"İslâmî bankacılığın mekanizması faizsiz ortaklık prensipleri üzerine kurulmuştur ve bu sebeple mevduat sahiplerine bir faiz ödenmediği gibi, borç alanlara da bir faiz yüklenmez… Bu usûl, hükûmetçe veya halk tarafından kurulan bankalarla başlatılabilir." [*]
"İslâmî bankacılık sistemi, mudarebe esaslarına dayalı bazı kuruluşlarca desteklenebilecek ve bu yolla, emekle sermaye arasında süregelen çatışma önlenecektir. Sınaî, ticarî ve ziraî teşebbüsler, çeşitli üretim birliklerince mudarebe prensiplerine göre işletilecek ve bu gibi teşebbüsler sonunda meydana gelen gelirler, yıl boyunca yapılan masraflar çıkarıldıktan sonra bu üretim birlikleri arasında üretime katılma nisbetlerine göre bölüşülecektir." [**]
"Mevduat sahipleri bir bütün olarak kendilerini sermayedar sayacaklardır… Tam bir müteşebbis durumunda olan bankaya, mevduatların yatırımda kullanılması için gerekli yetkiler verilmiştir… Yatırımların bir kısmı büyük başarı sağlayabilir, bir kısmı nisbeten bir başarı sağlayabilir, diğer bir kısmı ise iflasla sonuçlanabilir; bankalar, özel ticarî ve sınaî teşebbüslerinden hangisinin kazanıp, hangisinin zarar edeceğini tayin eder ve bu mevzuda müşterilerine yol gösterebilir… Bu sebeple, ekonomik olmayan, içtimaî [sosyal] açıdan elverişsiz, zararlı endüstri ve ticaretin yayılmasını kontrol eder…" [***]
**"Bir İslâm devletinde bankalar, sanayie ortak olduklarında, tabiî ki yararsız yatırımın teşvikçisi olamazlar ve bu açıdan buhranlara imkân olmayacaktır. Eğer başka sebeplerle ekonomik buhranlar doğarsa, yine de İslâmî banka buhranın önlenebilmesi için kapitalist bankadan daha etkili tedbirler alabilecektir; çünkü, ekonomik buhranlardan kurtuluşu geciktiren sabit faiz haddinin, buhran döneminde de kötü etkilerini geliştirmesi diye bir mesele olmayacaktır.