Nerede isyan olursa, Zeytin, Bahçe ve Urfa'da olduğu gibi, şiddetle tenkil edilmiş, fakat tehcir kervanlarına taarruz ettirilmemişti. Adana yolunda kafileIere hücum eden birkaç kişi idam bile edildiler.
- Bir fosfor dondurması koyarak gel Bir çocuk şapkasının içine - Ve gül Nemrud'un yaktığı ateşte açan Koncalanan açılan gelişen Ibrahim'in elinde Tatlı bir su içe gerçekler saçan bir mağara Urfa' da yıldızların yıldızdan ayın aydan Günün günden fazla bir şey olduğu orada Uzanan bir yarı ölü eli kirazdan kiraza Kirazsa hep aynı ıraklığı bozmamakta korumakta İçilemeyen bir su bardakta Aklı düzeltmenin mümkünü kutsal balıklarla Her şey bir kere daha yanlış gibi Şeker şeker diye soluyan şaha kalkmış Bir tutamlık barutu kuşlara attık gibi Bir kış gibi geçti eşeklerin aydedesi Fıstıklarsa - O gün kasabada bir yaz Bağbozumu tadında Sarhoşluğun yankısından Şıra yosunundan çeşme ışığından İğde sesinden bir kalabalık Sızarak cami aralığından Ayvalarsa - O gün kasabada bir çarşı Bir bayrak gibi açmıştı yası Yas bir meşale yüzlerde Güneşten yanmış bir harman - O gün kasabada Antik her şey baş kaldırmışt
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Anadolu
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Alıntı
Nasıl severim bir bilsen. Köroğlu'yu, Karayılanı, Meçhul Askeri... Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini. Sonra kalem yazmaz, Bir nice sevda... Bir bilsen, Onlar beni nasıl severdi. Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı Minareden, barikattan, Selvi dalından, Ölüme nasıl gülerdi. Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun ?
Alıntı
Köklerimiz ile Yüzleşince Ters Meme İnek Tepesi ile Karahantepe Arasında Kuruldu Bağ Biraz daha varlığı sarsmanın sırası geldi. Azgınlık da ivmeyi zaman daraldıkça artırıyor. Ne olacak diye seyirci olarak boşu boşuna seyirci mi kalacaksınız? Adam oğullarını başlangıç olarak atlayıp peygamberler şehrini ortadoğu da dinler üreten bir anlayışa hapsedenler Urfa Göbekli tepe de tarih oldular. Varlığın başlangıçı kimdir sorusunun yanıtını Anadolu'nun sırlanmış toprakları adeta haykırarak söyledi dile getiremediler. Göbeklitepe de gizli gizli ayinler yaparsak kendimizi buraya da yama yaparız diye bir hikayeye başvurunca Anadolu da olanlar oldu. Girdikleri çıkmazdan o gün bugündür geriye dönemediler. Hakikati taşa yazmış atalarım algı ile hakikat değişebilir mi diye hesap hatasını yine yüz yıl önce olduğu gibi yaptılar. Kayaların oğullarına çarpınca bir kozmik tufan da daha çarpıldılar. On iki bin yıl önceden bu çağa saklanmış zaman kapsülü T taşlar bize ne anlatıyorlar? Bugüne kadar ki tüm bilgiyi yerle bir etti varlığın başlangıç noktası. On iki bin yılın öncesi daha neler neler söyleyecek? Varlığı verene şükret ki tohum toprak ile buluşup seni doyursun. Neden Anadolu gibi bir bereket coğrafyasında aç kalma korkusu yaşıyorsun? Hiç bunu düşündün mü? Neler yaşadı neler gördü tümünü iyisi ve kötüsü ile içine gömdü Anadolu o zaman kapsülü T taşlarını kiminle içine hangi sırlar gömdü sakladı? Doğanın ve yaşamın tüm paydaşlarının taşlar üzerine kazınmış halleri tufanın habercisi mi? Kalıntısı mı? O çağı küçümseyen kibir abidesi bilim hala ilim ahlakından uzak bir anlayış ile konuşuyor mu? Toprak sırrını açık ettikçe daha neler neler söyleyecek bize, biz olmamız için. Biz kimiz? Köklerimiz kadim bilgelik sırlar ile bize neler demişler tam anlayabildik mi? Hiç
Hayata Dair
Köylü köpeğe çok değer veriyor, namus meselesi yapıyorlar hatta köpeği. Rütbeli karakol bahçesine giren bir köpeği vurdu. Köylüler de olayı ertesi gün Urfa il Jandarma Alay Komutanı'na şikâyet ediyor. Komutan suyu bu yüzden kesti. Rütbeliler oranın insanını sevmez, aşağılar. Köylüler su kesilince de şikâyet ettiler. Komutanın tayini çıkmıştı, pek önemsemedi. Ben geceleri gizliden su veriyordum. Yeni komutan gelince, "su vermemiz şart komutanım," dedim, " verin" dedi..
Sayfa 216 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Anı