alamanca bilmiyorum
tam bir aydır bir alaman kasabasında yaşıyorum
başlarını sallıyorlar
anlıyorum
iyi geceler diyorlar
anlıyorum
nasılsınız diyorlar
anlıyorum
ne işiniz var buralarda
diyorlar
anlamıyorum
fabrikanız yok mu sizin
diyorlar
anlamıyorum
allah belânızı vermiş sizin
diyorlar
anlıyorum
allah belânızı versin sizin
diyorlar
kızıyorum
alamanca bilmiyorum
tam bir aydır bir alaman kasabasında yaşıyorum
gözlerin dilini konuşuyorum
ellerin dilini konuşuyorum
gülmelerin dilini konuşuyorum
hiçbir eksikleri bulunmayan fıstık gibi kadınların
eksik gedik yanlarının dilini konuşuyorum mavi mavi gözlerin
sarı sarı saçların
balık balık bacakların dilini konuşuyorum onlar beni çok iyi anlıyorlar
Okullardaki kompozisyon sorularının şimdilerde nasıl olduğu konusunda pek bir bilgim yok. Ama bizim zamanımızdaki gibiyse, felaket. Bizim zamanımızda, sözgelimi şöyle bir soru sorulduğunu anımsıyorum: "Vatanınızı mı seversiniz, bayrağınızı mı?" Soran da şiir kitapları yayımlamış, arada sırada günlük gazetelerde yazıları yayımlanan bir hocaydı.
Okullardaki edebiyat eğitiminin çok yanlış ve edebiyattan soğutucu nitelikte olduğu kanısındayım. Bence liselerde Divan edebiyatına, hatta Tanzimat edebiyatına ayrılan saatler azaltılmalı, ve ikisi bir yılda okutulmalıdır. Çünkü dil barajı, günümüz gençleri için bu edebiyatları iyice anlaşılmaz duruma getirmiştir. Bu bir gerçek. Hatta Divan edebiyatı yalnız üniversitede okutulmalı. Bir uzmanlık dalı oldu artık bu. Liselerde okutulmasının bir yararı kalmadı. Daha doğrusu yararlanılabilecek yanlarından da yararlanılamıyor. Bununla birlikte Divan edebiyatının bir tarih olarak anlatılmasından da vazgeçilmemelidir.
Tanzimat edebiyatına gelince, sanırım, ders programlarında, fazla yer tutuyor. Ve Tanzimat edebiyatına ayrılan saatlerden, Cumhuriyet edebiyatına yer kalmıyor. Tanzimat edebiyatı kaç yıllık bir dönemin edebiyatıdır? Cumhuriyet edebiyatı kaç yıllık dönemin? Cumhuriyet 50. yılını döndü, okullarda ise ancak o kadar sürmüş başka bir dönemin edebiyatı (hem de öğrencilerce tadına varılmadığı halde) asıl büyük yeri tutuyor. Bu büyük bir çelişkidir. Cumhuriyet 100. yılına geldiği zaman, yine mi Tanzimat edebiyatına çok yer verilecek?
Gerçekte, kompozisyon sorularını edebiyat eğitim programının bir sonucu olarak ele almak gerekir. Sanırım, bu programlar öğretmenlerin mesleki gelişmelerini de önlüyor.
Milliyet Sanat Dergisi, 14 Kasım 1975
Burda gelir insana,
Boş günlerin usancı.
Çalar birden kampana,
Ölüm çanından acı.
Sonra bir düdük öter,
Kesik çığlıklarla der:
Burdan bildik gidenler,
Yarın döner yabancı...