Zaman olur ki her şey, herkes, her muamele, kalbi incitiyor. Fakat işte tiryakı:
فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظٖيمِ
(Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.)
Çoğu insan alışkanlıklarını değiştirme sürecine ne elde etmek istediğine
odaklanarak başlar. Bu bizi sonuca dayalı alışkanlıklara götürür. Alternatifi ise kimliğe dayalı alışkanlıklar inşa etmektir. Bu yaklaşımla işe kim olmak
istediğimize odaklanarak başlarız.
Sigaraya direnen iki kişi düşünün. Sigara ikram edildiğinde birinci kişi,
“Hayır, teşekkürler, sigarayı bırakmaya çalışıyorum,” diyor. Kulağa mantıklı bir cevap gibi geliyor bu ama aslında bu kişi hâlâ başka bir şey olmaya çalışan bir tiryaki olduğunu düşünüyor. Aynı inançları taşırken davranışının değişmesini umuyor. İkinci kişi ise teklifi,
“Hayır, teşekkürler, ben sigara içmem,” diyerek geri çeviriyor. Arada küçük bir fark var ama bu beyan, kimlikte bir kaymayı işaret ediyor. Sigara içmek söz konusu kişinin önceki hayatının bir parçasıydı, şimdikinin değil. Bu kişi kendini artık sigara içen biri olarak tanımlamıyor.
Yıldızlar ne kadar çok olursa olsun asla fındık bahçelerini aydınlatmaz. Önümüze ya da etrafımıza saçılmaz pırıltıları; kaba dolan su gibi gözümüzden içimize akar sadece..
Yani Bey, bu herifin kanında, iliğinde muhalefet zehiri var. Allah vermeye, cıgara gibi, kahve gibi muhalefete tiryaki olmuş. Muhaliflik etmezse başı döner.