Oysa hiçbirine kızmış değildim. Bunu yüzlerine de söyledim. 'Çok kalabalıktınız' dedim. 'Evde, sokaklarda, dükkânlarda, dolaplarda..' Günün birinde kalabalığı silkelemekten ve tek başıma kalmaktan başka bir isteğim olmadığını anlayıverdim. Herkes bir şeyler istiyordu. Daha çok oda, daha çok kitap, daha iyi dinlenmek, daha temiz gömlek...
Bir gün ben de bir şey istesem, dedim. Bu, yaşamımın neresine geldiğimi kendi kendime sorduğum gündü. Fazla da uğraşmadım.
Ne istediğimi düşünür düşünmez de yakalayıverdim onu. Güneş ışığında uçuşan o bin renkli toz parçacıklarından birini avucumun içine almış gibi oldum. Yeni emeklemeye başlayan, çevrelerini șaşkın, gene de korkusuz bir hayranlıkla gözleyen bebeklerin yaptıkları gibi... Sonra da kendi kendime 'Tut onu, dedim. 'Sımsıkı... Sakın bırakma.' Ve öyle yaptım.
Ailede iyi eğitim şudur: Çocuğa yemesinden-içmesinden, giyinmesinden tut;okuma merakı, müzik merakı, görme meraki kazandırılıyor mu? Bunlar parayla olacak şeyler değildir; çocuğa zaman ayırarak, özenerek, onunla bir ilişki kurarak yapılır...