• 216 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Ankara 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin kararı ile Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu Kurucularından (THKO) Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN ve arkadaşları 1. THKO davası sonucunda Anayasanın 146. Maddesi hükmü gereği idama mahkum edilmiş olup, karar yine Ankara'da 6 Mayıs 1972 tarihinde saat 01:00 - 02:00 arası uygulanmıştır.

    146. madde: “Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun tamamını veya bir kısmını tağyir, tebdil ve ilgiya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisi’ni ıskata veya vazifesini yapmaktan men’e cebren teşebbüs edenler...”

    Türkiye'de kurulmuş olan ilk silahlı direniş örgütü THKO'nun ilk silahlı eylemi Türkiye İş Bankası soygunudur. Yanı sıra Amerikan elçiliğinin önündeki iki polisi silahla yaralamışlar, Balgattaki Amerikan üssünün silah deposunu öğrenmek için bir subay kaçırmışlar ve bu kaçırma sırasında o subayın eşi yaralanmıştır.

    " THKO KURULUŞ BİLDİRİSİ
    1. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu halkımızın bagımsızlıgının silahlı mücadele ile kazanılacagına ve bu yolun tek yol olduguna inanır.

    2. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu bütün yurtseverleri bu kutsal mücadele saflarına çagırır ve hainlere karsı giristigi kavgada son savasçısına kadar devam edecegini bildirir.

    3. Amacımız Amerika'yı ve tüm yabancı düsmanları temizleyerek, hainleri yok etmek ve düsmandan temizlenmis tam bagımsız Türkiye'yi kurmaktır.

    4. Türkiye Halk Kurtulus Ordusu ezilen halkımızın öncü gücüdür, halkımızın kurtulusu dısında hiçbir harekete girismez.

    5. Halkımıza sunu duyuruyoruz. Düsmanın zenginligine, sayısına, imkanlarına ve dehsetine aldanmayınız. Düsmana boyun egmeyiniz, haklarımızı zorla alacagız, çünkü onlar her seyi bizden zorla alıyorlar.
    Her ne sebeple olursa olsun bu tarz bir silahlı mücadeleyi doğru bulmamaktayım. Dönemin şartları elbette ki bu türden bir mücadeleye zemin hazırlayacak bir dönem olabilir ancak üzerinde düşündüğümüz zaman bu tarz bir oluşum her dönem ve her durumda; yorumlara, kişisel ideallere ve bakış açısına göre farklı isimlerle baş gösterebilecek bir oluşumdur. Ki günümüze baktığımızda mevcudiyetini koruyan bir çok oluşum var ve maalesef ki olmaya devam edecektir. "

    Devlet dediğimiz kişiler üstü yapı kutsal ve elzemdir. Yanlış bir şeyler gördüğümüzde bunları düzeltmek için başvurulacak yöntemlerin en fenası milis kuvvetlerle silahlı mücadele direnişidir. Devletin mevcudiyetine kast edilmesinin yanı sıra bu fikre katılmayanların da karşı eyleme geçmesi durumunda kaos, iç savaş ve masumların zarar görmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

    Tüm bunların yanı sıra bugün ve dün kurulan tüm hain ve kahpe terör örgütlerini birazdan yazacağım yorumlardan tenzih ederek;

    Bu üç genç sözüm ona “geri kalmış” “cahil” halkın hakkını savunmak için bu yola çıkmışlardı. Ve idealist gençlerdi bu kanıya varmak zor değil; ölüme giderken ki rahatlıkları, canları pahasına davalarından dönmemeleri ve geri adım atmamaları aşikar bir şekilde bize göstermektedir. Ve bu idealist ruh her insanda zuhur etmez. Ancak yanlış şekilde kullanıldığından geri dönülmez bir yolda heder olmalarına sebebiyet vermiştir.

    “Cehenneme giden yol, iyi niyet taşları ile döşelidir.”

    İşkence hangi durumda olursa olsun bir insanlık suçu olup, asla kabul edilemez. Yapılan işkenceleri şiddetle kınıyor ve bundan üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. İdam edilmeleri elzem miydi? bir şey diyemem. ancak aynı suçların anayasada başka karşılıklarının olduğu da bir gerçek olduğundan bu diğer maddelere istinaden müebbet hapis cezası almaları hukuka ve vicdana daha uygun düşerdi diye düşünüyorum. Çünkü işin başında yakalandıklarından hiçbir insanı öldürmemişler ve yaşları gençti. Yani yaptıklarının yanlışlığını idrak edebilecek olgunluğa zamanla gelebilirlerdi. Ama hayat, bu üzücü durumlar yaşandı ve tarih sayfalarında yerini aldı.

