Burada tıpkı annemin kendi evinde yaşadığı gibi yaşıyorum. Tek fark, onun yaşamı boyunca eve kapatılması. Tanıdığı tek erkek babam tarafından. Annem onu hep sevdi, başka bir seçeneği yoktu.
Bölüm: Peygamberler Göndermek
Akıl herhangi bir işi kendi başına biliyor, başka bir işi ise tek başına bilmiyorsa o zaman bağımsız bir şeyin aklı bilmediğine ulaştırması gerekir. Dolayısıyla peygamberlerin gönderilmesi imkânsız değildir ve onlar yaratılmışlar içinde gaye ve yolları en iyi bilen kimselerdir.
Bölüm: Bizzat Bir Peygamberin Peygamberliğini İspat
Bir yalancının dürüstün getirdiği şeyi getirmesi mümkün olsaydı, hiç kuşkusuz hakikatler değişirdi ve kudret acizliğe dönüşürdü. Ayrıca böyle bir durumda yalan, izzet mertebesine dayanmış olurdu. Bunlar Bir ve İlk'in bütün yön ve anlamlarda ikinciyi ispat etmesi itibarıyla imkânsız, son derece anlamsız şeylerdir.
Kaybolmuştum. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamazdı. Sanki bir daha asla kimseyi sevemeyecekmişim, insanlara olan güvenimi, sevgiye olan inancımı kaybetmiş gibi hissediyordum. Renkler solmuş, dünyam kararmış gibiydi. Tek yaptığım mutlu olduğum anılarımı hatırlamaya çalışıp kendime acı çektirerek hayata tutunmaya çalışmaktı. En karanlık günde bile güneş doğardı bazen. Belki zor olacaktı, belki çok can yakacaktı ama düşsem bile kalkmak zorundaydım. Hayat acınası şekilde devam edecek ve ben bir gün her şeyi unutup yaşamaya devam edecektim. Yenilmek zor gelirdi insana çünkü.
Hayalet:Doktorun kapısını çalacak mısın?
Bu defa derin bir nefes vererek yanıt yazdım.
Nazlı:Bu şekilde bir yere varamayacaksın.
Bu saçmalığı kimin yaptığını bilmiyordum ama ne merak ediyordum ne de peşine düşecektim.Her kimse,benden istediği bariz şekilde buydu ve istediğini ona vermeyecektim;zaten ne önemi vardı,bana ne yapabilirdi,bana hiç kimse bir şey yapamazdı.
Hayalet:Arkadaşlarının sana nasıl verebildiklerini görüyor musun?Seninle birlikte bunu izlemeye devam edeceğim.
Nazlı:Yanılıyorsun.
Hayalet:Sen yanılıyorsun.Yıllar sonra ilk defa,itinayla ördüğün kalenin duvarları çatlıyor.
Nazlı:Hayır.
Hayalet:Sana değer vermiyorlar ama sen onlara değer verdin,değil mi?
Nazlı:Öyle bir şey olmadı!
Hayalet:Canını yaktıkları zaman ben de oradaydım.Görmezden gelmek beni görünmez yapmıyor.
Nazlı:Orada değildin.Olanları bilmiyorsun.Onlarla birlikte ben yaşadım.
Hayalet:Ve her defasında yaptıklarına sessiz kaldın;seni,büyüttüğün,onun büyüttüğü o kızı ezip geçmelerine izin verdin.
Nazlı:Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun!
Hayalet:Gitmesini istemeseydin hala güvende olurdun.Bunu biliyorum.
Nazlı:Gitmesi gerekiyordu,bunu neden anlamıyorsun.Senin de buna bir son vermen gerekiyor.
Hayalet:Yalnızlığı,sandığın kadar iyi idare edemedin!İtiraf et artık,canını yakmalarına izin verdin.
Nazlı:Ben sadece o kapıyı araladım,içeri girmelerine izin vermedim.Canımı yakmadılar,canımı yakabileceklerini gördüğüm an durdum!
Hayalet:Durmadın,durmuyorsun!Hala devam ediyorsun.Hala onların yanındasın.Korkuyorsun!
Nazlı:Bu korku değil.Ben mecburum.
Hayalet:Ne zamandan beri birilerinin varlığına mecbursun?
Nazlı:Tek başıma olmaktan yorulduğumdan beri,tek başıma savaşmak kayıptan başka bir şey vermedi.
Hayalet:Onlarla da kazanamayacaksın.
Nazlı:Ama onlar da kazanamayacak.
Hayalet:Açık verdin.Kapıyı
Toprağın üzerinde olan her şey kendi doğasının yasasına göre yaşıyor, yasasının doğasında da özgürlüğün mutluluğunu ve sevincini duyuyor. İnsanlara gelince, onlar yoksunlar bu lütuftan, çünkü indirgeyici yeryüzü yasasını dayattılar kutsal ruhlarına. Bedenlerini ve ruhlarını tek ve sıkı kurallara bağladılar. Arzu ve duyguları için daracık ve dayanılmaz bir hapishane yarattılar, kalpleriyle mantıkları için de derin ve karanlık bir mezar kazdılar. Toplumlarına ve yasalarına tek başına karşı duran kişinin de, sürgün edilmesi gereken tehlikeli bir asi, ölümü hak eden rezil kepaze biri olduğunu söylediler... Peki, insan onların çürümüş yasalarının kölesi mi kalacak ebediyen, yoksa, zaman geçecek, anlayış içinde ve anlayış için yaşamak üzere sonunda özgür mü olacak? Başını yere eğmeye devam edecek mi, yoksa, dikenlerin ve kuru kemiklerin arasına atılmış bedeninin gölgesini görmemek için bakışlarını güneşe mi çevirecek?