ulas

ulas
@ulasekin
DİLİMİZ KOKLAŞMACA
alamanca bilmiyorum tam bir aydır bir alaman kasabasında yaşıyorum başlarını sallıyorlar anlıyorum iyi geceler diyorlar anlıyorum nasılsınız diyorlar anlıyorum ne işiniz var buralarda diyorlar anlamıyorum fabrikanız yok mu sizin diyorlar anlamıyorum allah belânızı vermiş sizin diyorlar anlıyorum allah belânızı versin sizin diyorlar kızıyorum alamanca bilmiyorum tam bir aydır bir alaman kasabasında yaşıyorum gözlerin dilini konuşuyorum ellerin dilini konuşuyorum gülmelerin dilini konuşuyorum hiçbir eksikleri bulunmayan fıstık gibi kadınların eksik gedik yanlarının dilini konuşuyorum mavi mavi gözlerin sarı sarı saçların balık balık bacakların dilini konuşuyorum onlar beni çok iyi anlıyorlar
Sayfa 191 - e-kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bana artık büyü diyorlar Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından
Sayfa 17
Didem Madak
Sürüden ayrılanı sanatın kaptığını bir görebilseler insanlık huzura kavuşacak.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Sanat
Okullardaki kompozisyon sorularının şimdilerde nasıl ol­duğu konusunda pek bir bilgim yok. Ama bizim zamanımızda­ki gibiyse, felaket. Bizim zamanımızda, sözgelimi şöyle bir soru sorulduğunu anımsıyorum: "Vatanınızı mı seversiniz, bayrağı­nızı mı?" Soran da şiir kitapları yayımlamış, arada sırada gün­lük gazetelerde yazıları yayımlanan bir hocaydı. Okullardaki edebiyat eğitiminin çok yanlış ve edebiyattan soğutucu nitelikte olduğu kanısındayım. Bence liselerde Divan edebiyatına, hatta Tanzimat edebiyatına ayrılan saatler azaltılmalı, ve ikisi bir yılda okutulmalıdır. Çünkü dil barajı, günümüz gençleri için bu edebiyatları iyice anlaşılmaz duruma ge­tirmiştir. Bu bir gerçek. Hatta Divan edebiyatı yalnız üniversi­tede okutulmalı. Bir uzmanlık dalı oldu artık bu. Liselerde oku­tulmasının bir yararı kalmadı. Daha doğrusu yararlanılabilecek yanlarından da yararlanılamıyor. Bununla birlikte Divan edebi­yatının bir tarih olarak anlatılmasından da vazgeçilmemelidir. Tanzimat edebiyatına gelince, sanırım, ders programların­da, fazla yer tutuyor. Ve Tanzimat edebiyatına ayrılan saatler­den, Cumhuriyet edebiyatına yer kalmıyor. Tanzimat edebiyatı kaç yıllık bir dönemin edebiyatıdır? Cumhuriyet edebiyatı kaç yıllık dönemin? Cumhuriyet 50. yılını döndü, okullarda ise an­cak o kadar sürmüş başka bir dönemin edebiyatı (hem de öğ­rencilerce tadına varılmadığı halde) asıl büyük yeri tutuyor. Bu büyük bir çelişkidir. Cumhuriyet 100. yılına geldiği zaman, yi­ne mi Tanzimat edebiyatına çok yer verilecek? Gerçekte, kompozisyon sorularını edebiyat eğitim progra­mının bir sonucu olarak ele almak gerekir. Sanırım, bu prog­ramlar öğretmenlerin mesleki gelişmelerini de önlüyor. Milliyet Sanat Dergisi, 14 Kasım 1975
Sayfa 248 - e-kitap
Edebiyat Dersi
İstasyon
Burda gelir insana, Boş günlerin usancı. Çalar birden kampana, Ölüm çanından acı. Sonra bir düdük öter, Kesik çığlıklarla der: Burdan bildik gidenler, Yarın döner yabancı...
Sayfa 163
Necip Fazıl Kısakürek