Sanırım tüm öykülerini okuyacağım
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:29
Kitabın ilk öyküsü Goethe Öleyazıyor’u okumakta en başta zorlandım. Tanımadığım Goethe ile ilgili olan bir çok isim geçiyordu. Goethe’yi de tanımıyordum. Goethe’nin son anları mı yoksa öleyazıyordu sonra ölmedi de yaşamaya devam mı etti onu da anlamadım. Tekrar okuyunca oturacak galiba. Neyse ki tanımasam da anlamasam da Goethe ve yakınları ile son anları ile birebir yanında olmayı hissetmek hoşuma gitti. İkinci öykü Montaigne’yi samimi içtenlikle ailesini ve kendini anlatması çok lezzet vericiydi. Başka kitaplar okuyayım derken bu lezzette öyküler kitaplar bulabilecek miyim kaygısına düştüm. Lovecraft’ım küçük bir kitabını okuduktan sonra ciltli tüm öykülerini almıştım. Bernhard’ın ise böyle bir ciltli tüm öyküler kitabı yok. Olursa hemen almak isterdim de yine de üç beş kitabını alacağım. Bir de Bernhard üniversite yıllarında Üniversite Kütüphanesinden aldığım bir kaç kitabını okuduğum Nermin Uygur kitaplarını hatırlattı.
Goethe ÖleyazıyorThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2020463 okunma
Puan vermedi·98 syf.··
2026 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 18:54
Selam. Bu ayın ilk okuduğum kitabı Thomas Bernhard'dan “Beton” adlı kısa romanı oldu. Otobiyografik özelliğe sahip eserde bir olay bağlamı olmadan daha çok düşünceler ve anılar üzerinden ilerler. Yazar kendi akciger hastalığını baş karakteri Rudolf'a da aksettirmiştir. Akciğer hastalığı ile boğuşan Rudolf, Alman müzisyen, bestekâr “Felix Mendelssohn Bartholdy” hakkındaki çalışmasına bir türlü başlayamaması canını sıkar. Buna sebeb olarak da ablasını sorumlu tutar. Onun varlığı ve serzenişleri Rudolf'u çelişkili davranışlara ve durumlara doğru anksiyeteye iter. Ablasının katı ve alaycı tutumu aksi bir tepki vermesine sebep olurken yine de her defasında söylediklerine hak vermesiyle sonuçlanır. O ablasını bir taraftan günah keçisi bellerken diğer taraftan söylemlerinin çekiciliğini ve haklılığını da kabul etmesine neden olur. İnsan ilişkilerinin çelişkilerine ve çıkarlarına, içsel çöküş ve çıkmazları ile yoğun bir anlatımla karşılaşırız. #kitapalıntıları &Doğal olarak çok azın talep edileceği yerden biz daima her şeyi talep ediyoruz, bizi umutsuzluğa düşürüyor bu durum. Biz bu insanı tepelerde görmek istiyoruz, ama o daha aşağılardayken başarısızlığa uğruyor, gerçekten de her şeyi elde etmek istiyoruz ve gerçekten de hiçbir şey elde edemiyoruz. Doğal olarak da bizzat kendimizden yüksek ve en yüksek taleplerde bulunuyor ve bu arada yüksek ve en yüksek talepler için yaratılmamış insan doğasının tümünü bir yana bırakıyoruz. Dünya aklı, insani olanı gözünde büyütüyor. Çıtayı olması gerekenden birkaç yüz kat daha yükseğe koyduğumuz için zaten hep başarısız oluyoruz. &Her türlü önlemi alırız, ama yaşam için değil, ölmek için.
Edebiyat & Roman
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,404 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·176 syf.··
2026 74. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 14:26
“Dinleme sanatı neredeyse öldü.” Bernhard’ın Sarsıntı kitabını düşününce aklımda önce bu cümle kalıyor. Çünkü bu kitap biraz da oturup birilerini dinlemek zorunda kalmanın, sonra o dinlediklerinden rahatsız olmanın kitabı. Açıkçası kolay bir okuma değildi. Hatta bazı yerlerde “yeter artık Bernhard, biraz nefes alalım” dedirtti bana. Ama tuhaf olan şu: Bunu derken bile okumaya devam ettim. Çünkü adam lafı dolandırmıyor. İnsanın ailesine, topluma, kendine, aklına, hastalığına dair ne kadar çürük taraf varsa alıp masanın üstüne koyuyor. Güzel göstermeye çalışmıyor. Teselli etmiyor. Süslemiyor. Sadece gösteriyor. Kitapta bir doktor ve oğlunun hasta ziyaretleriyle başlayan bir yol var. İlk başta sanki hastaları, evleri, köyleri, insanları izliyormuşuz gibi. Ama bir süre sonra anlıyoruz ki mesele sadece hastalık değil; herkesin içinde başka bir bozulma var. Aileler hasta, ilişkiler hasta, konuşmalar hasta, susmalar bile hasta. Bernhard’ın dünyasında insan insana pek iyi gelmiyor açıkçası. Hatta bazen en yakınındakiler bile insana en uzak kişiler oluyor. Anne baba var, çocuk var, ev var ama sıcaklık yok. Herkes birbirinin yanında duruyor ama sanki kimse kimseye gerçekten ulaşamıyor. Prens’in bölümü ise zaten başlı başına ayrı bir çöküş gibi. Uzun uzun konuşuyor, anlatıyor, sayıklıyor, dağılıyor ama dağıldıkça insanın içindeki bir yere de dokunuyor. “Sarsıcı olan, insanların çirkinliği değil, fikirsizliği.” cümlesi burada çok yerinde duruyor bence. Çünkü Bernhard’ın öfkesi sadece kötü insanlara değil; düşünmeden yaşayanlara, rol yapanlara, alışkanlıklarının içine gömülenlere, kendini hiç sorgulamadan ömür tüketenlere. Ve açıkçası insan bunu okurken sadece karakterlere bakmıyor, biraz da kendine bakıyor. Ben nerede rol yapıyorum? Kimleri dinliyormuş gibi yapıyorum? Kendimi
1000Kitap
SarsıntıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20261,080 okunma
Bazı duvarlar sebepsiz örülmez..
10/10
·96 syf.·
2026 64. kitabı
Rudolf, seni o kadar çok sevdim ki, insanlardan nefret etmene rağmen seni sevmekten vazgeçemedim. Sanırım seni anlayabiliyorum. İnsanlardan neden uzaklaştığını, neden etrafına duvarlar ördüğünü ve bu kitabın adının neden Beton olduğunu anlayabiliyorum. İnsan yaş aldıkça çevresindeki samimiyetsiz ve çıkarcı insanları daha net görmeye başlıyor. Bunun sonucunda da farkında olmadan kendine duvarlar örüyor. Ne gariptir ki bazen bu duvarların tuğlalarını en yakınlarımız koyuyor. Tıpkı Rudolf’un ablası gibi… Her fırsatta kardeşini aşağı çeken, yaptığı hiçbir şeyden memnun olmayan ve bunu alay konusu hâline getiren bir abla. Oysa kardeşlik böyle olmamalıydı. Kardeşlik, en zor zamanlarda yanında olmak değil miydi? Mutlu anlarında sevincini paylaşmak değil miydi? Yeni bir işe başladığında cesaret vermek, destek olmak değil miydi? Kitap boyunca Rudolf’un insanlara karşı ördüğü duvarlara değil, o duvarları örmek zorunda bırakılmasına öfkelendim. Çünkü kimse sebepsiz yere insanlardan uzaklaşmaz. Kimse durup dururken kalbinin etrafına beton dökmez. İnsanları kendinden uzaklaştıran şey çoğu zaman nefret değil, tekrar tekrar hayal kırıklığına uğramaktır. Bazen insan, kalbini taşa çevirdiği için değil; daha fazla kırılmamak için etrafına beton duvarlar örer. Bu kitap tam olarak bana bunu hissettirdi .. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın :)
