atiye

Kaçmak tüm yaşamım boyunca asli fiilim, varlık alanım olmuştu. Tüm kainat, gelmiş geçmiş yaratılmışlar peşimde, bense hep soluk soluğa idim.
Zor duygular uzaktan sevilir, hürmet edilir ama kabul görmez, yaklaştırılmaz.
Aklım ve fikrim kendilerinden bir şey beklenmediği müddetce yerinde, beklendiğinde firardaydı. Korkulu ve tedirgin değildi, sadece uzakta, kendince emniyette idi.
Düşünmeye başlamak kederlenmeye de başlamakmış, bu nasıl, ne vakit oldu onu da bilemiyorum.
Duyduğum yeis ve çaresizlik duygusu ile uzun günler, geceler kıvrandım. Şimdi hala aradan geçen bunca zamana ve geçen onca derde, geçmeyip kalan onca derde rağmen kendime gözlerim yaşarsa, o günlerime yaşarır. Çünkü öyle bir ne yapacağını bilmez, öyle bir neye hasredildiğini bilmez, öyle bir nereye kaçacağı, neden ve kimden kaçacağı belirsiz bir cendere idi ki bu, böyle bir sahici sıkışmayı hayatımda tekrar yaşamadım. Sonraki sıkışmalarım hayatıma kendi açtığım oyuklar, müsaade edilenler ya da muhtelif tekinsizliklerdi.