Totaliter Sistem
“..totaliter sistemin beş temel özelliği vardır: Total bir ideoloji, tekelci parti, kitle iletişim araçlarında tam bir devlet tekeli veya kontrolü, devlet güdümlü ekonomik hayat ve yaygın siyasi şiddet yani terör.“
Sayfa 35 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Octavio Paz'ın deyimiyle tam bir "ideolojik devlet" yaratıldı. Çağdaş insanlık tarihinin tanık olduğu en tehlikeli devlet biçimi, hep bu "ideolojik devletler" oldu. Çeşitli fanatik ideolojilerin resmi görüş olarak kabul edildiği bu ideolojik devletlerin neredeyse her yerde aynı olan karakteristik özellikleri var; etno ve egosantriktirler, total yani mutlak düşünceye fazlasıyla itibar ederler, kaba bir milliyetçilik ideolojilerinin harcıdır, "ötekine" devamlı kuşku duyar, devamlı bir önyargı ve düşmanlık yayarlar, başka seslere, görüşlere, hareketlere karşı son derece hoşgörüsüzdürler, toplumu teyakkuz halinde tutmak için her zaman düşman ararlar, "ulu ve şanlı bir tarih" gibi argümanlarla yoğrulmuş ulusal ve kültürel bir şovenizme, bir kibire sahip olurlar, "aman bölünüyoruz, parçalanıyoruz, çevremiz düşman dolu" türü paranoyaları kültürel ve toplumsal yaşam biçimi haline getirirler. Savaşa hazır olmak, ötekini alt etmek, tehlikelere karşı ülkeyi askeri bir disiplinle yönetmek vazgeçilmez ilkeleri olur.
Sayfa 57 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Deneme, İnceleme
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kamusal Müzakere
Parlamentonun ‘ratio'su Rudolf Smend' in isabetle vurguladığı gibi "dinamik bir diyalektik"te, yani doğru siyasi iradenin ortaya çıkmasını sağlayan zıtlıkların ve fikirlerin mücadelesi sürecinde yatar. Yani parlamentonun özü, argüman ve karşı- argümanın kamusal alanda görüşülmesi, kamusal müzakere, kamusal münakaşa ve hükümet etmektir ki bu aşamada demokrasiyi hesaba katmaya henüz gerek yoktur. Çok tipik bir fikir silsilesini, parlamentarizmin son derece tipik bir temsilcisi olan Guizot'da bulmak mümkündür. O, (gücün zıddı olan) hukuktan yola çıkarak, hukukun üstünlüğünü garanti altına alan bir sistemin temel özelliklerini sayar: 1) "Pouvoirs"in [(Yasama, yürütme, yargı) "kuvvetler”inin] daima müzakereye ve böylece, birlikte hakikati aramaya mecbur bırakıldığını; 2) devlet yaşamının aleniyetinin "pouvoirs"ı yurttaşların kontrolüne tabi kıldığını; 3) basın özgürlüğünün yurttaşları hakikati aramaya ve "pouvoir"a bildirmeye teşvik ettiğini yazar. —> Guizot, Histoire des origines du gouvernement représentatif en Europe, Brüksel 1851, cilt 2, s. 10-11. Bu kitap Guizot'nun 1820'den itibaren verdiği ve sık sık gözden geçirdiği dersler sonucu ortaya çıkmıştır ve önemli bir bilim adamı, tecrübeli bir politikacı ve soylu bir insanın 1814 ile 1848 yılları arasındaki gözlemleri ve düşüncelerinin sonucudur. Guizot, söz konusu eserin Mayıs 1851 tarihli önsözünde, Anglosakson ruhunun yansıması olan parlamentarizm teorisini “la foi et l'espérance qui ont rempli ma vie et qui ont été, jusqu'a ces derniers jours, la foi et l'espérance de notre temps" [yaşamımı dolduran inanç ve ümit ve yakın zamanlara kadar çağımızın inancı ve ümidi] olarak betimlemiştir. Krabbe, “Die Moderne Staatsidee" (Haag 1919, s. 178) Guizot'nun önemini iyi kavramıştır. Krabbe'nin bu metinde Guizot'dan yaptığı
Sayfa 54·Kitabı okudu
Gerçekleştirilen yasal düzenlemelerle, bir Müslümanın yaşamında total bir anlamı olan din, yasayla parçalanarak Devlet ile Diyanet arasında paylaştırılır. Dinin ahkâm hükümleri yerine geçecek olan yasaları yapma ve uygulama görevi Devlet'e, itikad ve ibadet işlerini düzenleme görevi Diyanet'e verilir "Doğrusu bu Tanrı ile Sezar'ın egemenlik paylaşımıdır. İşin Öteki yanı, İslam'da olmayan örgütlü bir din adamları sınıfının ve Kilise'nin ortaya çıkarılmasıdır" , Bu yorumu teyit etmesi açısından, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan Tayyar Altıkulaç'ın açıklaması önemlidir. "1924'te Diyanet İşleri Başkanlığı kurulurken bu müessesenin bir önceki devrede mevcut olan Şeyhülislamlığın devamı gibi düşünülmediği kesin. Çünkü yeni bir rejim gündeme gelmiştir. Devlet yönetiminde laiklik temel bir ilke olarak kabul edilmiştir. Bu bünyeye uygun bir dini idare, diyanet modeli düşünülmüş ve bu düşünceden hareketle Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Tabii araya laiklik girince Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, İslam'ın ancak muayyen konularıyla ilgilenmesi, özellikle de muamelat konularıyla ilgilenmemesi ve bunların yasama organına bırakılması gibi temel bir ayırım ortaya çıkmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, Diyanet İşleri Başkanlığı yeni kurulan devletin bünyesine uygun bir statüyle kurulmuştur"
Sayfa 172·Kitabı okudu
Bir yandan birey kültüründen dem vururken bir yandan total devlet kavramını geliştirmek saçmalıktan başka bir şey değildir.
Sayfa 92 - Metis Yayınları. 2. Baskı. Aralık 2022. Çeviren: Orhan Kılıç.
Şunu yakından gözlemledim ki devlet erkânı, iş dünyasının liderlerine diplomasi liderlerinden daha fazla önem ve değer veriyorlar. İşin içinde kendileri ya da yakınları, hatta siyasi grupları için akçeli beklentiler olduğu için belki de. Yeni bir şey değil bu tabii ki. Eski zamanlardan beri devletler diplomatlarını şirketlere ödünç verirlerdi. Özellikle sömürgeci ülkeler devlet ve iş menfaatlerini aynı sepette görürlerdi. Sömürgelerdeki kaynakların, servetlerin kendi ülkelerine aktarılmasında diplomatik becerilerini sergilemek için çok fırsat olurdu. Enerji, maden, taşımacılık, güvenlik ve imtiyaz şirketlerinde kilit görevler üstlendiler. Enerji dünyasında bizzat bunun örneğine şahit oldum. İtalyan ENI, Fransız TOTAL, İngiliz-Hollanda SHELL şirketlerinin uluslararası ilişkiler bölümü başkanları istisnasız dışişleri kökenli idiler. British Gas'ın ikinci adamı gizli servisten idi.
Sayfa 139