Puan vermedi·320 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 00:45
Mr. Penumbra's 24-Hour Bookstore.... Kitabı yazıldığı dilde de okumak isterdim tabi. Belki bir gün. Bu kitabı dördüncü kez okuyorum. En sevdiğim kitap mı bilmiyorum ama "benim" dediğim kitaplardan biridir. Öyle laf olsun diye değil. Çok sebebi var uzun uzun yazmayım ama o kadar mutlu oluyorum ki okurken ilk okuyuşumu hatırlıyorum hem, mutluluğum katlanıyor. Şimdi kitabın içeriği ile ilgili olmayan bir şey fark ettim bu sefer, daha önce dikkatimi çekmemiş. Penumbra'nın ilk ismi Ajax ve arkadaşlarım bana da Ajax kafalı derler. Penumbra’nın ilk isminin Ajax olması kesinlikle tesadüf değil; o eskiyle yeniyi, kadimle dijitali birbirine bağlayan bir köprü karakter. Bana demeleri mizahi ,yazılımcılar arasında Ajax kafası , web sayfasını yenilemeden ,refresh yapmadan, arka planda veri alışverişi yapma mantığı, ben biraz hızlı olsun istiyorum ve bu yüzden de dur daha refresh olmadı manasında bu yaftayı yerim. Eğer birisi Olayı Ajax kafasıyla çözelim diyorsa, Kullanıcıyı bekletmeyelim, her şeyi dinamik halledelim demek istiyordur. Bakış açım bu. Napalım. İşte Penumbra'nın ilk isminin bu olmasının eminim bir anlamı vardı. Aslında ben o zamanlar bilgisayar mühendisi olsam da işin içinde olmadığım için çok ayrıntı kaçırmışım. Hem öyle hem de okuma serüvenim evrildi. İkisi birleşince bu kitabı tekrar okumanın ne kadar doğru bir karar olduğu kesinleşti. Daha önce okumalarım bu kadar anlamlı değildi. Hatta dördüncü kez okumama rağmen ilk kez okuduğumdan daha fazla tat ve heyecan verdi diyeceğim. Resmen yeniden keşfettim. Bu çok net. Google için mühendisler cenneti dediği yerde isyan ettim. Mühendislerin bir dolu olduğu yerler cennet olmaya aday cehennemlerdir diyebilirim. Hayatımın hiçbir döneminde iş ortamında bu kadar huzursuz mutsuz olmamıştım misal. Yoruldum, bıktım, şaşkınım ama
Edebiyat
Mr. Penumbra's 24-Hour BookstoreRobin Sloan · Picador · 2013280 okunma
Hayata fark katacak kitap
Puan vermedi
Yılın ilk kitabını bitirdim Danimarkalilara Özgü Ebeveynlik: Dünyanın en mutlu çocukları nasıl yetişiyor Danimarka'yı dünyanın en mutlu ülkesi yapan nedir ? Danimarkalı ebevenyler mutlu, kendine güvenen ve başarılı çocuklar yetiştirmeyi nasıl beceriyorlar? Yirmi yedi dile çevrilen ve kulaktan kulağa tavsiyeyle bir referans kitabına dönüşen bu eğlenceli ve pratik rehberde Danimarkalı psikoterapist İben Sandahl ve anne -baba eğitim uzmanı Jessica Joella Alexander, mutlu bir hayat felsefesi ile çocuğunuzun gelecek yıllarını güzel ve anlamlı bir hayata dönüştürebilmek 6 temel prensip sunuyor. Oyun - gelişim ve iyi hali olma hali için elzemdir. Doğruluk - güveni ve iç pusulayı güçlendirir. Yeniden çerçeveleme - yenilgilerle baş etmeye ve hayatin olumlu taraflarina bakmaya yardımcı olur. Empati - diğerlerine nezaketle yaklaşmanın anahtarıdır. Ültimatom vermememek - güç mücadeleleri ve darginliklari ortadan kaldırır. Birliktelik ve hygee - aile ile geçirilen kaliteli zaman ve huzurlu ortam, anın kıymetini bilmeyi sağlar. - Alıntı - Aslında günlük yaşamımızda kolaylıkla uygulayabileceğimiz bilgiler ve örnekler dolu bir kitap. Her ebeveyn ve yetişkin bireyin okuyup hayatına kanalize etmesi gerekir. Eğitim ve kişisel gelişim kitapları okumayi çok seviyorum. Meslekten ötürü sanırım, her okuduğumda yeni bilgiler yeni deneyimler insanı heyecanlandırıyor. Aslında toplum olarak da teoride herşeyi biliyoruz ama uygulamada sıkıntı yaşıyoruz. Bu kitabın dili sade ve anlaşılır şekilde çevrilmiş ve çok severek okudum. Bence herkes okumalı illa anne baba olmanıza gerek yok. Bireysel olarak da hayatımızda uygulaması kolay örnekler ve bilgiler yer almakta. Hem bireysel hem de anne baba olarak hayatınıza fark yaratacak bir kitap
