“Havaalanı bandında unutulmuş tekeri kırık valiz gibiyiz. Üstüne “dikkat kırılır" yazılmış da am herkes çekerek sürüklüyor biz gibi. Çağımızın en büyük paradoksunu yaşıyoruz: Mutluluğun bir eylem olduğu gerçeğinden kaçarak, hareketsiz bir tatmin halinin bizi mutlu edip edemeyeceğini test ediyoruz hep beraber.”
Gönül bahçeye çıkar, kırmızı pardösünü giymiştir. Elinde küçük bir valiz, koşa seke geçer Hulûsi Kentmen’in yanından, taş yoldan ilerler, bahçe kapısını açar, hızla çıkar, bahçe kapısı bir kaç kez boşlukta açılıp kapanır Gönül’ün ardından. Küt, plan değişir; Hulûsi Kentmen aşırı yakın planda, düşünceli bıyık burar. Küt, plan değişir; Gönül giderek hızlanan ve sonunda plana hortumun ucunun girmesiyle, bir hortumdan su sıkarak yapıldığı anlaşılan yağmur altında bir süre yürür. Bir taksi geçer. Gönül el eder. Taksi durur. Biner. Taksi uzaklaşırken kamera ardından bakakalır taksiye. Müzik ve jenerik başlar.
Zavallı Türk edebiyatı!
Seni diplomatik valiz içinde gümrüklerden kaçırmak isteyenlere bilmeden ihanet ediyor ve yasak eşya halinde istasyon rıhtımlarına dökülüyorsun. Bilmiyorsun ki sen, cevherinin terkibini bulduğun ve yasaklarını kurduğun gün, sivri burunlu ve miyop bakışlı Avrupa kuyumcuları ayağına kadar gelecektir.
Ağaç Dergisi 14 Mart 1936, S.1, sh.12