الْأَخْلَاقِ "Benim nefsimi eiinde tutan Allaha yemin ederim, cen- nete ancak ahlâkı güzel olan kimse girecektir."
Cebel'in oğlu Muaz (r.a.), Allah'ın Resûlü'nden şu ha- dîsi rivayet ediyor:
إِنَّ اللَّهَ حَقَّ الْإِسْلَامَ بِمَكَارِمِ الْأَخْلَاقِ وَمَحَاسِنِ الْأَعْمَالِ
"Muhakkak ki, Cenâb-ı Hak, İslâm dînini ahlâkların güzelleriyle ve amellerin iyileriyle sarmış bulunmaktadır."
Güzel muaşeret, iyilik yapmak, yumuşaklık göstermek, hayır ve hasenatta bulunmak, yemek yedirmek, selâmı yay- mak, müslüman hastayı ziyaret etmek, -ister âdil, isterse få- cir olsun- müslümanın cenazesini teşyi etmek, her komşu- suna -ister müslüman, ister kâfir olsun- güzel muamele etmek, ihtiyar müslümana hürmet göstermek, yemeğe dâ- vet edildiğinde icâbet etmek ve bundan dolayı duâda bu- lunmak, müslümanı affetmek, insanların arasında ıslahat yapmak, cömert olmak, şerefli olmak, müsâmahalı olmak, evvelâ selâm vermek, öfkeyi yutmak, halkı affetmek, İslâ- mın haram ettiği oyun ve bâtıllardan kaçınmak, (haram) teganniden, lehy âletlerinin tamamından kaçınmak ve her telli âleti çalmaktan sakınmak, her hileli işten, gıybet, ya- lan, cimrilik, bahillik, başkasına zahmet vermek, hile yap- mak, kandırmak, kovuculuk yapmak, müslümanların ara- sını bozmak, sıla-yı rahmi kesmek, kötü ahlâk, kibir, fahr, gurur, gevezelik, büyüklenmek, fähiş konuşmamak, müstehcen olmak, kindar olmak, haset etmek, fal bakmak zülüm tecavüz karlık ve adaletsizlikten sakınmak, güzel ahlak cümlesindendir.