Duygusal bir son eklemeseler olmazdı zaten... :')
Gülümseyen Lucinda'nın yanaklarından gözyaşları süzülmeye başladı. "Babacığım!" dedi. "Bizden ayrıldığın gün nasılsan, aynen öyle görünüyorsun." Arthur grifondan inmek için davrandı. "Hayır!" dedi Lucinda. "Toz olup gideceksin." Bastonuna yaslanarak, onun durduğu yere yaklaştı. "Sana ve annene çektirdiğim bütün o acılar için kusuruma bakma," dedi Arthur. "Elfleri kandırmaya çalışmış olmaktan dolayı üzgünüm. Böyle bir riski hiç göze almamalıydım. Seni hep sevdim, Lucy. Eve dönmeyi her zaman istedim." "Artık evdesin," dedi Lucinda. Arthur başını salladı. "Elflerin sihri beni çok uzun süre hayatta tuttu. Bana uygun ömürden daha fazlasını yaşadım. Gitme zamanım geldi. Ama seni gördüm ya Lucy, hiç gam duymadan gidebilirim artık." "Sana daha yeni kavuştum," dedi Lucinda. "Şimdi ölüp gidemezsin öyle." Arthur ona doğru eğildi ve Jared'in duyamadığı tatlı sözlerle bir süre konuştu. Daha sonra grifondan inerek kızını kucakladı. Ayağının yere değmesiyle birlikte, bedeni toza ve ardından dumana dönüştü. Bu duman Lucinda'nın çevresinde dolandı, ardından bir girdap gibi karanlık gökyüzüne yükseldi ve gözden kayboldu.
Sayfa 134 - Doğan Egmont Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Her dudakta aynı şikayet: Yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır, onlar Türkiye'nin insanından şikayetçi. İnsanından, yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını "yaşanmaz"laştıranlardır."
Sayfa 97·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müzzemmil Suresi 14.ayet.
​يَوْمَ تَرْجُفُ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا "O dehşetli günde dağların kum yığını haline gelip savrulacağı bildirilir." Bizler ise bugün kariyerimizi, malımızı veya çevremizi 'güven kapımız' sanarak kendimize küçük 'dağcıklar' inşa ediyoruz. Oysa Allah, en büyük dağları bile toz etmeye kadirken, bizim sığındığımız bu geçici dağcıkları bir teslimiyet rüzgârıyla savurup bizi hakikate uyandırmaya da kâfidir.
Sessizliğin içinde, gün ışığı sütunundaki toz zerrecikleri ağır ağır yere inerken, yaşamında belki de ilk kez gerçek duygularını dile getirmiş olduğunu düşündü..
Alıntı
Meditasyonlar
Mahrum ol­duğum şeyleri kazanmak, şu an bende varolan şeyleri kazanmaktan belki daha zordur diye de düşünmemeliyim. Çünkü tam tersine benim için, yani düşünen bir şey ya da töz için hiçlikten doğmuş olmanın, hakkında bilgi sahibi ol­madığım birçok şeyin salt bilgisini edinmek­ten çok daha zor olacağı gayet açıktır.
Sayfa 68·Kitabı okuyor
Alıntı
Eski İstanbul mahallelerini bugün gravürlerden seyredenler hoş bir atmosferin varlığından söz ederler. Oysa yaşanan hayat, bugünkü nostalji derecesinde kolay ve hoş olmamalıydı. Toplanamayan çöpler, yazın toz toprak, kışın çamur ve rüzgârlı havalarda bir kıvılcımla başlayıp bütün şehri telaşa veren ve gerçekten de mahalleleri süpürüp kül eden yangıların korkusu, İstanbul’u ilk elde kârgir yapılara ve giderek betonarmeye hem de çirkin bir betonlaşmaya itti.
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Alıntı