Uğur Çam

Uğur Çam
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” - Nâzım Hikmet
Occupational Safety Specialist
Lisans
Pendik
58 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
9/10
·510 syf.·
2021 3. kitabı
Şimdiye kadar okuduğum en iyi tarihi roman. Haşhaşiler, kendini 11.yy da peygamber ilan eden Hasan Sabbah ve onun kurduğu ütopik cenneti. Bu cennetin kölesi olmuş güzel hurileri, haşhaş ile ele geçirdiği korkusuz, cengaver askerleri. Muhteşem bir kurgu ve dahi bir delinin, dini kullanarak yeryüzünde kurduğu sahte bir cennet. Hasan Sabbah' ın müthiş sivri zekası karşısında büyüleniyorsunuz. Gerçekten böyle bir olayın, insanın bir dönem varolduğunu bilmek kitabı daha da çekici kılıyor. Hasan Sabbah kurduğu bu sahte cennet ve peygamber sıfatı ile insanları uyuşturup, dediği her şeyi yaparlarsa cennetine alacağını vadediyor. Askerler de bu cennete girebilmek için gözlerini kırpmadan ölümüne savaşıyorlar. Kitap aslında dinin bir afyon olduğunu anlayan Sabbah' ın bunu kendi politik emelleri için kullanışını anlatıyor. Kesinlikle bu kitabı okumayan kalmamalı...
Tarih
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201249,9bin okunma
Öğretmen Hanım isimli okura yanıt verildi
Uğur Çam
Hayır yalnız değilsin. Simyacı’dan sonra okuduğum en kötü kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leylim Leylim
10/10
·207 syf.··
2023 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2023 21:49
Mektup, iki kişinin özelidir... Bu derece özel olması; sevdiğinin adını yazarken eli titredi diye yırtıp atılan sayfalarda, bu cümle olmadı diyerek sil baştan saatlerce yazmalarda saklıdır. Türünün en güzel örneğini de bana göre Ahmed Arif vermiştir. Coşku dolu o duyguları, yoğun hisleri iliklerime kadar hissettim. Her bir cümleyi sindire sindire, özümseyerek okudum. İnanın hoşuma giden ifadelerin altını öyle ince, öyle nazik çizdim ki ; Ahmed Arif' in yüreğinden dolup taşan ve Leyla'sına ulaşma ümidi taşıyan tek bir cümle bile incinmesin istedim. Kağıdıyla mürekkebini buluşturup hasretinden prangalar eskittiği sevdiceğine nakış nakış işlediği duygulardı o mektuplarda yazanlar.. "Yaz, sever misin, kızar mısın, küfür mü edersin, neylersen eyle ama bana yaz, " diyen aşığın çaresiz çırpınışları gizliydi her bir sayfasında. Öğrenilmiş çaresizliktir bu. Gelmeyeceğini bile bile istenilen cevabın, yine de umutla beklemektir. Belki de öğretilmiş çaresizliktir. Onun aşkı dağları, yolları kat etse de mesafeleri aşsa da Leyla Erbil'in dostluk sınırını aşamadı. Ancak Leyla Erbil'e de kızamadım hiçbir zaman. Karşısında eriyip biten, görmeden yanıp tutuşan, adının anıldığı yerde bile içi titreyecek kadar seven bir adam vardı. Karşısında " Benim her şiirimde sen varsın." diyen bir şair vardı. Kendisi hiçbir şey hissetmiyordu oysa. Bilirsiniz, insanın elinde olan şeyler değildir bunlar. O, Ahmed Arif'in "ne olur yaz" çığlıklarına ara ara cevap verdi, hep bir dost edasıyla bile olsa. Ancak dost olabiliriz diyen Leyla'sına karşı kimi mektubunda "Dostum, kardeşim" diye hitap etti. Sırf sevdiğinin gönlü olsun diye "Bacım" dedi de başladı gönlündekileri dökmeye. Fakat daha ikinci satıra geçemeden başladı yine aşkını ilan etmeye... Hiçbir mektubu da dostane bitiremedi. Çünkü Leyla,
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Uğur Çam
