Imago, Freud'un psikanalizi toplumsal ve antropolojik sorunlara uygulamasını gösteren dört makaleden ilkini yayımladı ve burada insan toplumunun nasıl ortaya çıktığına, özellikle de ilk insanın dinî inançlarının nereden geldiğine dair görüşünün ana hatlarını çizdi." Totem and Taboo [Totem ve Tabu] 1913'te kitap olarak yayımlandı, gerçi Freud din hakkındaki görüşlerini bundan birkaç yıl öncesinden dile getirmeye başlamıştı. 1907'de "Obsessive Actions and Religious Practices” başlıklı makalesine şöyle başlıyordu: “Nevrotik rahatsızlıklardan mustarip kişilerde takıntılı olarak adlandırılan eylemler ile inananların dindarlıklarının ifadesi olan ibadetler arasındaki benzerlikten etkilenen ilk kişi şüphesiz ben değilim." Ona göre bu benzerlik yüzeysel olmaktan öte bir şeydi ve “nevrotik törenlerin kökenine dair bir kavrayış, dinî yaşamın psikolojik süreçleri hakkında analoji yoluyla çıkarımlarda bulunma konusunda bizi cesaretlendirebilirdi."
AYİN
(Ortada büyükçe bir ateş yakılmıştır. Ateş, karanlığı ikiye böler, boyu adam boyu kadardır. Ve zaman zaman kuş sesleri, böcek sesleri duyulur. Doğanın gecedeki sesleri...
(Ezidiler, ateşin çevresinde iç içe geçmiş üç daire halinde dönerek, ayinlerini tamamlamaktadırlar. Geride, boydan boya, Ezidilerce kutsal sayılan tavus kuşunun kanatlarından yapılma, fallik bir totem durmaktadır. Ve sanki bu ayini izlemektedir. Onun önünde, yüksekçe bir yerde, giysisine tüyler ve kemikler takmış ayin şeyhi, ayini ve kalabalığı yönetmektedir. Ateşin çevresindeki ilk halkayı oluşturan küçük çocuklar, etek- lerinden aldıkları tuzu avuç avuç ateşe atmaktadırlar. Kutsanan küçük çocukların çevresinde ise, genç kızlar ikinci daireyi halkalayarak dönerler; tavus kuşu tüylerinden yapılma giysi- leri; kollarında, boyunlarında süsleri-takıları; ayak bileklerinde halhalları; yüzlerinde dövmeleri; burunlarında hızmalarıyla genç kızlıklarını kutlar ve kutsarlar; çıplak ayaklarının altına serilmiş taze otları ezerler. Son olarak, onları da çevreleyen bir yetişkinler dairesi vardır. Yetişkinler birbirlerinin bellerinden tutmuşlardır; en kenetlenmiş, en sıkı daireyi onlar oluştururlar.
İster sahte hatıralar yerleştirip kurmaca ilişkiler organize ederek, ister özneler arası gerçeklikler yaratarak olsun, hikayeler sayesinde büyük ölçekli insan ağları kuruldu. Bu ağlar da dünyadaki güç dengelerini tamamen değiştirdi. Hikaye temelli ağlar homo sapiens’i tüm hayvanların en güçlüsü haline getirerek, onlara yalnızca aslanlar ya da mamutlar karşısında değil Neandertaller gibi diğer eski insan toplulukları karşısında da önemli bir üstünlük kazandırdı.
Hikaye anlatıcılığının ortaya çıkmasının ardından, sapiens grupları artık yalnız kalmak zorunda değildi. Gruplar saygı duydukları atalar, totem hayvanları ve koruyucu ruhlar hakkındaki hikayelerle birbirine bağlanıyordu. Hikayeleri ve özneler arası gerçeklikleri paylaşan gruplar birleşip kabileleri oluşturdu. Her kabile yüzlerce, hatta binlerce bireyi birbirine bağlayan bir ağ idi. yani kabile agi bir tür sigorta poliçesi gibi iş işliyordu . Riski çok sayıda insana yayarak en aza indiriyordu.