    Kitap hakkında bir şeyler söylemem gerekirse belli bir pencereden yazıldığı aşikar. Yalan bilgi olmamakla birlikte eksik ve yüksek yorum gücü ile yazılmış. Yani bu olayları tam olarak öğrenmek isterseniz sadece bu kitaba sağlı kalmamanızı tavsiye ederim.

    Sürç-ü lisan ettikse affola...

    Yanlış bir şey görürseniz düzeltmekten çekinmeyin. Teşekkür eder iyi okumalar dilerim.
  • Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu
    inancı taşıyorum. Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün, ve ben 24 yaşımdayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum. Bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz
    Halit Çelenk
    Sayfa 269 - 68’liler Yayınları, Mayıs 2008
  • Ayrıca memleketin huzurunu bizim bozduğumuz iddia ediliyor. Memleketin huzurunu kimlerin bozduğu ortadadır. Ve kimler 30 milyon çalmıştır. Kimler Devlet hazinesini kardeşlerine peşkeş çekmiştir. Memleketin madenlerini peşkeş çekmiştir. Anayasa’yı uygulamamıştır. Bunlar ortada iken bilinirken bunlardan bahsedilmeyip, memleketin huzurunu bozduğumuz iddiaları değersiz ve mesnetsizdir. Bizim kişi güvenliğini, mülkiyet hakkını, egemenlik ilkelerini, milli bütünlüğü bozmak için harekete geçtiğimiz iddiaları vardır. Kişi güvenliğini ihlal edenler kimlerdir. Bunu evvela tespit etmemiz gerekir.

    Karakollarda işkence gören bizler olduk, meydanlarda kurşunlanan gene bizler olduk, Bakanların emri ile hapishanelere atılan bizler olduk. Buna rağmen kişi güvenliğini bozan olmakla itham ediliyoruz, yukarıda anlatılanlar asıl kişi güvenliğini bozanlar ise serbestçe meydanlarda dolaşmaktadır.
    Halit Çelenk
    Sayfa 268 - 68’liler Yayınları, Mayıs 2008
  • Ayrıca milli bütünlüğe karşı çıkmakla da suçlanıyoruz. 101 tane Amerikan üssünün bulunduğu ülkede bizim milli bütünlüğü bozmak istemekle itham edilmemiz gülünç olmaktadır. Milyon metrekare vatan toprağı işgal altındayken bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür.
    Halit Çelenk
    Sayfa 268 - 68’liler Yayınları, Mayıs 2008
  • Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.

    Bizlerin tek özlemi tahsil sırasında bulunmamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik.

    Biz 50 sene evvel Kurtuluş Savaşı vermiş bir ülkenin çocukları olarak Kurtuluş Savaşı'nın gerçek tahlilini yapmaya her zaman için muktediriz. Biz yine çok iyi biliriz ki Türkiye Kurtuluş Savaşı'nı yapmak için Samsun'a çıkanlara İstanbul örfi idaresince ve mahkemelerince idam cezası verilmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki, Osmanlı İmparatorluğu yüzlerce generalinden ancak birkaç tanesi Kurtuluş Savaşı'na iştirak etmiştir. Ve yine bilmekteyiz ki Kurtuluş Savaşı yapıldığı sırada İstanbul'da bulunanlar bunları yapanlara eşkıya demiştir.

    1950 tarihinde Amerikan emperyalizmi iktidara geldi. Demokrat iktidar 27 Mayıs 1960'da tarihe gömüldü. Demokrat Parti gitti, bunun gitmesiyle tellaklar değişmedi. 27 Mayıs'ı kastetmiyorum, bundan sonrasını kastediyorum. Hamam aynı fakat bu defa da tellaklar değişti. Amerika bu dönemde imdada yetişip İnönü'yü düşürdü, Demirel'i iktidara getirdi.

    Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz

    Öğrenci hareketlerine gelince, Türkiye'de öğrenci olayları 50-60 senedir eksik olmamıştır. Sultan Hamit'in Tıbbiye talebelerini Sarayburnu'ndan denize attığı tarihten itibaren öğrenci hareketleri Türkiye'de devam edegelmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında faşizme hayır diyen gençler ilerici gençlerdi. Ve 28 Nisan 1960 tarihinde özgürlük savaşı veren gençlerdir. Amerikan emperyalizmi tarafından İnönü hükumetten düşürüldüğünde protesto gösterisi yapan gençler ilerici gençlerdir. Anayasa'ya Bağlılık Mitingi'ni de bizler yaptık. O günün mitinginde iktidarın kiralık adamlarından ve polisinden dayak yiyen de gene bizlerdik.
    Halit Çelenk
    Sayfa 262 - 68’liler Yayınları, Mayıs 2008