Doktor olan babasını çocukluk anılarında dikkatle gözlemleyen anlatıcı, onun yalnızca mesleğini değil; merhametini, şefkatini ve sessiz fedakarlığını da satırlarına işler.
Çocukluk yıllarının taze, buruk ve derin duygularını, babasına duyduğu koşulsuz sevginin ışığında, bir çocuğun duygularıyla.
Kitap boyunca anlatılan her hatıra, babanın yüreğinden süzülen bir ışık gibi anlatıcının yaşamını aydınlatır.
Geçmişin tozlu raflarında saklı kalan anılar, okura tebessüm hem de derin bir hüzün bırakır. Babasıyla paylaşılan her an, ömür boyu taşınacak kıymetli bir mirasa dönüşür. Büyümenin aslında bir babanın gölgesinde kök salmak olduğu hissettirilir.
Eser, yalnızca bir baba ile çocuğu arasındaki bağı anlatmakla kalmaz; sevginin en saf, en karşılıksız ve en sessiz halini de dile getirir.
Çünkü baba, kimi zaman fırtınalardan koruyan güvenli bir liman, kimi zaman sıcak bir ekmeğin huzur veren kokusu, kimi zaman da yıllar geçse bile silinmeyen hatıraların en derin izidir.
Bu kitap, geçmişin insanı tüketmediğini; aksine, insanı ayakta tutanın kalpte yaşatılan sevgi ve hatıralar olduğunu gösterir. “Asla kimseyi öldürmedi benim babam.” Bütün babaların sessiz sevgisin dilidir.
26.06
Bir okur hanım
Birkaç alıntı
Alçakgönüllüydü benim babam.
Babam kırk üç yaşında öldü. Ben on beş yaşındaydım. Bugun ondan daha yaşlıyım.
Güçlüydü benim babam. Herkes onun yüzyıl yaşamak için yaratıldığını söylerdi.
Asla kimseyi öldürmedi benim babam. Bir çok insanı ölmekten kurtardı.