Torpak kaderdir oğul. Torpak düpedüz kaderdir! İyi torpakların olursa iyi kaderin olur!
Sayfa 12 - Demos yayınları·Kitabı okudu
GÜNAHSIZ GELİRİK Dünyanı min defa dağıtımak olur, Bu kadar kan döken silahlar ile... Hayat ta her şeyle bacardı insan Bacarabilmedi tamahlar ile. Gedir insan oğlu yola şaş gedir, Üzden kan süzülür, gözden yaş gedir. Bu torpak iistünde hey savaş gedir. Dil tapabilmirik timsahlar ile. Zamanın avcunda mum olur kaya, Kum olup dağılır çeşmeye, çaya Günahsız gelirik koca dünyaya Dünyadan gedirik günahlar ile. Zelimxan Yegub
Sayfa 33·Kitabı okudu
Reklam
TOPUK SEFASI: (d) - Kadının mastürbasyon yapması. & Yüksek ökçeli ayakkabı topuğuyla mastürbasyon yapmak. • TORBA GÖT: (d) - Daha çişini ve kakasını söylemeyi öğrenememiş çocuk. • TOROTOR: (i) - Erkeklik organı, penis. • TORPAK BAŞINA: (d) - Bir kimseye beddua etmek, onun kötü duruma düşmesini istemek amacıyla kullanılır. • TORPİLLİ: (i) ve (s.) - (fr.) - Zengin ve güçlü bir sevgilisi olan kimse. "Ay bizim kız torpilli şekerim. Sırtı yere mi gelir!" • TOST OLMAK: (d) - (ing. - türk. f.) - (o.k) - Bir kazada arabaların ezilmesi. • TOZUNU ALMAK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi azarlamak ya da dövmek. • TOZUNU SİLKELEMEK: (d) - (o.k) - Bir kimseyi dövmek. • TRAFOSU PATLAMAK: (d) - (fr. - türk. f.) - (o.k) - Çok sinirlenmek. Sinirinden hiçbir şeyi gözü görmemek. "Bizimkinin bir de baktım trafosu patladı."
Hayata Dair
Ben böyleydim,devam edebilmek için acılarımın üzerine torpak atardım.Ve torpak,her acıyı gömülmüş bir beden misali kusmaya başladığında o acı gün yüzüne çıkardı.Şimdi olduğu gibi.Acım ölü bir bedene dönüşmüştü,torpağın üzerindeydi,mavi beyaz teninde çamur izleri vardı.Beyaz gözleri ile bana bakıyordu.
Sayfa 218·Kitabı okudu
Neden bizim evde Hanife olan bu güler yüzlü kadın kendi evinde Henîfe idi? İhtiyar baba oğullarını okutup yazdırmıştı amma muhakkak kendinde bir eksik taraf vardı. Acabâ o da oğulları gibi okuyup yaz-mış olsaydı bizim gibi konuşur muydu? Meselâ bizim toprak dediğimize o torpak diyordu. Besbelli ki Hanife Hanım'ın da okuyup yazması yoktu. Ama oğullarının üstüne titremesini biliyor ve hepsini de seviyordu. Hele bir tanesinin adı hiç dilinden düşmüyordu. Ne ki Hanife'yi Henîfe diyen kocası gibi, o da bu çok sevdiği evlâdının adını yanlış söylüyor, bizim evde Rıdvan denen genci o, İridvan diye çağırıyordu...
Sayfa 13·Kitabı okudu
"Yağmurda yürümek güzeldi...Mutlak bir huzur ve ıssızlık.Sadece yağmurun sesi ve torpak kokusu."
Reklam
Reklam