Puan vermedi·392 syf.··
2026 81. kitabı
ATATÜRK . Con Sinov'dan #yarınınadamı serisi ile başlayan Mustafa'dan Mustafa Kemal'e, Başkomutan' dan Gazi'ye ve şimdi de Atatürk'e uzanan harika bir seri. Elli yedi yıllık ömrünün son dört yılına ait bir isim, Atatürk . Ve tabiki, milletin hafızasında eriştiği en üst mertebedir bu özel isim. #atatürk e ait bu ilk okumada Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına, Lozan Antlaşması'na, yeni devlete karşı isyanlara yani 1923-1925 yılları arasındaki çalkantılı döneme gidiyoruz. Bir yandan diplomasi üzerine verilen mücadelenin, diğer yandan yeni kurulan devletin içeride karşılaştığı zorlukların şimdi başladığını görüyoruz. Bildiğimiz tarihi bilgiler yanında yeni ve detaylı okuduklarımla kendimi o zamanlarda hissettiren samimi bir okumaydı adıma. Zaten söz konusu #canımatam olunca böylesi bir okumaya hayran kaldım. Annesinin canına karşılık kendi canını ortaya koyan ve " Burada yatan validem, zulmün, cebrin, bütün milleti felaket uçurumuna götüren keyfi bir idarenin kurbanı olmuştur... " diyerek annesi Zübeyde Hanım'ın mezarına geldiğinde acısını dile getiren Mustafa Kemal, Yeri geldi kadınların meclise mebus olacağını dile getirdiği için ' Hayalci ' oldu; yeri geldiğinde hoca olmanın sarıkla değil, beyinle olacağını savundu. Ve kahraman Türk kadınının yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık olduğunu gururla haykırdı. Çifçisiyle, genciyle, yaşlısıyla bir oldu; saltanat gibi özel yerlere değil halkın arasında oturdu. Vatan için çok mücadele etti, hastalandı yılmadı, verilmiş sözü vardı gerçekleştirmeliydi. Belki de en çok sırtından vurulmak yıktı onu ama özgür Türkiye için son anına kadar mücadele etti. Döneme damga vurmuş olaylar, tanıkların birebir anlatımı ve unutulmaz Atatürk resimleriyle #tavsiyemdir sizlere bu eser. Keyifle.
AtatürkCon Sinov · Masa Kitap · 202586 okunma
ben deli miyim? o deli mi? biz deli miyiz?
Puan vermedi·428 syf.··
2025 383. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 01:06
hakkında -elimden geldiğince, dilimin döndüğünce- buraya inceleme yazmaya başladığım bu kitabı burada yer alan bir -bence değerli- uygulama kullanıcısının yapmış olduğu Hüseyin Rahmi Gürpınar kitapları okuma etkinliğine ( #276912306 ) dahil olmam vesilesiyle -uzun bir aradan sonra tekrar- okudum.. 14 ağustos 2025te bitirdiğim bu kitap özelinde 16 ağustos 2025te inceleme yazmaya niyetlendim.. gerek üşengeçlik gerek ülke gündemi sebepli inceleme yazmaya odaklanamama gerekse de havanın sıcaklığının üzerimde yaptığı olumsuz etki sebepli o gün incelemeyi yazmaya başlayamadım.. ( #280974691 ) aynı gün gelişen başka olaylardan sebep incelemeyi 16 ağustosun ertesi günlerinde de yazamadım.. ( #281020612 ) 19-21 ağustos 2025 tarihleri arasında da geleneksel yaz aylarında grip olma, soğuk algınlığına yakalanma olayımın tekrarlamasından sebep incelemeyi yazamadım.. ( #281400960 ) bu hafta sonu ve ilerleyen yakın zamanlarda ikamet ettiğim yerde yapılmaya devam edecek olan chp delege seçimlerinde gönüllülük esasıyla bu kişilere yardımcı olacağımdan bu incelemeyi bugün, yarın yazamazsam bu incelemeyi muhtemelen eylül ayının ikinci haftası itibariyle yazabilirdim.. kitabı okuduğum tarih ile buraya inceleme yazdığım tarih arasında fazla süre olmasını istemediğim için bu incelemeyi bugün yazıyorum.. -havanın sıcaklığının üzerime yaptığı gereksiz baskı, ülke gündeminin üzerimde oluşturduğu baskı ve grip, soğuk algınlığı sebepli- incelemeyi yazarken -yaparsam- yaptığım yazım yanlışları, tarih, isim yanlışlıkları, yanlış alıntı, kaynak göstermeler için -varsa- incelememi okuyan kişiden, kişilerden şimdiden özür
