Yaşamak hep dün, ölüm genellikle yarın ve bazen de bugün…
Gitmeseydi de bunları diyemezdim büyük ihtimalle. Seni seviyorum, derdim bir tek. Derdim seni sevmem, yoksa ölürdüm rahatlıkla. Derdim seni sevmek, yoksa ölene kadar yaşardım rahatlıkla! Şimdi hangi gece rahat koyabilirim başımı yastığa.Sen ellerini de alıp gittikten sonra hangi ilaç kapatır yaralarımı? Öleceğim günden kaç gün önceye tekabül eder gözlerinin gözyaşlarıma en son rast gelişi? Kalsaydı yanımda, korktuğumu söyleyebilir miydim göğsümü gere gere?Yaşamaktan da, ölmekten de ve hatta beni yaşamak ile ölmek arasında bırakan sevgisinden korktuğumu söyleyebilir miydim bir çırpıda? Seni seviyorum, diyebilirdim bir tek.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Süleyman Demirel, biri ile gayet hararetli bir açık oturum yapıyor... Sonra iş sakinleşince, babayani bir tavırla yanındaki yardımcısını gösterip, "ne olacak yani?.. İşte bu da benim köpeğim!" diyor... Adam bozuntuya vermemeye çalışarak, bu şekilde kameranın önünde konuşulmasının tuhaflığını, kameramanlara tebessüm ederek gösteriyor!..
Sayfa 566 - Ağustos 1994, “SELÂM SANA HAŞMETLİ AZAP!”, Levha: 9 Haziran 1989, İbda Yay.
Süleyman Demirel
Okurken tebessüm ettirdi
"Elim daha yeni iyileşti. Yoksa bana kendimi vurdurtmam için yeni bir fırsat yaratacağını müjdelemek için mi arıyorsun? "
Sayfa 83 - Koridor·Kitabı okuyor
Bir öğretmen olarak acı bir tebessüm ettim üzücü ve doğru.
Ben çocukken bir öğretmen şapkamı çıkarmamı söylediğinde çıkarırdım. Bugün bir öğretmen öğrenciden şapkasını çıkarmasını istese annesinden bir e-posta gelir; çocuğun aslında şapkasıyla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Bir gün her şey bitecek. Ve bize kalan küçük bir tebessüm olacak.
Sayfa 173 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı