7/10
·192 syf.··
2026 56. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:07
Heyyy Edgar'ın batıl inançlı müritleri toplaşın bu kitaptaki batıl inançlardan kaçı sizde var acaba içeriği bırakıyorum: At nalı şansı Yerde para bulma şansı Merdiven altından geçmeme Tuz dökme Kem göz Ay ışığı etkisi Ayna kırılması şanssızlığı Çözülmüş ayakkabı Girdiğin kapıdan çıkma Kara kedi 13 İçine para koymadan cüzdan hediye edilmez Köprüde vedalaşmak Baykuş Kaynayan sütün taşması Merdivende birini geçme Mezar üstüne basma Mexardaki çiçekleri alma Yılbaşında makas kullanmama Bıçak ya da makas hediye etmemek Avuç kaşınması Yanan mum=kötü ruh Yanak kızarınca biri dedikodunu yapıyor Aniden ürperme=mezarının çiğnenmesi Bozuk saat çalışması/köpek uluması=ölüm Sığır kemiği yakmak=uğursuzluk Yarasa saçına girerse=şeytani posession
Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar KitabıChloe Rhodes · Doğan Kitap · 201540 okunma
9/10
·256 syf.··
2017 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2017 00:00
Fantastik bir köy romanı: Gölgesizler. Düşle gerçeğin arasında, hiç olmamakla olmak arasında, gitmekle her zaman orada olmak arasında kurgulanmış; rahat anlatımı ve sadeliğinde taşıdığı şıklıkla yazarının dile ne kadar hâkim olduğunun altını çiziyor roman. Müellifinin önünde reverans yapıyor. Gölgesizler’i okurken tuhaf duygulara kapıldım. Böyle ürperir ya insan. O kayboluşlar... O gerilim... O sürpriz... Merakı daima diri tutan tasvir becerisi. Gerçekten ürperdim. Böyle sakin bir anlatımla bir yazar nasıl verir ürperme duygusunu böylesine becerikli bir şekilde? Tek bir kahramana kilitlenip kalmadan, sanki bütün roman kişilerinin ağzından seslenen bir anlatım... Kentin ve köyün iç içe girdiği; olayları ve kişileriyle birbiri içinde yaşadığı, roman kişilerinin birbirlerinin rollerini devam ettirdiği hadiseler kitabıdır Gölgesizler. Tavsiye edilecek ender Türk romanlarından. Kadim okuyucuları ve hatta yeniyetme okur parçalarını sarsacak güçte... Hasan Ali Toptaş
Edebiyat & Roman
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
Gizem dolu bir ada ormanda saklı sırlar ve aşkın en karanlık hali. Merhabalar Kitabın kapağına baktığımda çok mu korkacağım acaba dedim. Öyle korkutucu yanı yok. Sadece gerilim ve bolca ürperme var. Yani düşünsene odandan dışarı çıkıyorsun bir anda odan kitleniyor ve odana giremiyorsun. Birde uyuyorsun yatağında uyandığında ormanda uyanıyorsun. Birde gündüz bahar havası gibi bir gün gece ise bir anda çok soğuk olan bir yer. Öyle işte. Gizem dolu bu adaya düşseniz ya da yaşasanız ne olurdu. Neyse ben istemezdim. Yeterince derdim var birde garip olaylar ile uğraşamazdım. Yüksek lisans öğrencisi Sydney Denik, geçmişin karmaşasından kaçarken beklenmedik bir ikinci şans yakalamıştı. Ünlü Madrona Vakfında Alzheimer araştırmaları yürüten seçkin bir ekibe katılmak üzere burs kazanmıştır. Bu fırsatı kariyeri için bir dönüm noktasıydı. Fakat bu gözlerden uzak adadaki araştırma merkezi göründüğü gibi değildir. Adaya geldiğinde aşık olduğu psikolog dahil herkes garip davranıyordu. Bir sırları vardı. Bu sırlar nedir? Duvarların ortasında gölgeler geziyor. Ölü hayvanlar canlanıyor, müsül, mantar çok garip bir orman… insanın aklını kaçıyor gibi hissetmesi çok normal geliyor. Belki vakıf canavar belki de içindeki sen. Bilmiyoruz okuyalım öğrenelim. Kitabın sonu beni şaşırttı. Farklı bir şey bekliyordum ama böyle değil. Ürpertici bir okuma oldu. Kitabın sonunda bazı gerçekleri öğreniyoruz ve ister istemez gerçekte de böyle bir durum var mı? Öyle işte. Yazar kitapta da belirtmiş mantarlara ilgi duyduğunu hatta onlarla ilgili kitap ve film önerisi de vermiş. Okuyun derim kitabı Kitapla kalın.
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202568 okunma
10/10
·520 syf.·
2026 17. kitabı
Mihail Bulgakov bu eserde şeytanî fantastik öğeleri, politik hicvi, metafizik sorgulamayı ve trajik aşk anlatısını tek bir yapıda birleştirir. Metin hem gerçeküstüdür hem son derece somut; hem komiktir hem derin bir acı taşır. Romanın asıl gücü, tek bir türün içine sığmamasından gelir. Bu, şeytanın Moskova’yı ziyaret ettiği bir hikâye olduğu kadar, hakikatin sansür altında nasıl hayatta kaldığının ve sevginin nasıl kurtarıcı bir güce dönüşebildiğinin de hikâyesidir. Woland ve maiyetiyle Moskova’ya gelen şeytan figürü, romanda kötülüğün temsilcisi olmaktan çok, ikiyüzlülüğün açığa çıkarıcısıdır. Woland cezalandırır ama keyfî değil; daha çok maskeleri düşürerek cezalandırır. Açgözlüleri, riyakârları, kibirlileri teşhir eder. Bu yönüyle şeytan burada ahlaki bir karanlık değil, ironik bir adalet aracıdır. Bulgakov, klasik iyi-kötü ikiliğini tersyüz eder: Asıl çürüme doğaüstünde değil, bürokratik ve ideolojik düzendedir. Romanın Moskova bölümleri, Sovyet dönemi kültür dünyasına yöneltilmiş keskin bir hicivdir. Yazarlar birliği, eleştirmenler, bürokratlar ve kültür yöneticileri; hepsi korku, çıkar ve uyum refleksiyle hareket eder. Sanat hakikati aramak yerine onay arar. Bulgakov burada sansürün yalnızca metinleri değil, zihinleri de bozduğunu gösterir. Gülünç görünen sahneler aslında trajiktir; çünkü herkes oyunun farkındadır ama kimse oyundan çıkamaz. Usta karakteri, bastırılmış sanatçının trajedisini temsil eder. Yazdığı roman — Pontius Pilatus ve İsa (Yeshua) anlatısı — reddedilir, aşağılanır ve yok sayılır. Usta’nın çöküşü dış baskının iç yıkıma dönüşmesidir. Sansür yalnızca kitabını değil, özgüvenini ve gerçeklik duygusunu da yakar. Bulgakov sanatçının en büyük yarasının eleştiri değil, sistematik değersizleştirme olduğunu gösterir. Usta’nın deliliğe sürüklenişi,
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,2bin okunma
Kalbin meşgüliyeti nasibindir.
