Güç sahibi olduğunuz zaman adaleti terk etmeyin, gücü kaybetme riski doğduğunda korku içinde korku üreterek adil görünmek adına göstermelik adalet dağıtma oyunu oynamaya kalkarsanız kontrolü tamamen kaybedersiniz. Bu kontrolü kaybetmenizi isteyenlerin işine yarar. Dost acı söyler. Hakiki dost en acımasız eleştirileri kendisi için yapar ki kendisine yapılmasını istemediği hiçbir kötülük kimseye yapılmasın. Bu tür uyarıları daha büyük kötülükler olmasın diye anlayan ve ona uygun gerekir ise geri adım atma olgunluğu gösterenler bu farkındalık sayesinde kendileri ile birlikte gücünü temsil ettiklerini yere karşı sorumluluğun altında kalmaktan kurtulmuş olurlar. Karmaşa ve kargaşa üreyen bir toplumda fitne ve bozgunculuk üreten çok olur. Bir tek dost acı söyler. Kendinle yüzleş hakikati hatırla, geçici olduğunu unutma büyüklenme belası içine düşerek ibret olma. Zararın neresinden dönülürse yarar ürer unutma. Sırtını arkanda biz varız diyen düşman sıvazlar. Dolduruşa gelip her tuzağa düşme. Yaşamda geri dönüşü olmayan yol ve anlar da var sakın unutma.
İnsan madde ve ruhtan oluşmuştur; hayvanlık onda son bulur ve meleklik onda başlar. Önceden sezdiğimiz, gelecekteki yazgı ve tamamıyla kopamadığımız eski içgüdülerin anıları arasında, tensel bir aşk ve ilahi bir aşk arasında hissettiğimiz mücadele bundan kaynaklanır. Bazıları bu iki aşkı tek bir aşkta bütünleştirir, bazıları temkinli davranıp geride durur; kimi eski hazlarını tatmin etmek için kadın cinsini araştırır, kimi kadınlığı evreni özetleyen tek bir kadında idealleştirir; bazıları maddenin ve ruhun hazları arasında kararsız bir şekilde gidip gelir, diğerleri ise tenden veremeyeceği şeyi isteyerek onu tinselleştirir.
Bayan Ming, tek başına bu halktı, anlaşılması güç, insani uygar Çin'di. Ağzından, iki bin altı yüz yıllık bir ses duyuyordum; onun sayesinde, Sokrates'ten daha önce yaşamış bir bilge elimden tutmuş labirentin içinde bana yol göstermişti.
Dürüst bir yaşamım olsun istedim. Yaptığım her şeyi doğru olduğunu düşündüğüm için yaptım. Bir tek yaşa vardır. Ben de bu yasaya göre yaşamaya çalıştım.
İnsanın kendini anne sanması için bir tek bağrışmalar, kıkırdamalar, sevinçler, övgüler, kahkahalar eksikti; makinelerin sesinden başka hiçbir şey duyulmuyordu.
Sayfa 31-32