Onu görmezsem ölemem,
onu görmeden yaşayamam.
Öyleyse ne ölüyüm, ne de bir hayatım var.
Hey aşk tansığı, ah garip talih,
Ne yaşamak yaşam, ne ölüm ölmek.
(Enes Batur çev.)
Öteki mi? Öteki güneş mi? Bildiğim tek güneş bu, o da zaten kocaman.
Daha da büyük, başka bir güneşten bahsediyorum. Her birimizin yüreğinde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimiz uyansın diye göğsümüzde uyandırdığımız güneşten.
Büyülenmiştim.
Adam, sen de şairsin değil mi?
Hayır. Sadece güneşimin önemli olduğunu senden önce fark ettim, hepsi bu.
Olsun onu öldüreceğim.
Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?
Evet öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones'un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Kastettiğim onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek.