Ey aziz! Her kim yasaklanmış ve aklı iptal eden şeyleri yiyip içse, yetinmeyip “Bunlar helaldir.” derse, kâfir olur. Hak Teâlâ kıyamet gününde, “Hani düşmanlarım, getirin onları!” diye seslenir. Cebrail, “Ya Rabbi! Düşmanların çoktur, hangisini buyurursunuz?” der. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
“Tevbe etmeden ölenleri, sokaklarda sarhoş sarhoş yürüyenleri, haram dediklerime helal diyenleri, kendisine haram olan kadınlarla yatıp kalkanları, salih kullarımı görmekle incinenleri, zekât vermeyenleri, fark kıldığım ibadetleri yerine getirmeyenleri. Bunları getirip cehenneme atın.”
Ey aziz! Aklını başına devşir. Birkaç günlük dünya lezzeti için kendini ahiret sıkıntılarına sokma. Mevla’nın buyurmadığı yerlere gitme, O’nun emrettiklerinden yüz çevirme. Bu hassasiyetle davranır ve yaşarsan saadete ulaşabilirsin.
Soğuk hava ciğerleri sızlattı. Gidiyordu. Sesini yitirmiş, rengi solmuş, üzerine üzerine gelen unutulmuşluktan; göğsünü daraltan bu ağır sıkılmışlıklardan kurtulmak için yüz metre kalmıştı. Sonra. Sonrası yumuşak koltuğa başını koyup bir daha geri bakmamacasına çekip gitmek. Huzur belki de.
Daima insanlığın iyiliği için çalışması gereken bilim ne yazık ki:
sürekli olarak en kısa zamanda en fazla insanı öldürmenin yeni yollarını icat ederek
imha işine katkıda bulunuyor.
Her kim, bir nefes dahi Allah’tan korkmaz,
Resulullah’tan(sav) utanmaz, azaptan sakınmaz,
Cennete heves etmezse, çok bedbaht biridir.
Onun yeryüzünde gezmesinin hiçbir faydası yoktur.
Zira her yerde başka türlü isyan eder, bir yalan söyler.
Ayak bastığı her bir yer, her bir mekân ona lanet eder.
Vakit ve saat üzerinden hayırla geçmez.
Ey aziz! Hak Teâlâ ne yaratmışsa, ömür ve ecelini de takdir etmiştir.
Ay, güneş, yer ve gök, ömür ve ecelleriyle birlikte yaratılmıştır.
Bu bütün mahlûkat için geçerlidir; mahlûkattan her birinin ömrü, eceli gelince biter.
Yer ve gök de ecelleri gelince ölürler. Ölmeyecek, kaybolmayacak olan; ortağı, eşi ve benzeri olmayan, ebedî ve ezelî olan sadece Allah’tır.
“Onun zâtından başka her şey yok olacaktır.” (Kasas, 88)
“Her nefis ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmran, 185) âyet-i kerimeleri bu hakikati söyler.