10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
Hikaye, geleceğin distopik, gri ve yozlaşmış bir İngiltere'sinde geçer. Romanın başkahramanı ve anlatıcısı, 15 yaşındaki Alex adında bir gençtir. Alex ve Çetesi: Alex, klasik müzik (özellikle Beethoven) hayranı, entelektüel birikimi olan ama aynı zamanda saf kötülükten, "ultra-şiddet"ten beslenen bir suçludur. Yanındaki üç arkadaşıyla (Pete, Georgie ve Aptal) birlikte geceleri insanlara işkence eder, hırsızlık yapar ve tecavüz ederler. Kırılma Noktası: Arkadaşlarının ihanetine uğrayan Alex, bir cinayetin ardından yakalanır ve hapse atılır.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Herman Melville - Moby Dick
Puan vermedi·640 syf.··
2026 17. kitabı
Aslında esere bir romandan ziyade o dönemin balina tanıtım kitabı desem daha yerinde olurdu. Balinaların tarihinin, biyolojik özelliklerinin ve çeşitlerinin ele alındığı kısımların yanında hikayenin kendisi hem sönük hem hacimsiz kalmıştır. Eser balinalarla ilgili İncil ve Kur'an'dan çeşitli kişisel eserlere varan birçok alıntıyla başlar. Anlatıcı eserin baş kahramanı Ishmael'dir. Tam bir klasik özelliği olarak esere hacim yapsın diye tasvir ve tarifler uzun tutulur ancak bunu çok da sıkıcı bir şekilde yapmaz. Denizler ve denizcilikle ilgili döneminin bilinen neredeyse tüm özelliklerini vermiştir diyebilirim. Hâttâ o dönemde çeşitli yanlış balina tasvirleri gerçekmiş gibi kabul gördüğünden dolayı dönemde yaşayıp hiç balina görmeyenler için detaylı bir balina tasviri de yapar. Balinalarla ilgili bir olay geçtiğinde o duruma uygun verilebilecek bir bilgi varsa o dönemki bilgisiyle alıntı yaparak sanki bir dipnot gibi araya sıkıştırır hatta balinanın içini bile tasvir eder. Aslında bunu yaparken balinaları, özellikle de ispermeçet balinasını oldukça över. Eserin yazarı Melville iyi bir Hristiyan'dır, Yunus peygamberin kıssasından bahsederken bunu kendince bilimsel dayanaklara dayandırmaya çalışır ve inanmayanları kınar. Bir kısımda denizciler mürekkep balığı görür ve içlerinden biri "Mürekkep balığı varsa balina da vardır." der. Araştırıldığında bu balinanın temel besin kaynağının mürekkep balığı olduğu görülür yani verdiği bilgiler gerçekten tutarlıdır. Eser aralarında İstanbul'dan, fesli Türk denizcilerden, Osmanlı'dan Tarsuslu Aziz Pavlus'tan, Tatarlardan, Timur'dan bahsedilmesi böylesine meşhur bir klasik olması açısından beni mutlu etti. Davy Jones'tan da bahsedilir. Davy Jones ölen denizcilerin bekçisi ve denizlerin şeytani efendisi olarak adlandırılan mitolojik
Moby DickHerman Melville · Zeplin Kitap · 20207,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6/10
·300 syf.··
2026 74. kitabı