Sevilmediğin halde yinede mücadele etme kısmına katılmıyorum. Kalp kadar psikoloji de önemlidir. Karşılıksız bir sevgi sosyal hayatı, iş hayatını, aile yaşamını büyük bir sekteye uğratır. Bir insana olan bir sevgi ancak karşılık bulduğunda güzeldir, aksini düşünen mazoşisttir ve dünyada tek bir mutlu dakikasi olmadan ayrılıp gitmiştir. Hiç kimse kendimizden daha değerli değildir
Şeytan
9/10
·256 syf.··
2022 89. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2022 19:02
Sabahattin AliSabahattin Ali bilindiği üzere realizm ve toplumcu gerçekçiliğin en önemli öncülerindendir. Cumhuriyetin ilk yıllarında yazmıştır eserlerini ve çok kısa, dramatik bir sonla biten ömrüne birçok eser sığdırabilmiştir. Özellikle keşke romanları daha çok olsaydı dedirtmeyi başarmıştır 3 tane önemli eseri ile. Hayatının son yıllarında özellikle milliyetçi kesimle ciddi sorunlar yaşamıştır. Özellikle de İçimizdeki Şeytanİçimizdeki Şeytan kitabında da geçen Nihat karakteri olan Hüseyin Nihâl AtsızHüseyin Nihâl Atsız ile. Ölümü de yine Ali Ertekin isimli milliyetçi gerekçeler ileri süren bir kişinin elinden olmuştur. İçimizdeki şeytan kitabına geçmeden önce, Atsız ile ilgili olan sorunlarından da bahsetmek istiyorum. Çünkü kitaptaki karakter onun ta kendisidir. Kitabın ismi bile bir mesaj niteliğindedir. Detayların bilinmesi gerekmektedir bana göre. Ali, komünizm propogandasından dolayı Sinop da cezaevinde yatmıştır. Daha sonra çıktıktan sonra bu seferde Atatürk ve İsmet İnönü aleyhinde şiir yazdın denilerek tekrar cezaevine atılmıştır. O dönem malum her şeyden bir alınma vardır. Yazar ve şairler birer birer kıyılmıştır. Genel aftan yararlanarak çıkmıştır. İçimizdeki Şeytan Kitabındaki kişilerden bazıları Atsız'a göre romandaki Profesör Hikmet, dönemin komünizm karşıtı tarihçisi Mükrimin Halil; İsmet Şerif : Peyami Safa, “Tatar suratlı herif” Profesör ise Zeki Velidi Togan veya Abdülkadir İnan olmalıdır. Eski dostu Hüseyin Nihâl AtsızHüseyin Nihâl Atsız İçimizdeki Şeytan kitabını kendisini eleştirmek için yazdığını bildiği için buna karşılık olarak kendisi de İçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilirİçimizdeki Şeytan, En Sinsi Tehlike, Hesap Böyle Verilir isimli kitabını çıkarmıştır. Kitabında Rum kökenli olduğunu söyler Ali nin. Türkçülük ve Milliyetçilik düşmanı ve kötü bir yazar olarak nitelendirmiştir. Atsız, dönemin önemli isimlerinden Hasan Ali YücelHasan Ali Yücel tarafından sevilen Ali'nin, vatan haini olduğunu ve kollandığını heryerde ifade etmiştir. Bu dönemde
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Uğur Çam
Mükemmel bir inceleme yapmışsınız
Unutulmayacaklar listesi
Vakti gelince sustuğumuz her şeyi söyleyeceğim dedim. Ülkecek yapabildiğimiz en iyi şey unutmak. Korona'da işsiz kaldığınız dönemleri, eğitimsiz geçen 2 yılı, koronadan ölenlerin kalp krizi diye anlatılıp en az ölüm oranına sahip ülke gibi gözükmemizi ve buna rağmen yalan sayılarla bile 100.000'in üstünde insanların ölmesini, insanların ihtiyacı olduğu için gıda ve maskelerdeki fahiş fiyatları... şu an kaç kişi hatırlıyor ki? Unutmak zorunlu olarak yapılmasi gerekiyor, bir şekilde hayata devam edebilmek için. Sonuna kadar inanıyorum buna. Ama insanların başlarına gelenleri, en azından ayda yılda bir hatırlamak isterseniz bu iletiyi bırakıyorum buraya. Bu da depremle ilgili son ileti. Unutulmayacaklar listesi az sonra yorumlarda belirmeye başlayacak, siz de yazabilirsiniz. Beraber unutmayalım.
Deprem
Uğur Çam
Din kardeşi diye ülkeye soktukları suriyelilerin hırsızlıklarını unutmayın