Ben Deli miyim? (2 Cilt Takım)Hüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 20201,027 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·1088 syf.··
2025 20. kitabı
~Kısaca Özeti- Said Paşa İmamı Ramazan ayında bir iftarı anlatır. Sultan’ın annesi Valide Sultan, yalıda görkemli bir mevlit tertip eder. Orada bir sahne anlatılır. Nasıl geldiğini, zengini fakiri ile oradaki kıyafetleri de anlatır. İkramların gelişini gidişini anlatır. Sonra Valide Sultan kızar: — Nerede kaldı bizim Sait Halim Paşa imamı? Gelmeden mevlit başlamasın, der. Sonra insanların arasındaki dedikoduyu anlatır: — Onsuz okunamıyor mu, bir tek o mu var? Valide Sultan tekrar kızar. Sonra mabeynden haber gelir: — Tamam, başlayın mevlide. Artık mevlidin sonlarına doğru gelmeye başlanır, hâlâ bizim beklenen hafız yoktur. Valide Sultan: — Bizzat o okuyacak, dedi. Adam hâlâ ortada yok. O sırada yaklaşan bir kayıktan Boğaz’a yakıcı bir seda yükselir: — Sen Ahmed’i Mahmud’u Mümecced’sin Efendim! Diye birisi haykıra haykıra bir kaside okur. Beklenen hafız geliyor, geciktiğini de anlıyor. Sandaldan başlıyor okumaya. Valide Sultan kıyıya kadar iniyor: — Neredesin? Hocalar vefasız olursa, sözüne riayet etmezse biz kime kaldık? Bu saatte mi gelinir? — Validem, diyor, kızmadan bir dinle. Tam buraya gelecektim. Yeni Cami’nin önünde bir kadın geldi, yolumu kesti. “Benim oğlum şehit,” dedi. “Bugün de seneye devriyesi; bir mevlit okutayım dedim. Elimde 5-10 kuruş para var. Ona gittim, buna gittim. ‘Okunmaz bu paraya, okunur mu?’ dediler. Şimdi sana geldim, ne olur evladım, bir gel de bir şey oku; bizim evdeki garip gelinimi sevindir. Sen de reddetme beni. Zaten elim ayağım düşmüş, çocuğumu kaybetmişim. Gelinimin başı eğik, dağ gibi bir evlat gömdüm. Beni reddetme evladım.” — Düşündüm; sen sultansın, sana okuyan bulunur. Ama bu garibe kim yardım edecek, bu garip kime gitsin? O yüzden, diyor, saraya gelmektense onu tercih ettim. Valide Sultan da diyor ki: — Tamam, ağlatma yeter.
SafahatMehmet Âkif Ersoy · Beyan Yayıncılık · 20077,5bin okunma
8/10
·96 syf.··
2024 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2024 15:19
Ahmet Mithat Efendi- Çingene Kitap ilk on sayfada betimleme konusunda biraz fazla olarak ilerlemeyip sıksa da konuya girince sıkmadan akıyor. İmkansız aşk kavuşulamayan bir hikayeyi işliyor. Farklı kültürler on yargılar ve bir toplumun başka bir toplumu hor görmesini işliyor. #kitapalıntıları -zayıfları ezmek insanlığımızın en parlak şiarlarındandır. -Şems Hikmet o kadar sabır etti ki hakikaten Eyüp sabrını taklit etmiş olmalı. -madem ki bir çingene kızını sevmek dünyayı böyle altüst etti benim o dünyada ne işim kaldı dünya yine dünya ehline kalsın işte ben basımı alıp dünyadan çıkıyorum. -katil ve suçluları bile valideleri mazur görerek anne sevgisini esirgemedikleri halde benim bu kabahatimi validem dahi affedemedi. #kitap #kitapkurdu #kitaptavsiyesi #kitapsevgisi #hasanaliyücelklasikleri #işbankasıkültüryayınları #ahmetmithatefendi #çingene #kitapaşkı #kitapönerisi #kitapalıntıları #kitapokumak #kitapkokusu #kitapsever #kitapyorumu #kitapyurdu #kitapokuyorum #kitapönerileri #kitapönerileri #kitapayracı #kitapalıntısı Çingene Çingene Ahmet Mithat Efendi
Duygu ve Düşünce
ÇingeneAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,000 okunma
"Acılar tıkandıkça bende, hep seni seslendirir.”
Puan vermedi·115 syf.··
Beğendi
·
2021 124. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2021 10:10
Nasıl söylenirse söylensin, nasıl yaşanırsa yaşansın bugünün dünde, dünün de bugünde hakkı var. Anımsadığımız her an 'şimdi'nin loşluğundan yahut ışıltısından izler taşıyor. Ne kendimizde, ne de bir başkasında yeniyiz, fakât izler bambaşka manzaralara sürüklüyor bizleri... Kim belleğinin üstüste iki nefesinde aynı görüntüyü verdiğini iddia edebilir? Hatırlamaya başladığımız ilk andan, belleğimizin dayandığı son ana kadar, sayısız değişime ve dönüşüme uğrayan anlar, hareketsiz birer külçe gibi ilk anın dehşetini yahut sevincini taşısaydı, buna katlanabilir miydik? Eser, birkaç ay evvel İkincil Parkinson ile birlikte Alzheimer teşhisi konulan annemin (kayın validem), yaşadığı evreleri daha iyi anlayabilmek için okumak istediğim bir eserdi. Draaisma psikolojik anlatımların okuru yer yer sıkıntıya sokabildiğini keşfetmiş olacak ki, 115 sayfayı bir solukta okuyabileceğiniz akıcı ve keyifli bir uslup geliştirmiş. Bunu Demans hastası bir yakınınızın ellerini avuçlarınızın arasına alıp ondan öyküsünü dinliyormuşsunuz gibi, eski bir fotoğraf albümünü karıştırıyormuşsunuz gibi, geçmişinizde ve geleceğinizde yapacağınız yolculuğunuza eşlik ederek yapıyor... Bundan 6 ay evvel bir bayramda kayınvalidem, 40 yaşındaki oğluna durmadan gelenlerin elini öptün mü, hal hatır sordun mu gibi sorular sormaya başladığında, bir şeylerin ters gittiğini anladık. Kendisi sevecenliğiyle ve içtenliğiyle hepimizin gönlünde taht kurmuş bir sultandır.Muayene sonrası endişelerimizin yersiz olmadığını anladık. Zira 40 yaşında ki oğlunu küçük bir çocukmuş gibi telkinlerle yönlendirmeye çalışırken, muhtemelen kendisi de 20'li yaşlarda ki anılarının içinde nefes alıp veriyordu. İlk belirtilerden biri, çok uzak bir anının şimdi yaşanıyormuş gibi bir anda parlayıp bütün belleği bununla meşgul etmesiydi.
Psikoloji
Sıla Hasreti FabrikasıDouwe Draaisma · Yapı Kredi Yayınları · 201642 okunma
Hilalin İki Ucu
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2013 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2013 23:40
Endülüs nedir, Endelüs’ün galatı olmaktan başka? Hatırlayamadığımız, anlatamadığımız bir rüya mı, yoksa acı bir gerçek mi? Endülüs tasavvuruna sahip olmayışımızdan kaynaklanan bir uzak diyar! Dost gibi görünenlerin aslında fırsatını bulduklarında, hoşgörümüzü nasıl istismar edeceklerinin de yaşandığı bugünkü Türkiye gerçeğini anlamamıza yardımcı olabilecek tarihsel bir süreç. Endülüs aşk demek, Endülüs medeniyet. Kaynağını, gücünü aşktan alan, insanlığın ulaştığı müstesna bir medeniyetin zirvesi. İber yarımadasında, bugünkü İspanya ve Portekiz’i içine alan bölge’de Müslümanların kurduğu yüksek bir medeniyetin adı. Endülüs gerçek bir zirve... İfratla tefrit arasındaki insanoğlu İslâm’la müşerref olduktan sonra aydınlandı. Bu aydınlık, dalga dalga dünyaya yayıldı. Endülüs, ilimde, sanatta, edebiyatta, felsefede olağan üstü bir yerde. Bugün bile ışığını görebilecek, seviyesini anlayabilecek durumda değiliz. Her ırk, dil, din ve cinsteki insanın ulaştığı sınırsız hürriyetin beşiği. Herkes birbirine saygılı; tabir caizse kurtla kuzu yan yana. Konuşuyor, tartışıyor, üretiyor, yazıyor, çiziyor; eser meydana getiriyor. Hoşgörünün ve daha birçok şeyin zirvesi... O zirve bize neden uzak? Neyi unuttuk, yahut hatırlamak istemiyoruz? Gemileri yaktıran o müthiş kumandanı, Tarık Bin Ziyad’ın hatırası hâlâ hafızalarımızda tazeliğini korurken? Nedendir Endülüs’ün ülkemizde pek bilinmemesi? Önümüze çekilen perdeler mi, yoksa hatırlamak istemediğimiz faciaları unutmak için biz mi sırtımızı döndük ona? Hâlbuki yönümüz hep batıya idi... Endülüs sayesinde ilim, sanat, felsefe ve sanatla tanışmıştı Avrupa... Ama her şeyin bir zevali ve sınırı var. Hoşgörünün de. Güçlü iken takip etmeniz gereken siyaset hoşgörü değil! Ancak zayıflar hoşgörüden istifade eder. Endülüs, gücünün zirvesinde ve
Tarih
Hilalin İki UcuMine Sultan Ünver · Timaş Yayınları · 201385 okunma