Avilalı Theresa, otobiyografik kitabı Vakıflar'da, melankoli üzerinde uzun uzadıya duruyorsa, nedeni melankoliyi iyileşmez olarak kabul etmesidir. Bu konuda doktorların elinden bir şey gel­ mez, diyor. Bu tür hastalar için en büyük manastırın da tek bir re­ çetesi vardır: onlara otoritenin korkusunu hissettirmek, onları teh­ dit etmek, korkutmak. Azizenin öğütlediği bu yöntem hâlâ en iyi yöntem gibi: Bir “depresif ” üzerinde sadece tekme tokadın, iyi bir dayağın etkili olacağı anlaşılıyor. İçinde bulunduğu durumu sona erdirmeye karar verdiğinde, bu “depresif ”in yaptığı da budur: Sert önlemler alır.
Alıntı
Yusuf Ali, "Timur amcam aradı," dediğinde sesindeki korkunun farkındaydım. "Güneş seninle mi, dedi. Altıma sıçmak üzereydim. O telefonun umarım sessizde değildir. Adam kırk kere aramış. Şu an her an buraya geliyor olabilir." Babamdan deli gibi korkuyordu. Garip bir ilişkilerinin olduğunu asla inkâr edemeyecektim. Babam her bayramda ona sıkıca sarılır, saçlarından öperdi ama arada ensesine şamarı indirip kıçına tekme attığı anlara şahit olmuyor değildim. Murathan amcam oğlunu korumak için derin bir mücadele veriyordu. Lise sona gittiğimiz yıl sevgili olduğumuzu öğrendiği an ise korkunçtu. Murathan amcaların evinin kapısına dayanmış, o oğlunu bana ver, diye olay çıkarmıştı. Gökçen teyzem oğlunu kurtarmak adına odaya saklarken annemle benim de babamı dizginlememiz bir hayli uzun ve meşakkatli olmuştu. Benimle küslüğü ise sadece bir hafta sürmüştü. Daha fazla dayanamayıp, kolunun altına sığınarak barışalım diye ağlayan bendim. Dayanamazdı Güneş kızına, biliyordum. Bir şekilde Yusuf Ali'yi de kabullenmek zorunda kalmıştı ama hala tekmeliyor, oradan oraya savurup ters ters bakmayı ihmal etmiyordu. Kendine, babamın her sözünü yerine getirmeyi misyon ve vizyon edinen Yusuf Ali, "Seni hemen eve götürmem lazım," dedi. "Yoksa götüme kırk kazık sokacak gibi hissediyorum." Haklıydı. İtiraz etmeden beni çekiştirmesine izin verdim.
Reklam
Gerçekliğin göğsüne tekme atmaya hâlâ cesaretim var ama dermanım kalmadı artık. Nezaketin karşısında bir ata mezarının önündeymiş gibi diz çökmeye hazırım ama o nezaketin gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu ayırt edemiyorum şimdilerde. İşte bu yüzden kendi yazdıklarımın içinden sessizce damlıyor ruhumun kanı, öyleyse bırakın da bu kaba ya da ince, bu basit ya gereksiz sözcükler kanayan ruhun sesi, yazının nedeni ve kökü olsun.
Sayfa 8 - İthaki·Kitabı okuyor
Edebiyat
kalabalık kandırıldığında linç başlar
Kalabalık; kalabalıktı bu, o kocaman, kocaman, sessiz kabul! “Anlatmaya kalkışacak olursanız, çenenizi dağıtırlar üstelik,” diye düşündü Philippe. Yanağı tutuşarak: “Öfkeyle; evet, diye haykırarak tekme atarlar size!” Bu ölü yüzlere bakıyor ve güçsüzlüğünü ölçüyordu: Onlara hiçbir şey söyleyemezsiniz, onlara bir kurban gerek. Birden, ayaklarının ucunda yükselerek, “HAYIR!” diye bağıran biri. Üzerine atılır ve parçalarlar onu. Ama bu onlar uğruna akmış kan, bu onlar eliyle akıtılmış kan, onlara yepyeni, bilinmedik bir güç aşılayacaktır; kurban fikri ruhlarına yerleşecek, gözlerini bile kırpmadan başlarını kaldıracaklar ve direnişi dile getiren bir uğultu, gök gürültüsü gibi, kalabalığı bir baştan bir başa dolaşacaktır. “Ben bir kurbanım,” diye düşündü. İşkence edilenlere özgü tuhaf bir sevinç, bir zevk içini doldurmuştu, güçlü, fazla güçlü bir sevinç; başı öne eğildi; valizi elinden bıraktı, dizüstü çöktü, evrenin sınırsız kabulüne gömülerek yığıldı, kaldı.
Alıntı
"Halbuki kadim geleneğimizde derdi olana kapı açılır. Zora düşene bir de tekme atılmaz. Tekme en çok onu atanı aşağılar ve hiç unutulmaz" Buket Uzuner
Kitap Alıntısı
Acaba onların içinde kader düşüncesi hâlâ canlı ve kesin olduğu için olabilir mi? Biz inceden inceye ve amansızca -en bilinçsiz ve kırılgan yönümüze duygu sömürüsü yapan bir çalışmayla şeyler arasında bir şey olmayı kabul etmiş olmayalım? Ve bunu kabul ederek insan olmanın olağanüstü sorumluluğundan ve özgünlüğünden el etek çekmiş olmayalım? Davranış özgürlüğüne bir tekme atarak kendi kaderimiz ve ona ulaşmak için yürüyeceğimiz yol konusunu güçlü, görünmeyen ve kandırıcı bir iyilik içinde olan- baskalarına emanet etmis olabilir miyiz? Tatmin edici yanıtlar verme telaşıyla, insanoğlunun ayrıcalığının hayat yolunu sorularla döşemek olduğunu unutmuş olabilir miyiz?
Sayfa 100·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam