DÖRT 'İNCİ'
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 23:48
Bir dergiden daha nitelikli olduğum bu dergi oldukça mühimdir. İçinde sadece Cemal Süreya değil birçok önemli üstadın bilgisinin yer aldığı bir dergidir . İçerik yoğunluğundandır ki detaylı bir bilgiye uzun bir şekilde yer vermezsemde içinde okurken çizdiğim kısımlara değinerek bir inceleme yazısı oluşturacağım. Edip Cansever'den başlayan masada ne masaymış ama şiirine değinen ve ileri sayfalarda Cemal Süreya kadar detaylı bir şekilde işlediği Tomris Uyar hayatında değindiği aşk dikdörtgeninde en az yer alan hatta hiç yer almayan insandır ona doğum günü olan 15 Mart şiiri ile aslında ne kadar Tomris etkisinde kaldığı net bir biçimde ortay çıkar ki bu dönem de ön planda olacak ikinci yeniciler diye ilerleyen süreçte adlandıracağımız dönemin baş kişilerinden Cemal Süreya , Turgut Uyar, Edip Cansever gibi birçok şaire kendinden bahsettirmiştir. "Her şeyin fazlası zarardır ya fazla şiirden öldü Edip." (Cemal Süreya) Bu kısım yine altını çizdiğim yerlerden biri olmuştur. Cemal Süreya ve özel hayatındaki çalkantılara yer verilmiştir. Cemal Süreya'ya içki içmesini ben öğretim (Edip CANSEVER) Edip Cansever'e şiir yazmasını ben öğrettim.(Cemal Süreya) Bu ikisi bunu tartışırken bende gittim Tomris ile evlendim(Turgut Uyar) burada da görüldüğü gibi Tomris oldukça mühim bir isimdir ki daha öncede Ülkü Tamer ile evli olduğunu untumamak gerekir. Oradan Ekin adında çocuğu ve burada evlilik hayatının başarısızlığı, Ekin'nin ölümü ki bence en acı nokta olan 3 aşık olduğu adamında ölümünü görmesi ve birçok başak psikolojik faktörler ile birçok kişi tarafından olmak istenilen kişi olan ve aynı zamanda bir o kadar da açı bir hayat yaşayan yine bu dörtlünün son buluşması olan Varlık Dergisi toplantısı ve bu toplantının başkanlığını da yine Tomris Hanımın yapması onun güç imgesinin başka
Arka Kapak - Sayı 16 (Ocak 2017)Arka Kapak Dergisi · Papersense · 201731 okunma
Neslihan Yiğitler
10/10
·128 syf.··
2026 27. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 02:44
Neslihan Yiğitler okumak o kadar güzel ki izmir sokaklarında sizi gezintiye çıkarıyor . Neler bekliyor bizi bu kitapta ; Abiye duyulan özlem var. Sabri abi gibi güzel abilerle tanışmak nasip oldu. Kryon ' un , Tomris e mektubu sizi bekliyor. Papazlı köyüne gidiyoruz . Karşıyaka Meydanında Mustafa abi ile tanıştım. Sakız adasını el birliğiyle kuran balıkçılar ve askerlerin savaş tanımayan dostluğu . Mis gibi İzmir lokmasının kokusunu hissettim . Virüs ' ten ders aldım . Kesinlikle tavsiye ediyorum Neslihan Yiğitler Her Şey Nasıl Bu Hale Geldi? ile sizi bekliyor.
1000Kitap
Her Şey Nasıl Bu Hale Geldi?Neslihan Yiğitler · Kitap Saati Yayınları · 20247 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·224 syf.··
2025 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 00:00
Ülkü Tamer, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar. Tomris'e deli gibi aşık olduklarını ispat gibi eserlerine yansıtan edebiyat kaleleri. Üstelik bunlar bizim bildiklerimiz. Edebiyat dünyasının bir de derine inildikçe görünen aşk denizi var. Evlilikler yapsa da tam olarak kimsenin sahip olamadığı kadın. İşte bu kitapta tüm ilişkiler ve Tomris Uyar'ın hayatı detaylıca anlatılmakta. Tomris Uyar
Edebiyat
Tomris'çeNazan Arısoy · Dokuz Yayınları · 2019832 okunma
Puan vermedi
Modern anlamda öykünün ilk örneklerini Batı’ da görmekteyiz, roman türünden ayrılarak adına küçük öykü dediğimiz (Fr. nouvelle, İng. short story, Alm. kurzgeschicthe) şekli alır. Hikaye özgün değerler çerçevesinde insanların düşünmesini sağlayan ve toplumların kültürlerini yansıtan değerli bir türdür. Her alanda kendini yenileyerek geliştiren ve değiştiren ileriye dönük kararlar alan Medeniyet eşiğinin bir parçasıdır. “1960’tan sonra öykü yazan ve Türkiye’nin toplumsal değişimi ve gelişimini eserlerine yansıtan yazarlar arasında; Feyyaz Kayacan, Sezai Karakoç, Yusuf Atılgan, Orhan Duru, Erdal Öz, Adnan Özyalçıner, Ferit Edgü, Onat Kutlar, Afet Ilgaz, Kamuran Şipal, Necati Tosuner, Sevim Burak, Sevgi Sosyal, Bekir Yıldız, Rasim Özdenören, Fikret Ürgüp, Oğuz Atay, Bilge Karasu, Şevket Bulut, Füruzan, Osman Şahin, Tomris Uyar, Sevinç Çokum, Necati Güngör, Durali Yılmaz, Nedim Gürsel, Adalet Ağaoğlu, Tezer Özlü, Pınar Kür, Nazlı Eray, Hulki Aktunç, İnci Aral, Necati Mert ve Mustafa Kutlu gibi isimler öne çıkmıştır” Toplumsal değişim ve gelişim her alanda yazarların eserlerine yansımaktadır, her yazar kendi çağının sesi olur ve bu ses sonsuz bir zenginlik içerisinde ilerleyerek kendini hissettirir. Bu his meşguliyeti birçok medeniyetlere yankı oluşturur 1960 sonrası Türk Edebiyatı’nın her alanda verilen eserleri profesyonel bir şekilde kaleme alınmış ve tam olarak yerli yerine batılı bir anlayışla oturmuş ve yankısını gelecek nesillere ulaştırmıştır. Tanzimat’tan Cumhuriyet’e yazarlar, kalemlerini özgürce tutabilmek için düşüncelerini bazen kapalı bir anlam bazen de açık bir anlamla ifade etmişlerdir. Toplumların değişen medeniyeti, değişen düşünce yapıları belli bir denklemi barındırır bu denklem aynı özü oluştursa da görünüşleri farklılık arz eder, tıpkı bir anneden
Roman
Postmodern Çağda İnsanH. Yahya Şekerci · İnsan Yayınları · 20254 okunma
8/10
·96 syf.··
2025 12. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 19:24
"Ben koşarım aşağlara, koşarım Yıkanacak boğulacak su bulsam..." Şiir dünyası başka bir dünya. İyi bir şiir okuyucusu değilim fakat yine de şairlerin kısacık cümlelere dünyaları sığdırabilmelerine büyük hayranlık duyuyorum. Ne kadar şanslıyız diyorum şairlerimizi düşününce, Turgut Uyar'a sahibiz, onun can dostu Edip Cansever'e sahibiz, onlarla aynı masada defalarca oturmuş, aynı kadına aşık olmuş Cemal Süreya'ya sahibiz! Daha nicelerine sahibiz saymakla bitmeyecek olan. Tomris Uyar ve Turgut Uyar sanatlarının dışında magazinsel ilişkileriyle de iz bırakmışlar sanat dünyasında. Hiç anlayamadım ve hala da