ro.dî Jon Kürt

ro.dî Jon Kürt
@ttarkovski
Psikolojik Danışmanlık|Rehberlik
63 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Yaşamıma sıkıntı tecrübesinin hükmettiğini söyleyebilirim. Bu duyguyu ta çocukluğumda tanıdım. Eğlence, sohbet ya da zevklerle oyalanabilecek sıkıntı değil burada söz konusu olan; tabir caizse temel bir sıkıntı bu ve şundan ibaret: Kendi evinizde veya başkasının evinde, ya da güzel bir manzaranın karşısında, az ya da çok aniden her şeyin içi ve anlamı boșalıyor. içte ve dışta boşluk. Tüm evren hiçliğin damgasını yiyor. Ve hiçbir şey bizi ilgilendirmiyor, hiçbir şey dikkatimizi hak etmiyor. Sıkıntı bir baş dönmesidir, ama sakin ve yeknesak bir baş dönmesidir, evrensel anlamsızlığın ortaya çıkışıdır; bu dünyada da öbür dünyada da bir șey yapılamayacağının, yapılmaması gerektiğinin, hayrete varan, ya da en üst basirete varan kesinliğidir, bize uyabilecek ya da bizi tatmin edebilecek hiçbir sey yoktur dünyada.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendi payıma, dünyadan şikayetçi değilim. Evren adına bir itirazım da yok. Karamsar sayılmam. Acı çekerim ve şikayet ederim, ama acı çekmek genel bir kural mıdır, insan doğasında mı vardır, bilmem. Öyle ya da değil, bilsem ne olur, bilmesem ne olur? Acı çekiyorum, ama bunu hak edip etmediğimi bilmiyorum. Karamsar değilim, hüzünlüyüm.
Milyon Kere Ayten Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum Ayten üstüne Saatim her zaman Ayten'e beş var Ya da Ayten'i beş geçiyor Ne yana baksam gördüğüm o Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz Günlerden Aytenertesidir Odur gün gün beni yaşatan Onun kokusu sarmıştır sokakları Onun gözleridir şafakta gördüğüm Akşam kızıllığında onun dudakları Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz Bir kadeh de sizinle içeriz Ayten'li İki laf ederiz Onu siz de seversiniz benim gibi Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam Alın tek kat elbisemi size vereyim Cebimde bir on liram var Onu da alın gerekirse Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Tam da bunu düşündüğü sırada durumunun umarsızlığı çöktü içine. Bütün açıklığıyla Gölgeler Vadisi’nde olduğunu gördü. İçindeki hayat giderek sönüp gidiyor, yavaş yavaş ölüme doğru ilerliyordu. Ne çok uyuduğunu ve buna rağmen ne çok uyumak istediğini fark etti. Halbuki eskiden uykudan nefret ederdi. O zamanlar uyku, hayatının kıymetli anlarını çalıyordu. Yirmi dört saatte dört saat uyku, dört saatlik hayatın elinden alınması demekti. Nasıl da çok görürdü uykuyu! Oysa şimdi çok gördüğü şey hayattı artık. Hayat güzel değildi; tatsızdı, acıydı. En vahimi de buydu. Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir. Derinlerinde bir yerde hissettiği kendini koruma içgüdüsü onu harekete geçirince oradan uzaklaşması gerektiğinin farkına vardı.
gidiyorum; yorgun, solgun, ağlamaklı viraneme doğru sizin şehrinizden Tanrı’ya götürüyorum perişan ve divane gönlümüalıp götürüyorum, o uzak noktaya günahın renklerinden arındırmaya aşkın lekesinden temizlemeye yok olup gitmiş, yersiz bunca istekten arındırmayaalıp götürüyorum, senden uzak kalsın diye senden, ey boş umudun cilvesi alıp götürüyorum onu, diri diri gömeyim diye bundan sonra konuşmayı hatırlamasın diyeinleyiş titriyor, gözyaşı oynuyor ah, bırak, bırak kaçıp kurtulayım senden, ey günahın coşkun pınarı en iyisi bu belki de, senden sakınayımTanrı şahit ki mutluluk goncasıydım ben aşkın eli geldi ve dalımdan kopardı beni âhın alevi oldum, yazık ki dudağım bir daha o dudağa kavuşmadısonunda yolculuk bağı bağladı ayağımı gidiyorum, dudaklarımda gülümseme, bağrımda kan gidiyorum, gönlümden çek elini ey, hiçbir şey vermeyen, boş umut