Merhaba sevgili okurlar,
Bitirdiğimde gerçekten "vaay bee!" dedirten, içimde değişik hislerin oluştuğu bir kitapla daha sizlerleyim.
Yaşadığı çarpıcı olaylar sonucunda hayatını huzurlu geçirmek isteyen bir adamın, sakin bir Karadeniz kasabasında hayatını geçirdiği ve kasabada gerçekleşen bir başka cinayet sebebiyle tanıştığı gazeteci kız ile arasında yaşanan olayların anlatıldığı dikkat çekici bir eser.
Okurken zaman zaman şaşırdığınız, zaman zaman sinirlendiğiniz, tepki gösterdiğiniz gerçekten etkileyici bir eser. Okuyan herkesin durup düşüneceğini, sorgulayacağını düşünüyorum. Okumayan herkese ise içtenlikle tavsiye ediyor ve iyi okumalar diliyorum.
Zaten insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir? Herkes öleceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize.
Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak.
Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.
"Peki, sizin ayrıcalığınız ne?" diye soruyor.
"Çok basit" diyorum. "Okumak, sadece okumak. Okuyan insan, dünyanın aklına yaslar sırtını..."
Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor.