, toplumsal ortak yaşam alanlarında daha kaliteli bir ortam oluşturmak istiyorsak;
Bu eğitimi öncelikle Vali, kaymakam, belediye başkanı ve tüm milletvekilleri almalıdır.
Yasa ile belli bir takvime bağlanarak; bu eğitimi almayan hiçbir birey, milletvekili veya belediye başkanı adayı olamamalıdır. İsterse ilkokul mezunu, ister yüksek lisans mezunu olsun, bu eğitimden geçmelidir.
Ben seçtiğim vekilin bilinç, eğitim, algı ve analitik düşünme düzeyinin benden kat kat fazla olmasını arzu ederim. Yüksek hitabet, belagat, hamaset; meclise, kanunlara ve halka nasıl bir artı değer katabilir ki?
Maddi gücü ve meydan nutuk edebiyatı yeterli olan bir iş adamı veya müteahhit vekil olup, yasama organında kanun yaptığında, toplumun beklentisini ne kadar ve nasıl algılayabilir?
Veya bir ses sanatçısının, toplumu ilgilendiren kanun, proje ve yatırım önerilerine ne kadar bir katkısı olabilir?
Madem ki bu geçici idari görevler, milletvekilliği, belediye başkanlığı olarak karşımıza çıkıyor, mesleği ne olursa olsun, toplum ortak bilincinde kabul görebilmesi için böyle bir sosyal bilimler eğitimi zorunlu olmalıdır.
Bu eğitim seferberliğini zamanla başka alanlarda da yaygınlaştırmak gerekir.
Unvanı ve eğitimi ne olursa olsun, rektör, dekan, okul ve hastane müdürü, polis, zabıta, jandarma gibi toplumla birebir yakın ilişkide olan tüm idari kadrolar bu eğitimden nasibini almalıdır.
Bugüne kadar belirlenen ve uygulanan yöntemlerle mevcudu bile koruyamayıp, irtifa kaybettiğimize göre, yeni metotlar geliştirmek ve bu arayışa girmek zorunluluktur.
Bu manada insani değerlerimizi uçurabilirsek, uzaya füze göndermek için çok daha kolay teknik çalışmalar yapma ihtimalimiz doğacaktır.
Oynak bir zemine temel atamadığımız gibi, çok kaynayan çorba kazanının tuzuna bile bakamıyoruz.

Sadece sezgi ile, dayanaksız öngörülerle hareket edenler, felsefenin kriterlerine muhtaçtırlar.
Bilim, din ve felsefeyi amacından uzak bir öngörüyle algılayıp, bilincimizin bir parçası haline getirdiğimizde, maalesef toplumsal bütünlük yara almaktadır.

Her şey insan için; eğitim, sevgi, barış, huzur, toplum ve devlet. Bu bütünlüğü sağlamak ve kalıcı kılmak için bireylere ve kurumlara ayrı ayrı sorumluluklar düşüyor.
Kaliteli bir eğitim, her alanda ve her düzeyde, kabul görmesi ve uygulanması, öncelikli ve olmazsa olmazımızdır.
09.05.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis

Burak Karaman, bir alıntı ekledi.
03 May 23:33 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Büyük Millet Meclisi
Meclisin açılış töreni ve takip ettiği politika itibariyle bugünkü muhafazakâr çevrelerin neden 23 Nisan'a cephe aldığını anlamak zordur. TBMM cuma günü, cuma namazı sonrasında, dualarla açılmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 183 - Kronik Kitap, 1. Baskı)Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İlber Ortaylı (Sayfa 183 - Kronik Kitap, 1. Baskı)