Modern Zamanların Labirentinde Bir Pusula: Kendini Arayan İnsan
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 10:15
Günün sonunda hepimiz aynı soruyla baş başa kalıyoruz: "Ben gerçekten kimim, yoksa sadece bana biçilen rollerin bir toplamı mıyım?" Rollo May, bu kitapta bizi modern insanın en büyük trajedisiyle, yani kendi içindeki o derin "boşluk hissiyle" yüzleştiriyor. Kitapta beni en çok etkileyen tespitlerden biri, insanın kendini anlamsız ve boş hissettiği anlarda bir aktiviteye sığınma ihtiyacı duyması. May’in dediği gibi, sürekli şarj edilmesi gereken bir akü değiliz. Boşluk hissi, aslında bireyin kendi yaşamı üzerinde hiçbir gücü olmadığını hissettiği o çaresizlik anlarından besleniyor. Bugün sosyal medyada, kalabalık sofralarda veya bitmek bilmeyen iş maratonlarında aslında bu sessiz boşluktan kaçıyoruz… May, kaygıyı ,endişeyi bir torpidoya benzetiyor; bizi en derinimizden, öz benliğimizden vuruyor. Ancak burada müthiş bir anahtar sunuyor: Endişe benlik bilincini yok ederken, kendi benliğinin farkında olmak da endişeyi yok eder. Özgürlüğümüzün sınırlarını kabul etmek, aslında gerçek bir adım atabilmenin tek yolu. Kitabın en özgün yanlarından biri de mizah vurgusu. Mizah, sadece gülmek değil; yaşadığımız sorunla aramıza bir mesafe koyabilmektir. En zor durumda bile kendine bakıp "Ne kadar çılgınım!" diyerek gülebilen insan, benlik olgusunu henüz yitirmemiş demektir. Bu, aslında bir çeşit cesaret gösterisidir. Bir sosyoloji öğrencisi olarak şunu söyleyebilirim ki; May bize sadece psikolojik bir reçete sunmuyor, aynı zamanda toplumsal beklentilerin esiri olmuş modern bireye bir varoluş mücadele felsefesi aşılıyor. Eğer kendinizi toplumun aynasında eksik görüyorsanız, "içi boşluk" hissiyle savaşıyorsanız veya sadece "cesaret" üzerine yeniden düşünmek istiyorsanız bu kitap tam bir başucu eseri her sayfasından onlarca alıntı yapmak istediğim bir eser…
Kendini Arayan İnsanRollo May · Okuyan Us Yayın · 20193,931 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Reklam
8/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 20:15
ÖNCE ÇOCUKLAR VE KADINLAR -SUNAY AKIN,284 sayfa, Sunay Akın ,60 küçük öyküden oluşan bu kitabında bizi karadan alıp denizlere ,engin okyanuslara ,batıklara ️,Nuh’un Gemisi’nden Titanik’e Dumlupınar denizaltısından Ertuğrul Firkateyni’ne, dünyaca ünlü güreşçimiz Koca Yusuf’un Amerika’dan bir güreş müsabakasından dönerken Atlas Okyanusunda batan “La Bourgogne” gemisine götürüyor. Yaygın bir rivayete göre, Koca Yusuf,gemi batarken filikalara binmeye çalışmış, ancak iri cüssesi nedeniyle filikadakiler tarafından engellenmiş veya filikayı batıracağı korkusuyla elleri baltayla kesilerek denize düşürülmüştür. Cenazesi bulunamamış olup, mezarı Atlas Okyanusu'nun derinliklerindedir. ️️ Ah o yüreğimizi parçalayan Dumlupınar denizaltımız…81 gemicimizle Çanakkale Boğazı’nın karanlık sularında ebedi istirahatlarında uyumaktalar.Ruhları şad olsun.…Vatan sağ olsun” dediniz,biz de “Vatan size minnettar” diyoruz. Türkiye neresiii Japonya neresi diye sorulduğunda haritada bile birbirinden uzak iki ülke…O tarihte ,on bir yıl Haliç’te çürümeye bırakılan bizim yaşlı Ertuğrul gemimiz neden Japon İmparatoruna hediye götürmek için okyanusların azgın sularına terk edildi ?Neden onca şehidimizi ,Dumlupınar denizaltımız gibi denizin dibine terk ettik?Şart mıydı bizim gibi fakir bir ülkenin gösteriş yapacağım diye leventlerini şehit vermesi?Ucuz olacak diye elindeki yaşlı Ertuğrul gemisini bilinmeyen sulara sürüklemesi… İş bilmezlik,ucuza kaçma,liyakatsizlik,her şeyi ben bilirimcilik bu ülkenin başından hiç eksik olmamıştır.Bu sadece bize mi özgü?!. Ya Titanik’in batışındaki saklanan gerçekler,yapım hataları,geminin yanlış rota seçiminde kaptanın burnunun dikine gidişi ve yardımcı kaptanı dinlemeyişi,zengin yolcuların kayırılması,okyanustaki buzdağlarının diğer
Önce Çocuklar ve KadınlarSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,161 okunma
Benim adım Kinyas, ismimi kendime ben verdim..
