Puan vermedi·164 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:02
Tarih derslerinde sık sık bahsettiğimiz dünyanın en eski ibadet merkezi olarak anlattığımız Göbeklitepe ile ilgili oldukça önemli bilgiler veren bir kitap okudum. Kitap aslında bir belgesel olacakken vazgeçililip rafa kaldırılması ile başlıyor ancak yazarımız daha sonra bu bilgileri bir kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitapta Göbeklitepe‘nin bulunuş aşamalarından, gelişiminden, farklı yapılarla benzerliklerinden veya o yapılarla olan farklılıklarından bahsediliyor. Kitabın bence en önemli noktalarından bir tanesi röportajlar. Konunun uzmanları olan yerli ve yabancı arkeologlarla röportajlar yapılıyor. Yine hem Göbeklitepe‘nin bulunuş hikayesinden hem diğer yapılarla olan benzerliklerinden yola çıkarak Göbeklitepe‘nin aslında bir eğitim merkezi olduğu anlatılıyor. Göbeklitepe‘de bulunan her bir taşın aslında başka bölgelerden gelen öğrencilerin bitirme teziymiş gibi yapıldığından bahsediliyor. Bu yüzden farklı yerlerdeki taşlarda da benzerliklerin olmasının olağan olduğu anlatılıyor. Bu bölgede bulunan insanlar Göbeklitepe daha ortaya çıkmadan önce bugünkü yapının bulunduğu yeri kutsal bir yer olarak kabul ediyorlarmış. Hasta olanlar, çocuğu olmayanlar, bir dileği olanlar buraya giderek dua ediyorlarmış. Bu yüzden de bölge halkı buraya ‘ziyaret’ adı vermiş. Göbeklitepe‘ye giden insanların hepsinden oranın ruhani havasını hissettiklerini duymuştum. Bu yüzden çevrede yaşayan insanların da o bölgeye giderek dua etmesi bana hiç garip gelmedi. Göbeklitepe’yle ilgili daha önce de bir çok şeyi biliyorum ama kitapla birlikte çok daha ayrıntılı bilgiye sahip olmuş oldum. Kitapta çok fazla resim bulunuyor bu resimlerlede Göbeklitepe‘de bulunan taşların üzerindeki figürler ayrıntılı bir şekilde bize anlatılıyor. Hepsinin anlamı birbirinden farklı. Yine kitaptan öğrendiğim en
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202532 okunma
“Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun” Hakkında
7/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun, öğretmenlerin kaleminden doğan şiirleri bir araya getirerek eğitimin yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı olmadığını, sanatla ve edebiyatla da beslendiğini gösteren anlamlı bir seçkidir. Şanlıurfa’da yürütülen kültürel bir proje kapsamında hazırlanan eser, farklı duygu dünyalarına sahip şairlerin ortak bir kitapta buluşmasını sağlayarak zengin bir edebî atmosfer oluşturur. Kitabın dikkat çeken yönlerinden biri de Şair Ramazan Çetiner’in “Şiirler Aşkına” adlı şiirine yer vermesidir. Bu şiir, şiirin yalnızca estetik bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını anlamlandıran güçlü bir araç olduğunu hissettiren bir bakış açısı sunar. Eserdeki bu yaklaşım, kitabın genel ruhuyla uyum içinde ilerleyerek okuru düşünmeye ve duygularıyla bağ kurmaya davet eder. Dil bakımından sade ve samimi bir üsluba sahip olan kitap, farklı yaş gruplarından okurların kolaylıkla takip edebileceği bir yapıya sahiptir. Aynı zamanda öğretmenlerin sanatsal üretimlerini görünür kılması bakımından da önemli bir kültürel değer taşır. Şiirlerin ortak paydasında; memleket sevgisi, insan, umut, eğitim ve hayatın içinden izler öne çıkar. Sonuç olarak Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun, yalnızca bir şiir antolojisi değil; kalemle eğitimin, duyguyla düşüncenin buluştuğu anlamlı bir kültür çalışmasıdır. İçinde yer alan “Şiirler Aşkına” gibi eserlerle okura şiirin dönüştürücü gücünü yeniden hatırlatan kitap, yerel edebiyatın gelişimine katkı sağlayan ve okunmayı hak eden değerli bir çalışmadır.
Öğretmenim Sen Yaz Urfa OkusunKolektif · Elif Matbaası · 20231 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir Selaheddîn olmak lazım Kudüs için karalar bağlayan...
8/10
·317 syf.·
2026 18. kitabı
بسم الله الرحمن الرحيم، Haçlı İstilası denince çoğu zaman aklımıza doğrudan Kudüs gelmekte. Ancak Haçlı İstilasıları özelde Kudüs'ü hedef alsa da asıl amaç İslâm dünyasını işgal etmektir. Yazar kitapta Kudüs'ün ve birçok İslâm kentinin (özellikle Urfa'nın) işgalinden sonra Müslümanların yaşadığı dağınıklığı ve yeniden toparlanma sürecini anlatmaktadır. Yazar, kitapta savaş odaklı gitmeyip dönem üzerinde yer yer tahliller yapmakta, İlgazi, Belek Gazi ve özellikle İmadüddin Zengî gibi isimlerin nasıl bir mücadele verdiğini; nasıl başarılara ulaştıklarını, nasıl başarısız olduklarını tahlil ederek anlatmaktadır. Belek Gazi'nin Haçlılara karşı elde ettiği başarılar ve Urfa Kontluğu üzerinde kurduğu baskının haçlılar nasıl etki ettiğini anlatmaktadır. Kitabın sonlarına doğru İmadüddin Zengî'nin Urfa'yı fethetmesi ise dönemin en önemli kırılma noktalarından biri olarak anlatmaktadır. Dönemin büyük devletlerinin de haçlılarla mücadelesini unutmamak gerekir. Yazarın dili sade ve akıcı idi. Kitapta yazar özellikle Haçlıların Kudüs'ü ele geçirmesinden sonra Müslüman dünyasının neden uzun süre ortak hareket edemediğini ve daha sonra nasıl güç kazandığını anlatmaktadır. Kitap, Haçlı İstilalarına ve o dönemde İslâm dünyasının ahvalini merak edenler için gayet iyi bir eser. Okurken hem yeni bilgiler öğrendim hem de adını okul tarih kitaplarında geçmeyen birçok Müslüman komutanların ismini ilk defa bu kitapta duydum. Velhasıl, Kudüs bir cennet ise ona açılan kapı Urfa'dır. Kapıyı açan Nureddin Zengi idi, Müslümanları içeri sokan da Selaheddîn idi. Allah tez zamanda yeniden Kudüs'ü fethetmeyi nasip etsin... Vesellemü aleyküm......
1000Kitap
Kudüs'ün İstilasından Urfa'nın FethineAbdulkadir Turan · Siyer Yayınları · 202145 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200218 okunma
Savaşın Savurduğu Hayatlar ve Umuda Yolculuk
Puan vermedi·267 syf.··
2026 294. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 01:55
Savaşın getirdiği kayıplar,mübadele,göç ve büyük umutlarla tekrar ayağa kalkan bir ada.Sarıkamıştan sağ kurtulup Arabistan çölünde türlü maceralara giren Abbas,ölümden kaçmak için adını değiştirerek Rum mübadillerin boşalttığı Karınca adasına gider.Adı artık Poyraz Musa’dır. Yaşar Kemal’in kendine has dili ve eşsiz dağarcığından çıkan kelimeleriyle yarattığı dörtlemeyi ayrı ayrı incelemeyi tercih ediyorum. 1- Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Dörtlemenin ilki o kadar geniş coğrafyalarda geziniyor ki savaşın olduğu her yeri geziyormuşuz hissiyatı veriyor.Poyraz Musa ve sonradan can yoldaşı olacak Vasili ile adada birbirlerini yoklarken yaşadıkları gerilimin sonucunu uzun süre merak ediyoruz.Sarıkamış,Çanakkale,Sakarya,Urfa,Antep,Arabistan özellikle de Sarıkamış o kadar sıklıkla ve vurucu cümlelerle tekrarlanıyor ki insan insanlığından utanıyor.Bence dörtlemenin en iyisi değil ama ikinci iyisi denebilir. 