Kür Şad! Sen Bozkurt soyunun en büyüğüsün.Bizim türemize göre kağanlık yalnız ölen kağanın oğluna değil; kardeşine,amcasına,yeğenine de geçebilir.Bütün beğlerin de seni Kağan seçeceklerini biliyorsun.Kağanımız sen olacaksın!
Hayır! Bütün beğler beni seçse de yine Kağan olmayacağım.Kağanlık buduna bir hizmettir.Fakat aynı zamanda kişinin bir kazancıdır.En yüce hizmet;karşılık,kazanç beklemeden yapılan hizmettir. Şimdiye dek Türk budununa gereğince hizmet edemedim. Hem borcumu ödemek, hem de Bozkurt ocaginin son yıllarındaki uygunsuz işlerini silip kapatmak için Kağan olmayacagim. İhtilâli en seçme Türklerle yapacağız. Tasarladığım iş çok atılgancadır. Başarırsak budun kurtulacak. Başaramazsak, dökülecek kanlarımız geride kalanlara ödevlerini hatırlatacaktır. Ölüme karşı göz kırpmadan yapılan her saldırış, büyük bir ülkü için çekilen her kılıç, atılan her ok, çekilen her emek; bil ki boşuna degildir: Bunun sonucu mutlaka kazançlı olacaktır. Böyle işlerde ne kadar yiğitlik gösterilirse, ne kadar can harcanirsa başarı o kadar kesin olur. Bir işe girilirken, önce iyi düşünüp tasarlamalı.
Tasarlandıktan sonra, yapılacak en iyi iş, artık fazla bir şey düşünmeden dileğe doğru saldırmaktır. Dokuz yıl bekledik. Daha bekleyemeyiz. Bu kadar büyük bir ülkü için kılıç çekerken, başkanlık eden kişinin gönlü kanmış, usu yatmış olmalıdır. Böyle olursa başkan daha güçlü olur.
Daha sert buyruk verir. Ben, ihtilâlde daha iyi buyruk vermek için gönlümü yatıştırmış olmak isterim. Bunun içindir ki kağanlığı kabul etmiyorum. Kağan, Urku olacaktır.
Bögü Alp, Ötüken'deki sertligini yeniden takınmıştı:
- Buyruk senindir! dedi.
Ağır akan trafikle cebelleştikten sonra müzeye vardığımızda saat dördü geçiyordu ve beynim alışıldık kuşatmayı yaşamaya başlamıştı: Ürkü, yerini bulamama, bir de düşünce akışımın yavaş yavaş yükselen, dış dünyaya herhangi bir keyifli tepki göstermemi engelleyen zehirli, adsız bir dalgada boğulacağı duygusu.
Ermiş Antonius'un sınamasından daha dizginlenmiş isteğin taşkın sevinci, çocuksu gururun kasılmaları, bir çökme, bir ürkü. Ama koyulacaksın sonunda bu çalışmaya: koltuğunu kuşatacak mimarlığın, uyum bilgisinin bütün olanakları. Hiç beklenmedik yetkin varlıklar deneylerin için gelip sunacaklar kendilerini. Dört bir yandan sana doğru akacak o ağır ihtişamlar, o eski uluslar, düş görür gibi. Belleğinle duyuların bundan böyle yalnız yaratıcı itilişin besini olacaklar. Ya dünya sen çıkınca ne kalacak ondan geriye? Herhalde hiçbir şey şu görünüşlerden.