Puan vermedi·536 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 23:30
Yine ya çok sevilen ya da hiç sevilmeyen bir kitapla karşı karşıyayız. Ben, canım Didem Madak 'ın ifadesiyle "çok sevmelerin kadını" olarak kitabı seven tarafta yerimi alıyorum Hakan Günday ismi, Şahsiyet dizisinin senaristi olarak karşıma çıktı ilk kez. Kinyas ve Kayra da yazarla tanışma kitabım oldu.Kitap yeraltı edebiyatının ilk örneği ve yazarın ilk eseri. Kitap, genç yaşlarında ülkesini terk eden iki gencin hikayesini anlatıyor kısaca. Kinyas ve Kayra, Kayra'nın Yolu, Kinyas'ın Yolu olmak üzere üç bölümden oluşmuş. İçerisinde rahatsız olunabilecek uyuşturucu,silah kaçakcılığı, tecavüz, cinayet gibi bir çok öğeyi barındırıyor. Hikayenin bir yerinde Kinyas ve Kayra'nın yolları ayrılıyor, Kayra zihinsel ölümünü gerçekleştirmeye çalışırken, Kinyas kendi deyişiyle normal bir insan olma yolunu seçerek ailesinin yanına dönüyor. Kayra'nın zihinsel ölümünü gerçekleştirirken kendine bakacak bir yardımcı tutması, zihinsel ölümü için hazırladığı siyah ipek çarşaflı yatağı, kendisi için çok önemli olan saçlarını kestirmesi, o saçların rüzgarda uçuşması çok güzel ayrıntılardı. Ahh Kinyas, adının aslında Tolga olduğunu sonradan öğrendiğimiz Kinyas, sen hiç bir zaman Kayra gibi değildin.Senin tabirinle sen sokaklara bırakılmış bir ev köpeğiydin, Kayra ise aynı sokaklarda doğduğuna inanmıştı. Sen artık torpido gözünde şarjlı traş makinesi bulunduruyordun, siyah kıyafetler giymiyordun, evden çıkmadan önce aynanın karşısına geçip parfüm bile sıkıyordun hatta.Bunlar sana çok uzaktı bir zamanlar. Kitaba, ergenler için yazılmış bir kitap, hayatımda okuduğum en kötü kitap, bitirmek için çok çabaladım diye yazanlar olmuş ki bu bence kitaba haksızlık olur, zira içerisinde bol bol felsefi derinlik, psikolojik çıkarımlar, varoluşsal sancılar, kişininin anlam arayışı, nihilizm var. Özellikle
Edebiyat
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
8/10
·274 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 12:55
1942'de İngiliz Hükümeti tarafından kiralanan Abosso adlı yolcu gemisi, Alman denizaltılısının torpido saldırısına uğradığında, 361 yolcunun içinde yer alan Ulrich Alexander Boschwitz henüz 27 yaşındaydı. Üzerinde, kaleme aldığı romanı 'Yolcu'nun taslağını taşımaktaydı. Ve bu kitap bulunan ve kurtarılan parçalardan oluşarak meydana gelmiştir. Okuduğunuzda bazı bölümlerin birbiriyle uyumsuz olduğunu göreceksiniz. Otobiyografik bir roman olmasa da kitap, yazarın hayatından da izler taşıyor. Roman, Kasım 1938’de Kristal Gece’nin hemen ardından Nazi Almanya’sında geçer. Peki nedir bu kristal gece? Nasyonal Sosyalist Parti idaresi tarafından düzenlenen ve Yahudiler'e ait ev, iş yeri ve sinagoglara yapılmış kanlı ve ölümcül saldırıların gerçekleştiği gecenin adıdır. Başkahraman Otto Silbermann, saygın