Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1070 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Bir kafile, Kâbe’yi, Beytullah’ı ziyaret edip hacı olmak maksadıyla yola çıkar. Bağdat’ın yakınlarına geldiklerinde şöyle bir karara varırlar: “Şehirde işimiz yok, dışarıda konaklayalım. İhtiyaçlarımızı giderip yola koyuluruz.” Kafileden biri itiraz etti: “Bağdat meşhur bir şehirdir, güzellikleri dillerdedir. Sizinle konaklarım ama Bağdat şehrini de gezmek isterim.” Kafiledekiler: “Yapma böyle! Gidersen, orada nefsine uyar, nefsinin hoşuna giden şeyler görürsün. Bunlarla oyalanır, geride kalırsın. Zira biz fazla beklemeyip gideceğiz. Geldiğinde bizi bulamazsın.” Bağdat’ı gezmek isteyen onları dinlemez, şehri gezip görmeye gider. Yolu şehrin viranelerine düşer. Bakar ki çengiler oynamakta, şarkı ve türküler söylenmekte, sazlar çalınmakta. Gülüp oynamalar sokakları doldurmuş. Durup bunları dinler, seyreder. Bu nefsinin hoşuna gider, arzuları coşar. Biraz daha yürür, kapıdan başını çıkarıp gelip gideni gözetleyen bir kadın görür. Göz göze gelirler, gözleri kadına yenilir. Kadın içeriye davet eder. Kadının peşinden gider. İçeri girince kadın kendisine dönüp sorar: “Ey yiğit! Peşim sıra gelip benden ne istersin?” “Seni sevdim, kendime sevgili edindim.” Kadın nazlanır: “Sevdiğini söylersin. Mal ve mülkünü, sermayenin tümünü bana vermezsen muradını alamazsın.” “Sermayem şehir dışında kafilemde duruyor. Garip bir misafirim.” “Bir şeyim yok, diyorsun. O halde gel benimle, bir içki iç de muradını alabilesin.” Bu yiğit adam, kadının teklifini kabul edip içki içmeye razı olur. Bir hayli karşılıklı içip sarhoş olunca soyunurlar. Adam, belindeki tüm paha biçilmez kıymetli eşyayı kadının önüne bırakır. Biraz daha içip sarhoşluklarını arttırırlar. Adam kollarını kadının boynuna atar, sarmaş-dolaş olurlar. Nihayet sabah olur, müezzin ezanı okur. Adam ezanı duyunca uyanır. Akşam güzel
Sayfa 41 - Sufi Kitap
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ey aziz! Bu dünya dedikleri bir fitnedir, bir hiçtir ve sonu yokluktur. Fudayl bin İyaz(ra) şöyle demiştir: “Kıyamet gününde dünya bütün süs ve güzelliğiyle gelir. ‘Ya İlâhî! Beni şu edna kullarına dâr; duracak bir yer eyle!’ der. Hak Teâlâ buyurur: ‘Ben senden razı değilim, düşmanımsın. Bir hiçsin sen. Hemen toz-duman ol!’ Dünya bir anda toz-duman olur, belirsiz hale gelir.” Demek ki dünya bir hiçtir, yine hiç olacaktır. Hiç olana gönül veren, ömrünü hiç olanın yolunda tüketende hiç olur.
Sayfa 41 - Sufi Kitap
Din
➤Şöyle ki, eskiden yolda tanımadığı bir insanı evine kadar takip eden, sonrada penceresinin önünde durup içeride neler yaptığını görmeye çalışan bir insana röntgenci denirdi. Şimdi tanımadığı bir insanı sosyal medya hesaplarından takip edip hayatının tüm anlarını ekrandan seyreden kişiye sadece takipçi deniyor. Eskiden kamuya açık alanlarda ev rahatlığıyla davranan, özelini sınır gözetmeden sergileyen kişilere teşhirci denirdi. Şimdi bunları ekranda yapan kişiye aktif sosyal medya kullanıcısı deniyor. ➤Dünyanın bütün kütüphanelerini içine sığdırabilen taşıyıcı bellekler piyasada 10 tl satılırken, kişinin ne kadar çok bildiğiyle övünmesi ne kadar yersizdir. ➤Mutluluk eşyaya bağımlı olsaydı, büyükşehirler mutlu insanlarla dolup taşardı. Ama psikologlar en çok zengin muhitlerde mesai yapıyor. ➤Cep telefonlarına bile sürekli güncelleme geldiğini düşünürsek, insanın doğduğu sürümle hayatını sürdürmesi düşünülmez. ➤Tıpkı mideye takılan kelepçeler gibi, ruhumuza takılan kelepçeyle de düşünceye olan açlığımızı hissedemiyoruz. ➤Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz. Bu yüzden aranızda yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle diye konuşu durmayı bırakın. ➤Özgeçmişine daha fazla satır, isminin başına daha fazla sıfat eklemek için uğraşıp didinip duruyorsun. Ama öldükten sonra nasıl bilirdiniz sorusuna cevap verirken kullanılan tek bir sıfat var. Onu kazanmaya bak. ➤Dış görünüşe pak aldanma. Çünkü insan kalbiyle, düşüncesiyle ve diliyle adamdır, kıyafetiyle değil.
Timaş Yayınları
Araştırma-İnceleme
Unutmayın ki, dünyanın bütün kadınlarını toplasanız, anneniz kadar size sevgi ve şefkat sunamaz. Dünyanın bütün erkeklerini bir araya babanız gibi merhametli olamaz. En büyük zenginlik anne ve babayı mutlu etmek ve onların duasını almaktır. Annelerin ayağı altına cenneti seren Rabbim, annesini ve babasını razı etmeyen kullara cennet kapılarını kapatıyor. Akıllı evlatlar, bu iki değerli varlığı razı edip, dünya imtihanını kazanarak cennet kapılarını aralayanlardır. Dilime tespih ettiğim şu dörtlüğü sizlere nasihat ve vasiyet ediyorum: Ana başa taç imiş, Her derde ilaç imiş, Bir evlat pir olsa da, Anaya muhtaç imiş.
Sayfa 137 - Nesil Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Anne ve babayla ilgili küçüklüğümde ezberlediğim şu iki hadis beynime bir çivi gibi saplanıp, kaldı. “Evinizde, yaşlılarınız, hastalarınız olmasaydı, belalar sel gibi üstünüze akardı.” Rabbim bunun en çarpıcı örneği ben değil miyim? Annemi dışarı atmakla başıma sel gibi felaketler gelmedi mi? Ya ikinci hadis, o daha çarpıcı; “Yaşlı annesine ve babasına yetiştiği halde, cenneti kazanamayanların vay haline!” Rabbim işte bu benim. Yalvarıyordum doktorlara, hemşirelere hatta odaya temizlik için gelenlere...
Sayfa 135 - Nesil Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat