DENİZANASI Denizanaları, okyanustaki en basit hayvanlardan bazıları olarak görülür. Beyinleri, kalpleri ve kemikleri yoktur; vücutlarının büyük kısmı da sudan oluşur. Uzun süre bilim insanları davranışlarının tamamen otomatik olduğunu düşündü. Ama son araştırmalar, bazı denizanası türlerinin deneyimden öğrenebildiğini gösterdi. Tekrarlanan engellerden sonra yüzme biçimlerini değiştirebildikleri görüldü. Bu bulgu şaşırtıcıydı çünkü öğrenme uzun süre daha çok beyinli hayvanlarla ilişkilendiriliyordu. Yine de denizanaları 600 milyon yıldan uzun süredir Dünya’da varlığını sürdürüyor. Bu da evrimin bazen hâlâ tam olarak anlamadığımız yollarla çalıştığını gösteriyor.
20 güne bir uzun yolculuk yapmaktan öğk geldi yeter artık ya
1000Kitap
Reklam
Tasarım hatası..
“Kötü tasarıma benim favori örneğim gidip dönen gırtlak (laringeal) siniridir. Boğazda larinks adı verilen bir ses kutusu bulunur. Beyinden gelen ve gırtlak (laringeal) sinirleri denilen iki sinirle idare edilir. Bunlardan biri olan süperior laringeal mantıklı bir şekilde beyinden ses kutusuna doğrudan kablolanmıştır. Diğeri, yani gidip dönen laringeal delicedir. Beyinden boğaza gider, ses kutusunun yanından geçer (ki yolculuğunu tamamlaması gerektiği düşünülen yer burasıdır) ve göğüs kafesinin derinliklerine kadar iner. Orada kalbe bağlı ana arterlerden birinin etrafından dolaşır ve hızla boyna geri döner ve sonunda ses kutusunda sonlanır. Ama zaten yanından geçmiş olduğu bu kutuya çok önce girmiş olabilirdi. Zürafada bu oldukça dolambaçlı ve maceralı bir yolculuk demektir. Bir hayvanat bahçesinde talihsiz bir şekilde ölmüş bir zürafanın kesilip açıldığı bir televizyon programına konuk olarak katıldığımda çarpıcı biçimde bunu görmüştüm. Bir kez daha, bu bariz bir şekilde kötü tasarımdır fakat geçmişe bakarsanız son derece anlamlı gelir. Atalarımız balıktı. Balıkların boynu olmaz. Gidip dönen laringeal sinirinin balıklardaki eşdeğeri aslında gidip dönmüyordur. Solungaçlanın birine bağlıdır. Beyinden o solungaca giden en kestirme yol, balıklarda bizdeki o artere eşdeğer olan arterin arkasındadır. Kesinlikle dolambaçlı bir yol değildir. Tarihin ilerleyen kısımlarında, boyun uzamaya başladığında, bu sinir ufak bir dolambaç haline gelen yoldan geçmek zorunda kaldı. Nesiller ilerledikçe boyun gittikçe uzadı. Ve bu dolambaç da uzadıkça uzadı. Zürafaların atalarında bu dolambaç saçma derecede uzun hale geldiğinde bile, evrimsel değişimlerin işleme yolu yüzünden, rotasını değiştirip arterin üzerinden atlamak yerine, uzamaya devam etti. Bir tasarımcı bu sinire bir bakış
1000Kitap
5 defa namaz kılmış, hacca gitmiş, oruç tutmuş... Sonra da toplumla aynı şeyleri yapıp, üstün olduğunu iddia edecek. Develer 4 ayak üstünde duruyor, Kabe'de çoklar, uzun süre yemek yemeden, su içmeden duruyorlar. Develere saygı duyuyorum! :)
Din
Hayat bir insanın doğru davranmasını bekleyecek kadar uzun değil. “istese yapardı.” de ve geç.
Dibe Vurmanın Evrimsel Faydaları
Kişi, dünya üzerindeki zihinsel gelişimini tamamlamadığı sürece belirli aralıklarla dibe vurmak zorunda kalır. Aslında bu kötü bir sistem tasarımı değil; gelişimin doğal mekanizmasıdır. İnsan zihni çoğu zaman küçük hatalardan ders almaz, fakat sert çarpışmaları uzun süre unutamaz. Bu yüzden olgunluk, hafif tökezlemelerden çok, insanın kendi enkazını izlediği anlarda şekillenir. Hayatın kara mizahı da burada gizlidir: İnsan çoğu zaman aklı başına gelsin diye önce aklını kaybetmeye yaklaşmak zorunda kalır. Evren sanki sürekli aynı mesajı verir: "Anlamadın mı? O zaman biraz daha aşağı inelim." Ve çoğu zaman en sağlam muhakeme, zirvede manzarayı izlerken değil, dipte tavana bakarken gerçekleşir.
Reklam
Reklam