Bazı kitaplar daha arka kapak yazısını okurken insanı öyle bir yakalıyor ki, beklentiyi arşa çıkarmamak elde değil. The Good Sister da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. ​Şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Eşiyle kavga etmiş ve bir anda ortadan kaybolmuş, ikiz kardeşini arayan bir kadın, ucu dark web’e uzanan bağlantılar, sonsuz mutluluk vadeden o gizemli tarikat kafası ve Meksika ormanlarının derinliklerinde saklanmış ultra lüks bir wellness merkezi… Konu kağıt üstünde tek kelimeyle inanılmaz! Özellikle benim gibi psikolojik gerilimde o tekinsiz, karanlık atmosferleri ve akıl oyunlarını sevenler için bulunmaz Hint kumaşı. ​Ama gelin görün ki, o müthiş fikir uygulamada maalesef sınıfta kalmış. Hani tam gerilim tırmanıyor, "Tamam, şimdi olaylar patlayacak" diyorsunuz ya, hop, o balon anında sönüyor. Olaylar bir türlü o beklediğim derinliğe ulaşamadı, haliyle beni de içine çekmeyi başaramadı. Eğer psikolojik gerilim okurken şöyle sizi sarsacak, temposu hiç düşmeyecek ve finaliyle ters köşe yapacak bir atmosfer arıyorsanız, bu kitap maalesef biraz yüzeysel ve havada kalan bir deneyim yaşatıyor. ​Bu arada küçük bir detay da dikkatimi çekti; kitabın Goodreads’te puanı 4.12 şu an sadece 58 puanlaması ve 40 yorumu var. Açıkçası bu kadar az okunmuş olduğu için puanının biraz suni bir şekilde yüksek kaldığını düşünüyorum. Çünkü benim gibi gerilimde yüksek tempo ve sarsıcı finaller peşinde koşan okurların bu kitaba pek de yüksek puanlar cömertçe dağıtacağını sanmıyorum. Uzun lafın kısası; fikre bayıldığım ama işlenişini fazlasıyla ortalama bulduğum, "ah ne olabilirdi ama ne olmuş" dedirten bir kitap oldu benim için. Küçük bir güncelleme: Yorumu paylaşmadan önce kitabın Goodreads puanına tekrar göz attım; an itibarıyla 70 okuma ve 45 yorumla 4.01 puana ulaşmış. Ancak
The Good SisterBonnie Traymore · DP Books · 20262 okunma
6/10
·272 syf.··
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:37
Uzun zamandır inceleme yapmamış olmanın bocalamasından mı yoksa kitabın üzerimde bıraktığı hayal kırıklığının ifadesizliğinden mi anlayamadığım bir zorluk cekiyorum ama dusuncelerimi kısaca aktarmaya çalışacağım. Öncelikle eser İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabıydı. Dilinin sadeliği, edabiyatı tarihle harmanlaması, tasavvufla felsefeyi kitap boyunca sayfalara serpistirmesi gercekten müthisti. Başlarda tüm bunların ahengi her sayfada huzur naksettirir gibi hissettirdi fakaaattttt olay orgusunun ortalara dogru basitlestirilmesi ve bu basitligin son sayfaya kadar surmesi, yazarın verdiği o devasa beklentinin ortalardan sonra kırıntısına dahi rastlanılmaması gercekten buyuk bir hayal kırıklığı olusturdu ve inanamıyorumm su kitap bitse de bıraksam artık dedirtti. Gercekten bu kadar basite indirmek, buyuk yuzlesmelerin gerceklesebilecegi kısımları ultra sıradanlaştırmak yazara olan sempatimi düşürdü. Yazarın okumayı istedigim bir kitabi daha vardı ve su an bu istegim sorgulandi... Benden bu kadar arkadaslar baska bir kitapta gorusmek uzeree.