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,404 okunma
9/10
·176 syf.··
2026 37. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 17:11
KİREÇ OCAĞI#okudumbitti Duymak ile işitmek arasındaki ince çizgiyi bir paragraflık monolog tarzında kaleme alan ve Bernhard’ın başyapıtı sayılan Kireç Ocağı okuduğum diğer Bernhard kitapları gibi beni büyüledi… “İnsan insanla kirlenir”cümlesi kitabın kilit noktası olup 20 yıllık engelli eşini öldüren deliliğin sınırlarında gezen;Konrad’ın beyninde gezinen okuyucu hayatın algoritmasını bu zihnin süzgecinden geçirerek tutarken Bernhard’ın;insanlar,varoluş,yazma eylemi gibi düşünlerini de satır aralarında yakalayıp onun keskin zekasına hayran kalır… Bernhard okumanın,onun felsefesini anlamanın bir ayrıcalık olduğunu düşünen bir okur olarak oluşturduğu Konrad karakterinde de bunun ince yansımasını resmen yaşadım;deliliğin sınırlarında gezen bu karakterin yıllardır yaptığı araştırmalarına istinaden yazamamasına sebep bulduğu dışsal faktörleri öyle ironik bir şekilde kurgusuna yerleştirmiş ki bu zekaya hayran olmamak elde değil… Çok severek okuduğum bu kitabı özellikle zor ve farklı okumayı sevenlere ve Bernhard hayranlarına kesinlikle tavsiye ederim…
1000Kitap
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025407 okunma
Puan vermedi·244 syf.·
2026 23. kitabı
Thomas Bernhard’ı ilk okuduğunuzda insan biraz şaşırır. Cümleler bitmek bilmez, virgülden virgüle savrulur, aynı sözcükler dönüp dolaşıp geri gelir. Sayfayı açarsınız, paragraf yoktur. Bir paragrafın yüz sayfa sürdüğünü görürsünüz. İlk tepki şudur: Bu nasıl okunur? İkinci tepki ise şudur: Belki de tam olarak böyle okunması gerekiyordur. Çünkü Düzelti’nin konusu zaten budur: Kapatılmış bir zihin. İçinde dönüp dolaşıp aynı meseleyi öğüten, çıkış bulamayan, kendine sürekli “düzeltme” yapan bir akıl. Cümleler de o aklı taklit eder. Bernhard, biçim ile içerik arasındaki duvarı kaldırmıştır; düşünce nasıl işliyorsa cümle de öyle işler. Dolayısıyla ilk bakışta bir biçim sorunu gibi görünen şey, aslında romanın ta kendisidir. Hikâye ilk bakışta basit görünür. Roithamer adlı bir adam intihar etmiştir. Anlatıcı, dostunun ölümünden sonra onun yazılarını düzenlemek için Höller adlı bir hayvan doldurma sanatçısının çatı odasına gider. Roman iki bölümden oluşur: İlk bölümde anlatıcı bu çatı odasında dolaşır, düşünür ve hatırlar. İkinci bölümde ise Roithamer’in geride bıraktığı notlar okunur. Olay örgüsü bundan ibarettir. Az gibi görünür. Ama Bernhard’ın derdi olay anlatmak değil; bir insanın nasıl çöktüğünü, mimari bir yapı kurar gibi katman katman göstermektir. Roithamer, kız kardeşi için ormanın ortasına dev bir koni inşa eder. Kusursuz bir koni. Onun için bu yapı, “kusursuz mesken” olacaktır. Ama kız kardeşi bu koniyi görmek bile istemez. Çünkü o, erkek kardeşinin zihninde bir armağan olarak yaşayan şeyin, gerçekte bir mezar olduğunu çok önceden anlamıştır. Koni tamamlandığında ne olur? Kız kardeş ölür. Çünkü kusursuzluk, yaşanabilecek bir şey değildir; ancak içine kapatılınabilecek bir şeydir. Ardından Roithamer da kendini öldürür. Çünkü kusursuzu yaratan kişi de onun yanında
DüzeltiThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018182 okunma