Danimarkalılara Özgü EbeveynlikIben Dissing Sandahl · Koridor Yayıncılık · 2020377 okunma
Reklam
Puan vermedi·82 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 11:28
Bu risale, 1909 yılındaki 31 Mart Hadisesi sonrası kurulan askeri mahkemede (Sıkıyönetim Mahkemesi diye bildiğimiz mahkeme bu) Said Nursi’nin-Bediüzzamanın-üstadın yaptığı "efsanevi" savunmanın metne dökülmüş halidir. Duygularımla söyleyecek olursam bu tam anlamıyla üstadın "nabız tutması." Hala aynı atıyor. Mahkeme salonunun penceresinden dışarıdaki darağaçlarını görerek savunma yapmış, "Zalimler için yaşasın cehennem!" nidasını ilk kez burada seslenmiş. ÇOK ÇOK ÇOK iyi. Hangi birini yazayım bilmiyorum, 80 sayfa bir risale ama tespitler harika; Ulema için: Din adamlarının toplumu birleştirmesi gerektiğini, ayrıştırıcı bir dil kullanmamaları gerektiğini vurgular ki bence tespitin kralıdır. Avrupa için: Batı'nın tekniğini ve fen bilimlerini almayı, ancak ahlaki yozlaşmasını reddetmeyi savunur ki bir Japonya örneği var imzamı atarım altına bugün de. İslam için: Müslümanların birliğinin ancak hürriyet ve eğitimle mümkün olacağını anlatır ki bu da değişmiş değildir. Çok çok konuşulabilecek bir risale, eminim konuşulmuştur da ama ne benim ufkumla daraltmak isterim kapsamını ne de kimseye sanki özetler gibi engel olmak isterim okumasına. Şu adama ölüp bayılanlar bunları ne kadar okuyor bilemiyorum, eğer okuyorsa neden hala hiçbir şey değişmemiş onu da bilemiyorum. Ya üstad fikirleri en zor şartlarda, idam sehpasının gölgesinde savunmuş, siz şimdi ehveni şer bilmem ne deyip enlerin altına imza attığınızın farkında mısınız? Üstelik hepsini de üstad da böyle yapardı diye. Puf. Valla yerim durumum dar olmasa daha neler diyeceğim de neyse. En azından benim çıkarabildiğim kadarıyla herkesin anlayabileceği şekilde şöyle basite indirgeyebileceğim bir tespiti var; Hamiyetperverler: Vatanını seven ama dini ihmal edenler. Dindarlar: Dinini seven ama dünyadaki gelişmelere ve hürriyete
Risale-i Nur
Divan-ı Harb-i ÖrfîBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 1990328 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
Anne olduktan sonra dikkatim doğal olarak çocuk gelişimi ve psikolojisi kitaplarına yöneldi. Bu zamana kadar okuduğum kitaplar beni hayal kırıklığına uğratmadı. Hepsi birbirinden kıymetli. Kitaba gelecek olursak , önce bir görüş ile başlamak istiyorum: 'Serbest oyun zamanından hygge'nin gücüne, dünyanın en mutlu insanlarının ebeveynlik sırlarını keşfedin.' Wall Street Journal Danimarka'yı dünyanın en mutlu ülkesi yapan nedir? Danimarkalı ebeveynler mutlu, kendine güvenen ve başarılı çocuklar yetiştirmeyi nasıl beceriyorlar? Danimarkalı psikoterapist Iben Sandahl ve anne-baba eğitim uzmanı Jessica Joelle Alexander, mutlu bir hayat felsefesi ile çocuğunuzun gelecek yıllarını güzel ve anlamlı bir hayata dönüştürebilecek 6 temel prensip sunuyor. Oyun - gelişim ve iyi olma hali için elzemdir. Doğruluk - güveni ve iç pusulayı güçlendirir. Yeniden çerçeveleme - yenilgilerle baş etmeye ve hayatın olumlu taraflarına bakmaya yardımcı olur. Empati - diğerlerine nezaketle yaklaşmanın anahtarıdır. Ultimatom vermemek - güç mücadeleleri ve dargınlıkları ortadan kaldırır. Birliktelik ve hygge - aile ile geçirilen kaliteli zaman ve huzurlu ortam, anın kıymetini bilmeyi sağlar. Kitapta bilmediğim yepyeni kavramlar öğrendim. Dolu ve farklı bir kitap. Sevgi ile tavsiye ediyorum
Danimarkalılara Özgü EbeveynlikIben Dissing Sandahl · Koridor Yayıncılık · 2020377 okunma
Yıldızladığım bir Japon edebiyatı seçkisi~
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 21:27
