Kıbrıs davasında hemen her devlet, dost ve müttefik sandıklarımız bile aleyhimizde olmasına rağmen işte 100.000 Türk, 400.000 Rumla boğuşuyor. Bu oransız vuruşmada yenilmeyişinin sebebi anayurdun kendisini desteklediğini bilmesidir. Hele bu destek, kritik anda Erenköyü'nde yapılan hava saldırısı gibi olunca Kıbrıs Türkünün savaşı daha yıllarca sürer: Türk birlikleri Kıbrıs-a çıkıncaya veya Selânik'e girinceye kadar... Kerkük Türkü'nün de desteğe ihtiyacı var. Üstelik Kerkük Türkü daha da talihsizdir. Nasıl talihsiz olmasın ki Barzânî adında bir Kürt eşkıyası devlet kurmaya ve Kerkük Türklerine azınlık hakkı vermeye kalkıyor. Kurtu-luş Savaşı'ndaki bir türkü, Yunan gibi aşağılık bir düş-manın Türkiye topraklarına ordu sokmasını: Ankara'nın taşına bak, Gözlerimin yaşına bak. Biz Yunan'a esir olduk, Şu feleğin işine bak. mısralarıyla anlatılıyor ve talihin böyle hain bir tecelli-sine karşı Türk Milleti'nin öfkeli şaşkınlığını belirtmiş oluyordu. Bu acı hâtıra yetişmiyormuş gibi, şimdi bir de Kürt devlet kuracak da 1.000.000 Türk'e azınlık hakkı mı verecek? Bu küstahça iddialar karşısında Türkiye'nin kültür ve fikir hayatında söz sahibi olan, söz sahibi olduğunu iddia eden bunca kalem sahibi arasından, Sedat Simavi gibi biri çıkıp da Kerkük Türkleri'ni millî bir dava haline getire-mez mi?
Sayfa 35 - Ötüken, 17 Temmuz 1965·Kitabı okuyor
Şüphe yok ki, âlem denilen varlık, âyan-ı sâbite suretlerinde Hakk’ın belirmesinden başka bir şey değildir. Lâkin o âyanın varlığı da Zât’tan gelen tecelli olmaksızın imkansızdır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Falan yiyeceğin zehirli olduğu sana söylense sen hemen ondan çekinirsin. Ardından da onun zehirli olmadığına dair en güçlü yeminler edilse yine de ona el sürmekten çekinirsin. O yiyeceğin bulunduğu kabı defalarca yıkasan bile o kaba karşı içinde bir tiksinti hissedersin. Peki, dinin konusunda niye böyle davranmıyorsun? Allah'ın sana gösterdiği ihtimam, senin kendi annenin sana gösterdiği özenden katbekat fazladır. Hani sen küçükken o sana bakıyor, sana güzel elbiseler giydiriyordu. Onları kirlettiğinde hemen çıkarıyor sana temizlerini giydiriyordu. Şu hâle baksana, sen muhteşem bir diyardasın ve bu diyarda senin namaz kılıp secde edemeyeceğin en ufak bir toprak parçası bile yok! Öyleyken sen elbiselerini günahlarla eskitiyor ve pisletiyorsun! O'nun güzellikleri sana tecelli edip dururken, sen o tecellilerin arı duruluğunu bozmak için onları yeteri kadar günahla örtüp kapatıyorsun!
Sayfa 62
Din
Nasıl ki suyun katrelerinden, şişenin parçalarından tut, seyyar yıldızlara kadar şeffaf veya şeffaf gibi her şeyde şemsin cilvelerinden şemse mahsus bir turra, bir cilve bulunur. Kezalik Şems-i Ezelî'nin de bütün canlı mahlukatta "ihya ve nefh-i hayat" cihetiyle bir tecelli-i ehadiyeti vardır ki, bütün esbab iktidar ve ihtiyar sahibi oldukları farz edilse dahi, o sikkenin ne mislini ve ne taklidini, ne münferiden ve ne müçtemian yapmaktan âcizdirler. Buna binaen şeffaf şeylerde görünen o timsaller şemsin timsali olup, şemsten o şeffaf şeylere in'ikas etmiş olduklarına hükmedilmediği takdirde, o sayısız katrelerde ve zerrelerde her birisinde hakikî bir şemsin maddesiyle mevcud bulunduğuna hükmetmek lâzım gelir.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Din
Bana, " Yunus!" dedi, parmağını kalbimin üzerinde gezdirerek, " Burası kalbinin en değerli yeridir. Burada siyah bir nokta vardır. Canın canı, sevenin cananı buradadır. O nokta, yoğun bir damla kandan ibarettir. Adına 'süveyda' yahut 'sevda' derler. Siyaha çalan rengi yüzündendir bu isim. Çünkü sevda, kara talih içinde, o kara kan damlasında büyür. Bütün tecelli denizleri, bütün aşk fırtınaları, işte o bir damla kanda dalgalanıp çırpınır. Aşırı sevgi bu damlayı tahrip edip dağıtırsa, parçaları bütün vücuda dağılır. Aşk, işte bu dağılmanın adıdır ve o dağılırsa aşık artık ne yaptığını bilmez olur. "
"Hayat, esmanın nuruyla mana bulur"
"Biz Vücûd-u Ebedin (kudretiyle zahir olan) sırr-ı ezeliyiz. Biz, yükselmekle Makam-ı Kudsiye'ye eşit olduk. Bize bağışlananlar, Bedr-i Habeşî’nin sır Narıdır. Zât-ı Esmalar tecelli eder. İnsanlardan o isimlere imân edenleri o isimlerin hayatıyla hayattar olurlar. Ve o isimlerden i’râz edenler hiçbir şeyi elde etmeyen (hüsran ehli olurlar)"
Sayfa 20·Kitabı okudu
Alıntı