Tuğçe Neval

Tuğçe Neval
@tugceneval
Tüçe’nin kitaplığı
Psikolojik Danışman
7 Aralık
135 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tavsiye
Puan vermedi·296 syf.··
2025 1. kitabı
Kitabı severek okudum diyebilirim..Dizisini de izledim evet ama tamamlanmadı zaten ve kitaptan farklı bir şekilde ele alınmış..Daha doğrusu toplumumuzun ilgisini çekeceğini düşündükleri yerlerini ele alıp dizileştirmişler diyebilirim..Sonuna kadar merakla okuyacağınız bir anlatım olmuş..Ailenin yaşantısından, Cumhuriyet döneminden,Atatürk'ten o kadar güzel bahsedilmiş ki bazı yerlerine özenmedim değil..Üzüldüğüm noktalar da oldu tabi; aile bireylerinin yaşadığı kötü olayların yanı sıra şuan ki Türkiye de o döneme göre kadınların geldiği nokta beni üzdü mesela, maalesef ki kadınlarımızın adı sanatta başarıda değil daha çok kadın cinayetlerinde geçer oldu..Nisa'nın çalkantılı hayatında bile sanatını başarıyla sürdürmesi,psikolojik sorunlarına rağmen eninde sonunda toparlanıp her seferinde sanatına sarılması, 86 yaşına kadar yaratıcılığını yansıtması,tekerlekli sandelyede olmasına rağmen sergilerinin açılması taktire şayan bir durum ve hayranlıkla okudum..Sadece onun değil tüm ailenin özel hayatında yaşadıkları evlilikler konu alınsa da asıl ön planda olan yada bana göre olması gereken her bireyin kendine has icra ettiği sanatıdır..Hangimizin ailesinde ressamlar,yazarlar,tiyatrocular dolu ki?..Günümüz şartlarında şehir bile değiştirmek çoğumuza göre zorken o dönemde gerek sanatını icra etmek için gerek iş icabı diplomatik görevler için ülke ülke, şehir şehir gezip hatta gerekirse uzun süre konaklayan Fahrünnisa ve ailesinin hayatını kendi minimalist hayatımdan hayretle okumak keyifliydi ve okurken fark ettim ki özgüven duygusuna sahip olmak istediğiniz hayatı yaşayabilmekten geçiyor(istedigin mesleği yapmak,istediğin şarkıyı söyleyebilmek,istediğin yazıyı yazabilmek,istediğin yerde olmak-kafesteki kuş ile doğadaki kuşun ötüşü bile farklı değil mi?-,istediğin duyguyu
1000Kitap
Şakir Paşa AilesiŞirin Devrim · Doğan Kitap · 20251,618 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşamın Yolu Özgürlükten, Özgürlüğün Yolu Ölümden Geçer
10/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2021 190. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2021 16:06
Albert Camus, Sisifos Söyleni adlı eserine, "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır; intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediğinde bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermek," şeklinde başlar. Yabancı adlı en çok okunan eserinde de aslında merkezde yine bu "soru" bulunmaktadır. Evet, okuyan pek çok insanın ve hatta okumayan pek çok insanın Yabancı hakkında ilk ve en çok duyduğu, akıllarında en çok yer eden nokta, annesi ölen bir kişinin kayıtsızlığı oluyor hatta bunu, "annesi ölen bir kişinin son derece acımasız kayıtsızlığı" şeklinde daha abartılı şekilde belirtenler de olabilir. Ama ben, burada "anne"yi, "hayat"ın temsili olarak görüyorum. Bu durumda, Meursault'un kayıtsız hali, bir kişi olan anneye değil, hayatın kendisine karşı olmaktadır. Meursault, sıradan bir işte çalışan sıradan bir insan gibi görünür. Son derece sessizdir, bunun nedeni olarak, konuşacak bir şeyin olmadığını gösterir. Ancak, Camus'un Sisifos Söyleni'de "Uyumsuz insan için, açıklamak ve çözmek değil, duymak ve betimlemek söz konusudur artık. Her şey açık görüşlü ilgisizlikle başlar," diyerek aslında Meursault'u tarif eder. Yabancı'da ise onun adım adım ilgisizliği, giderek daha çok açık görüşlü bir noktaya gelecektir. Yine Camus Sisifos Söyleni'de, "Bir insan yaşamının yarısı söylenmeyeni anlamakla, başını çevirmekle, susmakla geçer," der, ve bu satırlar da Meursault'u anlatır. Meursault, suskundur ancak çevresinden bihaber değildir, bilakis farkındadır ancak yaşadığı toplumdan, onun değer ve yargılarından ve sonraki sayfalarda giderek daha açık şekilde karşımıza çıktığı üzere hayatın kendi tercihlerine fırsat tanımayan doğasından. Hatta Meursault, görünüşte işlediği bir cinayetten dolayı yargılansa da aslında, toplumun değerlerine, yargılarına, kabullerine,