2- Karıncanın Su İçtiği Artık Poyraz Musa ve Vasili’nin hikayelerini dinlemiş bulunuyoruz ve şimdi de Karınca adasının geleceğini merak ediyoruz.Önceleri Adaya gelen mübadiller ve Anadolu’dan göçenler adayı beğenmeyip geri gidiyorlar ama Poyraz ve Vasili adayı yaşanılabilir hale getirmeye kararlı.Bir zaman sonra perişan haldeki insanlar adaya gelmeye başlıyor ve Poyraz İstiklal madalyalı kahraman kimliğiyle onlar için kasabadan ne gerekiyorsa temin ediyor.Bana göre dörtlemenin üçüncü iyi kitabı. 3- Tanyeri Horozları Dörtlemenin en iyi kitabı.Savaş tasvirlerinin Anadolu efsaneleriyle birleştiği,adanın dolmaya başladığı,düşmanlarının Poyraz Musa’nın izini bulup adaya geldiği,yan karakterlerin hikayelerinin olgunlaştığı ve Yaşar Kemal’in hayalgücümüzü zorladığı kitap.Artık savaş nedir,mübadele nedir,yeniden doğuş nedir,umut nedir,aşk nedir,ölüm korkusu nedir,iliklerimize kadar hissediyoruz bu bölümde. 4- Çıplak Deniz Çıplak Ada Hacmi en
Çıplak Deniz Çıplak AdaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20253,163 okunma
Puan vermedi
"Tarih tekerrürden ibaret olmayacaktı, göz göre göre bir kadına kıyılmasına izin vermeyecektim. Her ne pahasına olursa olsun! Ben Efsun Zorlu bu benim hikayem. Serçeyi Öldürmek & Dilan Durmaz __Efsun, İzmir' de doğup büyümüş küçük yaşta anne ve babasını bir trafik kazasında kaybedince yetiştirme yurduna verilmiş, orada yaşadığı travmadan sonra ona sahip çıkan Suna annesini de kaybetmiş, Tıp Fakültesinden mezun olunca görev yeri Şanlı Urfa' ya geliyor henüz mesleğinin ilk haftalarında bir gece henüz on sekiz yaşında, intihar teşebbüsünde bulunmuş bir genç kızla karşılaşır, Efsun için bu genç kız bir vakadan öteye gider, hastanede olmadığı bir saatte kızın taburcu olduğunu öğrenir, bir sır perdesi vardir ve Efsun için bu sır perdesini aralamak bir mecburiyettir ama doktor kimliğinde kalması da imkansız bir noktaya gelir, Zeliha bir aşiret kızıdır ve zorla evlendirilmeye çalışıldığını öğrenir, genç kızın vücudunda farkettiği izler onu kendi geçmişine götürür, zor da olsa onunla bir bağ kurmaya çalışır, tek amacı genç kızı kurtarmakken yüzüne kapanan kapılar, tehditler, yaşanan olayı örtbas etmek adına yapılan hukuksuzluklar, korkaklar ve âcizler sahadadır. Efsun peşini bırakmamaya kararlıyken kendi geleceğini de adım adım örmektedir. Zayıf aile bağlarına bir de coğrafyanın geleneksel etkisi, kadının söz hakkının olmadığı, kendiyle ilgili kararların başkaları tarafından alındığı, sevgisiz, suçlayan bir anne, iletişimin sıfır olduğu eşraftan Karadere ailesi, eğitimli oğul Fetih' in eve dönüşüyle gelişen olaylar, sürükleyici akıcı bir dille serinin ıkinci kitabını okuyorum.
Serçeyi ÖldürmekDilan Durmaz · İndigo Kitap · 2024525 okunma