anlayamam, üç büyük usta şair aynı kadına aşk beslerken dostluklarını nasıl sürdürebilmişlerdir yıllarca diye. Tomris Uyar'ın bu kadar adamın zihninde ve kalbinde yer edinmesine sebep olacak cazibesi ne? Kendisinin peşinden koşan bu adamların arasından gönlünü kaptırdığı Turgut Uyar'ın diğerlerinden artısı ne? Kitabı okurken magazinsel boyuttan uzak bir söyleşi olduğunu görmek beni çok mutlu etti. Turgut Uyar'ın ilk gençliği, ailesi, yetişkinliği, sanatı, aile babalığından dostluklarına kadar tüm portresinin çizildiği çok hoş bir söyleşi olmuş. Bir başka söyleşide, Turgut Uyar'ın kendisine sorulan bir soruya "cümlelerindeki aşkın aslında soyut bir aşk kavramı üzerinden doğduğu, yaşadıkları zamanda öyle derin ve kuvvetli aşklar yaşanmadığı"na ilişkin cümleler sarf ettiğini okumuş ve oldukça şaşırmıştım. Sevdiğim şairlerin duygu yüklü şiirleri birer kurmaca mıydı? Belki bir an böyle düşünceler girmişti kafama ama bu söyleşiden sonra sanatçı kimliğinin dışındaki Turgut Uyar'ı tanımaya başladığımızda ne kadar realist, düz ve dobra bir karakter olduğunu görüp yukarıda hatırladığım kadarını ifade ettiğim cümlelerinden demek istediğini daha iyi anladım. Kendisinin elbette duygusal bir tarafı
Ben Koşarım Aşağlara, KoşarımErhan Altan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022381 okunma
Düşlerimiz yaşantımıza karışıyor
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
Egalité Her biri düşsel öyküler içeren bu kitapta, genç-yaşlı, geleneksel-modern, iyimser-kötümser, geriye bakan-ileriye hevesli çeşitli insanların kendileri ve birbirleri hakkındaki çeşitli düşünce ve hayallerini okuyoruz. Her bir öykü ayrıntılarıyla ele alınmayı hak ediyor. Kendi gözümden algıladığım şekilde bunların özetini yapmaya çalışacağım: Kuskus adlı öyküde, "Dünyaya sağır, acımasız", yemek yapmakta ısrar eden ve bunun arkasındaki "[a]macı, asalakları çevresine toplamak, övülmek" olan, aslında "hiçbir şeyi - kendi babasını bile - sev"meyen anneannenin bir komşusuyla ve kendi torunuyla konuşurken kurduğu, görüntüyü kurtarmaya dönük düşler. Filizkıran Fırtınası'nda, denizle içli dışlı yaşayanlara "mavi-uçlular" diyor. Mavi-uçta zaman kesintisizdir, hiçbir reng, hiçbir ses gerçek perdesini bulamaz. Denizle "öte-kent" dediği deniz kenarında "yırtılan gökleri onaran, kovalarında bulut taşıyan" ozanlar, öykücüler, denizciler, balıkçılar, ressamlar, alkolikler, oyuncular vardır. Kent merkezi yerine "sarı-kent" dediği yerden kaçan, "gelirken de yanlarında birkaç solukluk dirim getiren bir düşçüler kalabalığı..." Yağcılar, sütçüler, zahireciler, fırıncılar ve midyeciler, bir de dönemeçler, aralıklar, geçitler de düşünüldüğünde, öte-kent eski Beyoğlu olarak karşımıza çıkar. Bu iki ayrıksı topluluğun önemli bir ilişkisi vardır: Mavi-uç yerlileri çağın gerisinde kalmış kumaş ve deri temizleme eczaları gibi işlerle meşgulken, düşçüler de onları gözlemler. Kaptanın gelmesiyle olumlu bir hava oluşut ve düşgücü artar. Ne yazık ki, mavilikleri de öte-kentten olanları da filizkıran fırtınası (tutuklanmaları) sarsar, tek çareleri gözlerini maviliğe dikmek, denizi içlerine çekmektir. Metal Yorgunlu öyküsünde, emekli hesap uzmanı Ferdi Bey, düşleri sınıflandıran DÜŞSA
Edebiyat
Yaz Düşleri Düş KışlarıTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2019761 okunma