Aşk Hikâyesiİskender Pala · Kapı Yayınları · 20245,1bin okunma
Elif Şafak - Gökyüzünde Nehirler Var
Puan vermedi·560 syf.··
2026 15. kitabı
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular üzerinde derin bilgisi olan bir kadın. Yaptığı aforizmalar, kıssadan hisseler de oldukça hoşuma gitti. Eserlerin anlatımı olabildiğince yoğundu. Sultan Abdülaziz'in bilekleri kesilmiş halde ölü bulunup intihar süsü verildiğinin düşünüldüğünü burada öğrendim. Kolera'nın Ganj nehrinde ortaya çıkıp dünyaya yayıldığını da yine burada öğrendim (Siktiğimin boklu Hintlileri) Yazar, Arthur Smith'i gerçekte yaşayıp ona çok benzeyen George Smith'ten esinlenerek yaratmıştır. Eser eski bir zamanda Mezopotamyanın en önemli ve zengin şehirlerinden Ninovada başlar. Buranın kralı Assur-bani-pal'dir. Daha önce şehrinin istila seliyle yağmalanıp yok olacağı, taşlarının bile sökülüp götürüleceği kehanet edilmiştir. Kral babasının en küçük oğludur ve tahta çıkması imkansız olarak düşünüldüğünden ağabeylerine savaş, savunma vs. öğretilirken kendine bölüm, edebiyat, felsefe öğretilir ve babasının kendisini seçmesiyle krallığın gelmiş geçmiş en eğitimli kralı olur. Huzuruna eski lalası olan birisi ajanlık yaptığı gerekçesiyle çıkarılır. Adam işkence görmüştür, ajanlık yapmaktadır çünkü Assurbanipal düşman ülkeleri susuzlukla terbiye etmiştir. Assurbanipal kültürlü olmasına rağmen gaddar da bir adamdır ve onu yaktırır. Buradan Thames Nehri civarı Londra'ya atlanır. Nehir her şeyin atıldığı, kötü kokan ve pis bir nehirdir. Tosher isimli bir grup insan nehre düşmüş kıymetli nesneleri avlayarak hayatını idame ettirmektedir. İçlerinde Arabella isimli hamile bir kadın vardır. Sancısı tutar ve oğlu olur. Kadın bu çocuğu büyütemeyeceğini, söyler. Kendini bile zor doyurmaktadır. Kocası alkolik, sorumsuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,760 okunma
GEÇMİŞ ZAMANA MUSTAFA KUTLU'DAN BAKMAK
Puan vermedi·96 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:43
Mustafa Kutlu okurken çocukluğumu okuyormuş gibi hissediyorum. Henüz her şeyin bu kadar hızlı, bu kadar ultra, bu kadar otomatik olmadığı o manuel zamanlar... İstasyonda geçen hikayelerdeki istasyoncu, lokantacı, çorbacı; mutlak hatıramda bir surette beliriyor. Ya da mahalle, köy, kasaba hikayelerindeki mahallenin delisi, velisi, âmâsı, dilsizi... Hepsinin adı, sanı, lakabı dipdiri kendi hikayemde. ​Modern zamanların bizden alıp götürdüğü birçok şey; küçük idealler, hız ve otomasyondan arınmış o sıradanlık, Kutlu’nun eserlerinin okura temas noktası olmuştur. Bu Böyledir’de Süleyman'ın, eşinin ayakkabılarına bakıp yüreğini sızlatan iç acısının bugün net bir karşılığı var mıdır? Yahut bir davul fırın sahibi olmanın tuhaf zaferini, en fazla neye sahip olunca hisseder günümüz insanı? ​Mustafa Kutlu’yu ilk kez 14 yaşında, edebiyat öğretmenimin verdiği Tufandan Önce kitabıyla sevmiştim. Aradan geçen 20 yılda çok şey değişti. Eserlerin bir çoğu içindekilerle birlikte mazi kabilinden okunuyor olsa da Kutlu’nun kahramanlarının büyük iddiaların peşinde koşmaması, hayatın akışındaki o küçük, samimi tesadüfler bize kendimizi hatırlatıyor. Hızın ve otomasyonun insanı yabancılaştırdığı bu çağda; kasabanın, istasyonun ve mahallenin o capcanlı hafızasıyla yeniden eve, yani çocukluğumuza dönme hissini seviyoruz. Kutlu’yu bundan sebep seviyoruz. Edit: Chef bitti şimdi. Ama bu kitabın sonu yok. E be Mustafa Kutlu... Meselenin sonunu niye okura bırakırsın ki. Zaten aklımızda kırk türlü tilki, yani bi de bunun derdine mi düşelim. :) Edit: Arkakapak Yazıları yazarın uzun yıllar yönetiminde bulunduğu Dergâh dergisinin arka kapağında yayımlanan kısa, yoğun ve vurucu metinlerinin bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dergâh yayın hayatına son verene kadar ben de takip etmiştim Kutlu'nun yazılarını. Çoğusu
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20114,878 okunma