Soğuk bir zindanda işkence dolu günlere uyanan Evera Alfen, düşman topraklarına sığınmakla suçlanarak esir alınmıştır. En güvendiği insanlar tarafından ihanete uğrayan Evera, yıllardır halkı baskı altında tutan Seçkinler’in karşısında artık bir suçlu olarak görülmektedir.
UKG serisine iyiden iyiye alıştım ben. Açıkçası sanki yuvada gibi hissediyorum. Distopya türünü gerçekten çok seviyorum. Farklı bir dünyada yaşamak ve o dünyanın kurallarına uymak hoşuma gidiyor. İlk kitapta evet evreni tanımıştım ama bu kitapta bambaşka bir boyutunu göstermiş yazar bizlere. Yuva’nın o karanlık tarafını ve acımasız kurallarını gördük. Tüylerim diken diken olmadı desem yalan olur valla.
Everam da Everam, benim güçlü kekim. Keşke Yuva’ya geri dönmeseydi ama ne yapalım el mecbur. Bu kıza herkes mi ihanet eder yahu çok sinir oldum. Olven ve Aryan’a aşırı kuruldum, mimledim onları. İnsan arkadaşına göz göre göre ihanet eder mi valla pes.
Rans, kurgunun başında göremiyoruz kendisi. Ben Rans’ı çok seviyorum ya bence hoş bir karakter Umarım üçüncü kitapta Evera ile aralarındaki çekim artar. Bu ikilinin birlikte savaşmasını çok istiyorum. Daha çok kaos daha çok kavga
İsyancılar, her distopya kitabında olmazsa olmazlar. Açıkçası ben isyancılar topluluğuna da tam olarak güvenemiyorum bakalım üçüncü kitapta falan mutlaka bir şey çıkacak gibi hissediyorum.
Selime teyze ve Meltem’in hikayesini okuyoruz. Biri anne baba hasretini anlatıyor diğeri dört tane çocuk büyütmüş eşi öldükten sonra kalan yalnızlığını anlatıyor.
.
Kitap su gibi ben bir günde okudum öyle bir edebi dili yok ki olmasın da zaten ,insanın içine oturacak hikayeleri okurken edebi dil aramıyorum ben okurken o kadar yutkundum o kadar üzüldüm ki ama Selime teyzenin iç sesini okurken de kahkaha attım
.
Anne babasızlık Meltem’in hikayesi , evlatların ayrı tek başına yaşayan Selime teyzenin hikayesi… Hangisi daha çok içine dokundu derseniz valla ikisi de … İnsan okurken maalesef hayatın acı gerçekleri ile yüzleşiyor bu kadar da olmaz deme oluyor , Selime teyzenin hikayesini okurken bir anne on evlada bakarmış da on evlat bir olup bir anneye bakamazmış cümlesi geldi aklıma her iki kadının yollarının kesişmesi ve birbirlerine içleri açması ve ondan sonra yaşananlar çok güzeldi ama sonu benim için eksik kaldı Selime teyzenin hikayesini okumak isterdim o bende yarım kaldı mesela
.
Mutlaka okumanız lazım muhteşem bir kitap demeyeceğim ama hayatın içinden okuma yapmak bu türde okumaları da seviyorsanız gönülden tavsiye ediyorum
Herkese merhaba,
Yeni yazar yeni bir kitap ile karşınızdayım. Bekletiğimi karşıladım diyelim, çok yükseldiğim bir kitap olmadı ama iyidi, kötü değildi. Ama uzun bir kitap, biraz slow burn tarzı ile devam ediyor. 400 kadar kitap aktı gitii valla , sonrası biraz sıkılmaya başladım ve bittirdim.
