kapitülasyonu bilenlerimiz biliyor; bir devletin anlaşmaya bağlı olarak başka bir devlete ya da devletlere tanıdığı ekonomik ayrıcalık, imtiyaz..
müstemlekeyi de bilenlerimiz biliyor; emperyalist politika doğrultusunda bir devletin politik, askeri, ekonomik vb. alanlarda başka bir devleti kendisinin kontrolü altında tutarak ona hükmetmesi, sömürmesi..
ülkede hemen her alanda üretimin azalması, ülkenin para biriminin yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesi, ülkenin vatandaşlarından toplanan verginin toplanan kişiler lehine kullanılmaması, üzerine sürekli hemen her şey üzerindeki vergilerin vatandaşlarının gelirine kıyasla zıt olarak artırılması.. gibi nedenlerden ülkece geçinme konusunda sıkıntı çekiyoruz..
bu da yetmezmiş gibi bu yukarıda yazılanları geçer sebep olmanın ötesine geçip bahane olarak kullanan fırsatçılarla uğraşıyoruz..
aynı ürün yan yana olan iki dükkanda, mağazada, bakkalda, markette, kasapta, manavda.. bambaşka fiyatlarla satılıyor..
diğer yere kıyasla ürünü fahiş fiyatla satan esnaf vergiler yüksek, kira yüksek, faturalar yüksek, çalışanların maaşları, muhasebe, yeme, içme, yol parası, muhasebe vb. şeyleri ürünü almak isteyene sayarak fahiş fiyatını haklı göstermeye çalışıyor..
zaten aradığı ürünü almak için alışverişe çıkan kişi bunların farkında.. aynı kişi zaten bunları aklında bulundurarak karşılaşacağı fiyatları aşağı yukarı tahmin ediyor..
ama -çevremde gördüğüm kadarıyla- gerçekten bu iş başka boyuta geçti..
söz gelimi aynı cadde, sokak üzerinde yer alan;
börekçilerin birisinde sade poğaça 20 tl, diğerinde 30 tl..
bakkalların, marketlerin birisinde hoşbeş 20 tl, diğerinde 30 tl..
kasabın birisinde çevirme piliç 125 tl, diğerinde 200 tl..
alışveriş mağazasının birisinde çekyat, koltuk 6.000 tl, diğerinde 8.000 tl..
manavın