bir Yahudi tüccardır. Kristal Gece’de evine baskın yapılınca her şeyi geride bırakmak zorunda kalır ve kaçmak için trenlere binerek Almanya içinde yolculuk eder. Otto’nun trenlerdeki bu umutsuz yolculukları, Nazi rejimi altındaki toplumun farklı yüzleriyle ve kendi içsel dönüşümüyle yüzleşmesini ele alır. Yolculuklar boyunca varsayımlar, şüphelere dönüşür. Şüpheler, tren yolculuğu boyunca karşılaştığı insanlarla canlanır. Paranoyaklık hâli dediğimiz tam olarak bu. Aklı başında bir insanın aklı başından nasıl alınır.. Kendini tanıyamadığı bir deliye nasıl dönüşür kitapta tam olarak onu görüyoruz. Kitabın diline gelecek olursak; cümleler kısa, hızlı, keskindir. Betimleme az, gerilim psikolojiktir. Okurken nefessiz kalacağınız bölümler oluyor. Kolay okunan ama kolay unutulmayacak bir kitap oldu benim için. Bu dönem kitaplarına ilgisi olanlara veya aksiyon, hareket, heyecan, sürekli kendini okutsun şeklinde bir kitap arayanlara öneririm. Keyifli okumalar.
YolcuUlrich Alexander Boschwitz · DeliDolu Kitap · 2019103 okunma
Her Türk okurun kitaplığında olması gereken bir şaheser:
9/10
·592 syf.··
2025 28. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 23:47
Yıl 1918, Kasım ayı. Yağmurlu bir gecede Enver, Cemal ve Talat Paşa'ların ülkeyi terk etmek için bir torpidoya binişi ile açılıyor kitap. Alman yanlılığı ile memleketi Birinci Dünya Savaşı'na sürükleyip yenildikten sonra her yerde aranıyorlar. Ancak anlatım her ne kadar kronolojik sıraya riayet etse de çoğu zaman geri dönüşlerle geçmiş ayrıntıları da anlatıyor. Örneğin Mustafa Kemal ve Vahdettin'in Almanya seyahatinde, Vahdettin'den önceki padişahlar ve onu tahta götüren olayları anlatarak bir zemine oturmasını sağlıyor. 5 kitaplık muazzam serinin bu birinci cildinde Mustafa Kemal'in İttihat ve Terakki ile ters düşmesi, Enver Paşa'nın onu İstanbul'dan uzaklaştırmak için Ortadoğu ve Anadolu'nun uzak köşelerindeki cephelere göndermesi, Çanakkale Savaşı'nda cepheye göndermemek için oyalaması, Mustafa Kemal'in nihayet gönderildiği Anafartalar'da tarih yazması, Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın nezdinde edilen evlenme teklifini kabul etmeyişi, ülkeyi kurtarmak için yollar ararken arkadaşlarıyla örgütlenmeye başlaması, İzmir'den ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in şehadeti gibi genel olarak bildiğimiz olayların detayını okuyoruz. Bunlara vakıf olmak, içeriğini, nedenini, nasılını öğrenmek o kadar büyük haz verdi ki, bana her Türk vatandaşının okuması gereken kitaplardan biri olduğunu düşündürdü. İlk kitabın bitişi de kendisini 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun'a tayin ettirip yola çıkması ile oluyor. <3 Elvan Kutsal İsyan - 1 Hasan İzzettin Dinamo
Kurtuluş Savaşı
Kutsal İsyan - 1Hasan İzzettin Dinamo · TekinYayınevi · 1990177 okunma
Reklam
Reklam