...ve hayatımın bir parçası hâline getirir, başka bir kitap okuduğumda ise ânında değişiveririm. İnsanların sahip oldukları şeyleri çalıp onları düzgün bir şekilde yeniden yaratma becerisi, bu sahtekârlık, benim özel yeteneğim. Bu sahtekârlıktan, kurnazlıktan gerçekten nefret ediyorum. Her gün hata üstüne hata yapıp utanırsam belki biraz ağırbaşlı olurum. Ama yok, böyle bir başarısızlıkta bile bir şekilde bahaneler üreterek, her şeyi güzelce kalıbına uydurarak arkasında ayakları yere basan bir teori varmış gibi gösteririm. Ve bunu yapmak için umutsuz bir gösteri sergilemekten çekinmem.
(Bu sözleri de bir kitaptan okuduğuma eminim.)
Gerçekten kim olduğumu bilmiyorum.
Bir kadının hayatının bazı anlarında isteği ve bilgisi dışında gizemli güçlerin etkisi altında olabileceği gerçeğine karşı gösterilen dirençte, insanın kendi içgüdülerinden duyduğu korkunun ve doğasındaki şeytanlıkların yattığını ve bazı insanların kendilerini: "kolay baştan çıkarılanlar"dan daha güçlü, daha namuslu ve daha saf hissetmekten zevk aldıklarını dile getirdim.
Biraz önce bu olayı içimde bitirmiş olmak için kâğıda dökmek istediğimi söylemiş olmam ise tamamen yanlış, gerçek dışı; istediğim tam da aksine, çok hızlı yaşanmış bu deneyimi daha da canlı bir hâle getirmek, onu sürekli olarak kucaklayabilmek için yanımda sıcak ve soluk alır hâlde tutmak.
Drogo, alması gereken kararı günden güne geciktiriyor, bir yandan da kendisini hâlâ genç görüyordu, daha yirmi beşini bile bitirmemişti. Yine de, bu hafif kaygı peşini hiç bırakmıyordu (...)