Her geçen gün Japon edebiyatından yeni çevirilerle karşılaşıyoruz. Özellikle Dazai ve Akutagawa'nın birçok çevirisi bulunuyor, bu kitabın özelliği ise Ali Volkan Erdemir'in hiç çevrilmemiş hikâyelere yer vermesi ki tek kelimeyle "bayıldım" diyebilirim~ Kitabın içinde Osamu Dazai'nin dört hikâyesi var. Beklemek, Deniz, Aynı Yıldız ve Bahçe adlı hikayelerin ortak özelliği yine yarı otobiyografik eserlermiş gibi hissettirmesi diyebilirim. Sadece "Beklemek" hikayesinde anlatıcı yirmi yaşında bir kız ve bu hikâye de direkt Öğrenci Kız'ı hatırlattı bana. Onun dışında, özellikle "Bahçe" öyküsünde yazarın kendi düşüncelerine daldım. Dazai'nin kalemini özlediğini hisseden biri olarak özlem giderdiğim ve çok sevdiğim öykülerdi şahsen. o(^o^)o Ryunosuke Akutagava'nın ise kitapta iki hikâyesi var. Bu hikâyelerin ortak özelliği Akutagawa'nın farklı kültürleri ve olağanüstülükleri ustalıkla bir mesaja bağlama şekliydi bence. "Sihir" öyküsünde Hint, "Komutan Kim"de ise Kore kültüründen efsaneler anlatılıyor ve özellikle ikinci hikâyenin sonunda verdiği "ulusların tarihi" ile ilgili ültimatom çok hoşuma gitti diyebilirim. Akutagawa Japon öykücülüğünün ustası olduğunu hissettiriyor, her seferinde hayran bırakıyor gerçekten~ Niimi Nankichi ve Tokuda Shusei'nin ise birer hikâyesi bulunuyor. Niimi'nin "Tilki Gon" hikâyesini pat diye bitirip şaşırtması, Tokuda'nın ise "Türk Kralın Dileği" hikâyesinde bizim coğrafyalara, Kral Midas'a uzanması ilgi çeken noktalardı bence. Bu kitap vesilesiyle ikisiyle de -özellikle 30 yaşında ölen Niimi'yle- tanışmış olmak mutlu etti. Ali Volkan Erdemir hocaya böyle bir çalışma için çok teşekkür ederim, keyifli bir okumaydı benim için ♡
Japon Edebiyatı
Aynı Yıldızın AltındaRyunosuke Akutagava · Paris Yayınları · 202518 okunma
Bu hikayeden nasıl sağ çıkılır? Cehenneme hoş geldiniz!
10/10
·109 syf.·
2025 34. kitabı
Alexandre Seurat, 1979 Paris doğumlu, Fransız bir yazardır. École Normale Supérieure ve Sorbonne Üniversitesi’nde edebiyat eğitim almış ve Angers Üniversitesi'nde modern edebiyat dersleri vermektedir. 2024 yılında, Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü’nü kazandığı "Sakar" romanı, onun 2015’te yayımladığı ilk romanıdır ve 2009 yılında, Fransa’da yaşanmış gerçek bir olayı konu almaktadır. Aynı zamanda, 2019 yılında, Sakar adıyla bir film uyarlaması da yapılmıştır. Yazarın üç romanı daha var, bunlar: "L'administrateur Provisoire (2016; Kayyum)", "Un Fu­ Nambule (2018; İp Cambazı)" ve "Petit Frère (2019; Küçük Kardeş)". Romanlarının büyük bir kısmı genellikle, aile ilişkilerinin muğlaklığı ve söylenmemiş sözlerden kalan ağırlığı işlemektedir. Bir anne, birçok anne gibi, bir gün güzel bir bebek dünyaya getiriyor. Bu anne çocuğu istemiyor ve gizli doğum yapmaya karar veriyor; bebeğe ölü doğmuş muamelesi yapılıyor. Bebek ilk çığlığını attığında aslında annesizdir. Bir ay sonra anne fikrini değiştiriyor ve çocuğu kabul eden babayla birlikte bebeğin sorumluluğunu üstleniyorlar. "Ölü doğmuş çocuk"… Ve bir bakıma, tek kusurları doğmuş olmak, hayatta olmak olan bu çocukları bekleyen kader de budur değil mi? Diana… Kaderi karanlık ve trajik bu çocuk için ne uğursuz bir isim. Bu romanda sırayla Diana’nın anneannesi, teyzesi, öğretmeni, okul müdüresi, okul doktoru, sosyal hizmet görevlisi, ikinci okul müdiresi ve ikinci öğretmeni, adli tabip, jandarmalar, komşu, babasının iş arkadaşı, üçüncü müdiresi ve polis memuru konuşuyor. Küçük kızın etrafında, imkânsızın olduğu bir dünya kuruluyor: morluklar, yaralar, yanıklar… Her biri vicdanları uyandıran izlerdir. Diana kendini koruyor, durumu küçümsüyor; her bir morluğun nedeni ise sakarlıktır. Sakar sıfatı ona, kolayca etiketlenmiş kötü bir
Edebiyat
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Reklam
Reklam