10/10
·368 syf.··
2025 56. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 23:29
Kalp… Oysaki bir et parçası Halbuki hesabın muhattabı. Kalp kelime anlamı olarak dönen anlamında olup onu kulun zikir nefesiyle döndürüp hakikat maksadını buldurmak. Eser kalbimin sağından solundan tabiri caizse içinden geçti bana kalbimle diyalog kurdurttu. Neye intisap etmesi neyden içtinap etmesi gerektiğini hatırlattı. Kalbim içten içe bana kendinden fısıldadı… Kalbini bilmenin kendini bilmeye kendini bilmenin olayları hikmetle yorumlamaya, böylelikle Rabbini bilmeye adım atacağını öğretti. Kalbin nefsle nifakla gafletle vesvese gibi marazlarla hangi hastalalıklara düçar olacağı Onu hastalık öncesi alması gereken tedbirleri ihtiyacını hangi kaynaktan karşılayacağını, kalbini mutmain münip ve selim bir kalbe nasıl hasıl edeceğini, kalbin hasılatıyla gelişen nurun, kulun aklına ve iradesine nasıl yansıdığını, ve yansıttığını öğreten bir reçete olmuş. Bir sağlıkçı olarak reçetenin geçerlilik süresi üç gün falan değil, ertelemeye gelmez, bir an üzerine kalan o an üzerine kalır…. Kalbe ekilen tohumun gelecek neslin ahlaki eğilimine nasıl yön verdiğini aile çocuk ergen yetişkin bireylerin dönem dönem yaşadıkları inanç esasları ile ilgili bilgilendirmenin temelini kalbin inşası ile başlayıp çağın getireceği eylemlere karşı mahfazı iman olan kalp ile çözüme kavuşacağını,hakikat tohumlarını çocuğun kalbinde nasıl neşvü nema edeceğini,irade ve aklı bir çok yönden işleyip nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini, okuyucuya bir çok somut örneklendirme yaparak hiç sıkılmadan ve eğitici yönü çok olan eseri tüm kalp taşıyanlara tavsiye ederim. Hala kalbinizin ürperme zamanı gelmedi mi?diyen ayeti kerime ile; Kalbini iyileştirmek için geç kalma. Çünkü kalp ihmale gelmez. Kalbindekilerle kabirdesin unutma! Hakikate ve kalbine sadık kal.
Duygu ve Düşünce
Kalbin DönüşümüNesibe Küçük Cansever · Timaş Yayınları · 2024489 okunma
Karanlık bir dünya mı Dünyanın sonu mu?
9/10
·564 syf.··
2025 47. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 11:26
#okudumbitti #Haşlanmış Harikalar diyari ve Dünyanın sonu [ Haruki Murakami] Bilinç akışı, bilinçdışı, büyülü gerçekçilik,sürrealist ve kafkaesk anlatım,yeraltı ve yerüstü evrenler, bilinemeze açılan kapılar,iki farklı dünyada süregiden kurgu,mistik bir ortamda havada uçuşan betimlemeler,cevapsız kalan sorular,yarım kalan hikayeler. Bir murakami kitabının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz. İki farklı dünyada devam eden bir kurgu var ve kişinin Bilinç dışından devam eden bir anlatım söz konusu.Cok fazla ayrıntıya girmeden Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud 'a göndermeler var ve devamında bunla alakalı oluşturulan bir karanlık dünya. Kitabı okurken yeri geliyor yüzünüzde bir tebessüm bazen de bir gülümseme ya da ürperme olduğu oluyor. Ama Murakami'nin bu karanlık evreni kendi bilincinin sınırlarında mi yoksa dışında mı kurgulamış olması soru işaret olarak kalsa da felsefi ve mistik anlatımıyla hayret verici olarak kişinin kafasında sıralanan soru yumağını oluşturuyor.(Bu aynı zamanda haz alınan okuma şevkini de yükseltiyor.)burada kendinizi yarattığı kişilerin peşinde hayali evrenler de giderken buluyorsunuz. "Önemli olan yol değil,yolda olmaktı" dimi. Çünkü bazen metroya binmek istediğiniz bir zamanda karanlık raylardan sırılsıklam çıka gelenler,kafataslarından biblolar yapan kişiler,bir elbise dolabının içinden karanlık karalarının kol gezdiği bir dünyaya adım atanlar,kafur ağaçlarının gölgesinde tekboynuzlu hayvanları avlayanlar,rüya okuyucular,gölgesini kurtarmaya çalışanlar,ses kısan cihazlar yapan profesörler, yeraltinın labirentlerinde karanlık karası adlı canavarlara yakalanmadan farklı yolları geçerek olması gereken dünyaya varmaya çalışanlar ve geldigi yerin dunyanin sonu olduğuna karar verip burada yaşamaya çalışanlar.Bunları tam da kafanda kurgulayabildiğin an da işte Murakami'nin
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın SonuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20113,393 okunma