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Varlık Yayınları · 1994137,5bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 262. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2020 22:10
Karşınızda bir insan var. Psikolojik sorunları olduğu apaçık ortada ancak hem sorunları bulmak hem de bu sorunları ortadan kaldırmanız gerekiyor. Bir de bu konuda size destek olacak insan sayısı az iken bir hata yapmanızı bekleyen ve sizin açığınızı arayan insan sayısı bir hayli fazla. Böyle bir durumda ne yapardınız? Freud, bu vakasını anlatırken türlü zorluklarla karşılaşıyor. Aslında Freud’un işi her zaman çok zordu. Ancak belki de ilk kez kendisi bu denli zor bir vakayla karşılaşıyordu. İşte bu yüzden attığı her adımı, yaptığı her yorumu ve analizi uzun uzun anlatmak durumunda kaldı. Hal böyle olunca da Kurt Adam Vakası, Freud’un yazdığı en uzun vaka analizi oldu. Ayrıca Freud, bu vakayla tam tamına 4.5 sene ilgilendi. Ya da bir deyişle, ömrünün 4.5 senesini bu vakayı anlamaya, yorumlaya harcadı. 23 yaşındaki zengin Rus çocuğunun vakasında Freud; çocukluk nevrozunun üzerine kurulu yetişkinlik nevrozunu ve cinselliğin önemini keşfetti. Aktarım malzemesi olarak en çok düşlerin kullanıldığı vakada, baştan çıkarma sahneleri ve erotik düşünceler de görülüyor. 1887 yılında doğan Kurt Adam, 19 yaşında babasını, 21 yaşında ablasını kaybeder. Bir de üstüne 18 yaşlarında yakalandığı belsoğukluğu hastalığı eklenince, 23 yaşında Freud’a gider. 1910 yılının şubat ayında tedaviye başlayan Freud, 1914 yılın yazında, 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına sayılı günler kala tedaviyi tamamlayacaktır. Tedaviden sonra Odesa’ya dönen kurt adam, evlenip yuvasını kurarken bir yandan da hukuk eğitimini tamamlar. Rusya’da başlayan Bolşevik Devrimi’nden ötürü işleri iyice çıkmaza giren Kurt Adam, Kasım 1919-Şubat 1920 tarihleri arasında yeniden Freud’a başvurur. Ardından küçük bir işte çalışmaya başladı ve Freud ile onun arkadaşları tarafından maddi olarak desteklendi. 1926 yılında paranoya
1000Kitap
Bir Çocukluk Nevrozu HikayesiSigmund Freud · Say Yayınları · 20161,123 okunma
"Hasta mısın anne?" "Hayır, yorgunum." "Hiç uyumadın mi?" "Hayır." "Nine kötüledi mi?" Anne ellerine baktı. Kucağında yorgun aşıklar gibi yatıyordu elleri. "Keşke size söylemeyebilseydim. Keşke her şey cok...güzel olabilseydi." Baba,"Nine'nin durumu kötü öyleyse." dedi. Anne gözlerini kaldırıp vadinin karşı tarafına baktı. "Nine öldü." Ona döndüler. Hepsi...Baba sordu. "Ne zaman?" "Dün gece görevliler bizi durdurmadan." "Demek muayeneyi ondan istemedin." "Geçirmezler diye korktum. Nine'ye söyledim ona yardım edemeyeceğimizi. Ailenin geçmesi şarttı. Çocuklar var...Rozaşarn'ın bebeği var. Söyledim ona." Bir an ellerini yüzüne kapadı."Yemyeşil,şipşirin bir yere gömülebilir artık," dedi alçak sesle. "Başını Kaliforniya toprağına koyup yatacak." Anne'ye bakarken, onun gücü karşısında dehşete katıldılar. Tom, "Ulu Tanrım!" dedi. "Bütün gece orada onunla yan yana yattın!" "Ailenin geçmesi şarttı!" dedi Anne bitkin bir sesle. Tom kolunu onun omzuna sarmak üzere ilerledi. "Dokunma bana," dedi Anne. "Dokunmadıkça kendimi tutabilirim. O çökertir beni."
Sayfa 281 - Sel·Kitabı okudu
Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve farklı uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar... "Kadınlık korunmaya muhtaç bir varoluş olmaktan çıkınca her şey olabilir."
Sayfa 69 - Ren Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat