Güzel ahlak ile ilgili Hadis-i Şerif
الْأَخْلَاقِ "Benim nefsimi eiinde tutan Allaha yemin ederim, cen- nete ancak ahlâkı güzel olan kimse girecektir." Cebel'in oğlu Muaz (r.a.), Allah'ın Resûlü'nden şu ha- dîsi rivayet ediyor: إِنَّ اللَّهَ حَقَّ الْإِسْلَامَ بِمَكَارِمِ الْأَخْلَاقِ وَمَحَاسِنِ الْأَعْمَالِ "Muhakkak ki, Cenâb-ı Hak, İslâm dînini ahlâkların güzelleriyle ve amellerin iyileriyle sarmış bulunmaktadır." Güzel muaşeret, iyilik yapmak, yumuşaklık göstermek, hayır ve hasenatta bulunmak, yemek yedirmek, selâmı yay- mak, müslüman hastayı ziyaret etmek, -ister âdil, isterse få- cir olsun- müslümanın cenazesini teşyi etmek, her komşu- suna -ister müslüman, ister kâfir olsun- güzel muamele etmek, ihtiyar müslümana hürmet göstermek, yemeğe dâ- vet edildiğinde icâbet etmek ve bundan dolayı duâda bu- lunmak, müslümanı affetmek, insanların arasında ıslahat yapmak, cömert olmak, şerefli olmak, müsâmahalı olmak, evvelâ selâm vermek, öfkeyi yutmak, halkı affetmek, İslâ- mın haram ettiği oyun ve bâtıllardan kaçınmak, (haram) teganniden, lehy âletlerinin tamamından kaçınmak ve her telli âleti çalmaktan sakınmak, her hileli işten, gıybet, ya- lan, cimrilik, bahillik, başkasına zahmet vermek, hile yap- mak, kandırmak, kovuculuk yapmak, müslümanların ara- sını bozmak, sıla-yı rahmi kesmek, kötü ahlâk, kibir, fahr, gurur, gevezelik, büyüklenmek, fähiş konuşmamak, müstehcen olmak, kindar olmak, haset etmek, fal bakmak zülüm tecavüz karlık ve adaletsizlikten sakınmak, güzel ahlak cümlesindendir.
Sayfa 800
Bu merasim için gösterilen lüks, kalabalığı oraya toplamıştı; zira Paris'te en samimi ıstıraba varıncaya kadar her şey temaşa mevzuudur. Orada öyle adamlar vardır ki, annesinin cenazesini teşyi eden evladın nasıl ağladığını görmek için pencerelere koşuşur; öyle insanlar vardır ki bir kellenin nasıl kesildiğini seyretmek için rahatça bir yer bulmak endişesiyle kıvranırlar. Dünyanın hiçbir milletinin gözü bu derece obur değildir.
Sayfa 180
Reklam
...şu âlemin fenâsından sonra sana refâkat etmeyen ve dünyanın harâbıyla senden müfârakat eden bir şeye kalbini bağlamak sana lâyık değildir. Hususan senin asrının inkırâzıyla seni terk edip arka çeviren ve bâhusus berzah seferinde arkadaşlık etmeyen ve hususan seni kabir kapısına kadar teşyî etmeyen, hususan bir‑iki sene zarfında ebedî bir firâk ile senden ayrılıp günahını senin boynuna takan, hususan senin rağmına olarak husûlü ânında seni terk eden fânî şeylerle kalbini bağlamak, kâr‑ı akıl değildir...
Zühre/ 1.nota·Kitabı okudu
Kimi sessiz yaşayıp öyle göçer; Kimi teşyî olunur kollarda… Biri vardır: Yaşamış fırtınalı; Kalacaktır tükenip yollarda…
Sayfa 120·Kitabı okudu
Alıntı
Napolyon Bonapart Mısır'da
1798 yılında Mısır'a çıktı. Mısır macerası Bonapart için çok önemlidir. Bir kere buraya çıkarken İstanbul'un bütün insanlığın ve medeniyetlerin ortak noktası ve başkenti olacağını deklare etmiştir. Bu görüş kendisinden sonra pozitivizmin kurucusu Auguste Comte tarafından da benimsenmiştir. Bu bir laik yaklaşımdır. Bonapart, Piramitler Muharebesi'nde savaşçı Memlükleri yendi. Memlüklerin Bonapart'ın konvansiyonel silahları, topları ve topçuluk manevrasını takip edebilmeleri mümkün değildi. Mısır'a bir Şarklı hükümdar gibi başında sarığıyla geldi. O İslâmiyet'i methediyordu, yalan veya doğru hürmet ediyordu. Karşısındaki Mısır uleması da onu bir hükümdar gibi teşyi ediyordu. Herhalde firavunlar devrinde Antonius'a gösterdikleri müraîliği şimdi de Bonapart'tan esirgeyecek değildiler. Yanında kocaman bir âlimler ve çizerler ordusu getirdi. Botanikçiler, zoologlar, arkeologlar, ressamlar... Mısır'da her gördüklerini resmettiler. O kadar ki "découverte de l'Egypte" (Mısır'ın keşfi) diyeceğimiz bu safhayla Fransa "égyptologie" ye (Mısırbilim) ilk defa olarak ilmen adım atmıştır. Nitekim yine ordusundaki subaylardan biri "Raşid" veya Avrupalıların "Rosetta" dedikleri Nil Deltası'nın doğusundaki mevkide ünlü "Rosetta Taşı"nı buldu. Bu bilindiği gibi aşağı yukarı 50 cm boyunda, eski Yunanca, eski hiyeroglif ve Yunan harfleriyle yayılan Kobtçadır. Bu metnin çözümünü, metni İngilizler ele geçirmelerine rağmen Mısır seferinden sonra tekrar Jean François Champollion ele alıp inceledi. Bu filoloji dâhisi 42 yaşında öldü ama artık eski Mısır açılmıştı. Bu Bonapart'ın seferiyle mümkün oldu. Modern insanlık ilk defadır ki medeniyetin banii ve kurucusu olan Mısır'la diyaloğa girmiştir.
Tarih
Bil ki: Şu âlemin fenasından sonra sana refakat etmeyen ve dünyanın harabıyla senden müfarakat eden bir şeye kalbini bağlamak sana lâyık değildir. Hususan senin asrının inkırazıyla seni terkedip arka çeviren ve bâhusus berzah seferinde arkadaşlık etmeyen ve hususan seni kabir kapısına kadar teşyi' etmeyen, hususan bir iki sene zarfında ebedî bir firak ile senden ayrılıp günahını senin boynuna takan, hususan senin rağmına olarak husulü anında seni terkeden fâni şeylerle kalbini bağlamak, kâr-ı akıl değildir.
Reklam
Reklam