Ulku G.

Hayatımızdaki her yaratım, sahip olduğumuz her zorluk bize ruhun büyümesi için bir şeyler öğretmektedir.
yolda olduğum bir vakit seçtiğim bir kitaptan
Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünce ler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana vaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt va içindedir va da hiçbir yerde. Yollara düşme özlemiyle kederlenir vüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, havatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır. Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktü- ğümüz akşam vakitlerinde. [...] Ağaçları dinlemeyi öğre nen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur
Tüm hapishanelerden çıkmak zekâdır ve bir başka hapishaneye hiçbir zaman girmemek. Aklın dışına çıkabilirseniz, Hıristiyanlık'ın, Hinduizm,in, Caynacılık'ın, Budizm'in dışına da çıkacaksınız. Her türlü saçmalık tam olarak bitmiş olacak. Tamamen durabilirsiniz. Artık özgür gökyüzü sizindir. Zekâ özgürlüğü kendiliğinden oluşa getirir. Guida Spirituale, 12.böl.