Kitaba gelirsek; Lilia annesinin ölümünden 4 yıl sonra en eski ve en saygın okullarından biri olan Dracadia Üniversitesi’nden kabul mektubumu alır. Okula giden Lilia hem gizemli ölümleri hem kendini hemde annesinin aslında kim olduğunu öğrenmek için Zorlu bir yola girer ama bu yolda onu en büyük duvarı okulun “Ölüm Doktoru” olarak bilinen ve Gece Yarısı Laboratuvarı’nı yöneten başarılı patoloji profesörü Devryck Bramwell, herkesden nefret ediyor gibi görünse de ölümcül derecede yakışıklı bir adam yolları bir düşer…
Şimdi yazarın kalemi, oluşturduğu dünyayıda sevdim ama karakterlerde pek başarılı olamamış bence… evet kız karakter kaşar değil ama yaptığı sacma sapan şeyler yok muydu tabiki vardı. Ilk gözümden düştüğü yeri yazmazsam olmaz, kendisi mastürbasyon yaptığı bir video cekiyor ve salak olduğundan yayınlıyor fılan bu siteden para kazanıyorlar sırf kardeşini okul parası için yapıyor bunu sonradan çok pişman oluyor ama neyseki başrol adamımın anından kaldıyor viedoyu ama ızleyen binlerce kişi oldu… kızdım ama çokta kızamadım , kardeşi okuldan atılırsa babasının yanına gelecek ve o evdede sapık bır adam var ve babası pıs işler yapan biri o yüzden o paraya ihtiyacı vardı ama olsun kızdım ben hahaha… sevdiği insanları guzel koruyan bır karakter olmuş ama yazar bir şeyleri eksik yazmış yoksa karakter iyidi kötü diyemem…
Başrol adama gelirsek alfa evet ama beni etkılemedi yani, yaşadıkları aşırı kötü şeyler ama birilerini kotrolunde olması cok hoşuma gitmedi, yok ne derler, yok
Serinin ilk kitabı Buzdaki Kız'ı okuyup Erika Foster’ın o inatçı, yaralı ama dik duruşuna hayran kalmıştım. İkinci kitapta yazar bizi, Erika’nın eşi Mark’ın ölümünün üzerinden neredeyse iki yıl geçmiş bir zaman dilimiyle karşılıyor. Acı hala taze, vicdan azabı hala omuzlarında bir yük ama Erika bu sefer Londra Teşkilatı’nın Cinayet ve Ağır Suçlar Birimi’nde, Lewisham Row Karakolu’nda çok daha dişli bir mücadelenin içinde.
Londra, kavurucu bir yaz sıcağıyla kavrulurken, yalnız yaşayan bekar erkekler evlerinde, yataklarına bağlanmış ve başlarına poşet geçirilerek boğulmuş halde bulunmaya başlar. Karşımızda kurbanlarını bir gölge gibi takip eden, en zayıf anlarını bekleyen, son derece soğukkanlı ve hesapçı bir seri katil vardır.
Yazar bu kitapta katilin kimliğini bize erkenden gösteriyor. Bu durum gizemi azaltmıyor, aksine Erika ile katil arasında zamana karşı bir kedi-fare oyununa dönüşüyor. Kitap baştan sona öyle sürükleyici, öyle tempolu ki, elimden bırakamadım!
Gelelim beni okurken kelimenin tam anlamıyla ÇILDIRTAN, sinirlerimi altüst eden o detaya...
Erika vaka için canını dişine takıp çalışırken, uykusuz geceler geçirip her şeyini ortaya koyarken teşkilattaki o eril barikatı izlemek beni delirtti! Erika’nın o amirlerinin basiretsizliği, onu savunmamaları ve bürokratik koltuk sevdaları yüzünden Erika her defasında duvara çarpıyor. En sinir bozucusu da ne biliyor musunuz? Erika her şeyi tırnaklarıyla kazıyıp olayı çözmek için hayatını tehlikeye atıyor, ama günün sonunda o başarının, o dökülen terlerin kaymağını yine başka bir erkek polis yiyor! Onun hakkının böyle göz göre göre yenmesi okurken valla benim de sinirlerimi bozdu, teşkilattaki o amirlere bağıra bağıra saydırmak istedim.
Ama Erika işte bu yüzden Erika... Tüm bu haksızlıklara, köstek olan amirlerine
Gece AvıRobert Bryndza · Yabancı Yayınları · 2017729 okunma
Sonunda bitti... Soluksuz okuduğum 7 kitap.
Ama merak ediyorum 19 yılda neler oldu
Harry, Ron, Hermonie'nin hayatı nasıl yönlendi neler oldu?
Valla bilen varsa yazsın Harry Seherbaz oldu mu mesela?
Çok üzülüyorum bittiğine ya, valla. Aranızda okuyanlar var mı bilmiyorum ama bence çok yoğun bir kitaptı. Yoğun bir kitaptı deyince aklınıza çok süslü laflar kullanılan, zor okunan, olayların akmadığı bir kitap gelmesin ama duygular çok ön plandaydı ve ben açıkçası bu özelliği çok beğendim, kitap bitti ve kitabı yaşamışım gibi hissediyorum. Eğer çok fazla iç çözümlemelere vs tahammül edemeyecek biriyseniz belki o zaman sıkılabilirsiniz ama bunun dışında herkese tavsiyemdir kesinlikle : alın okuyun :DEDAŞah ve Sultanİskender Pala
Bütün bunlar bir yana yazar İskender Pala'dan da bahsetmeden geçmek istemiyorum. Kitabın arka planında nitelikli bir araştırma var belli. Büyük ölçüde hikayede objektif davranılmasının ve tarihsel içeriklerin en güzel şekilde kullanılmasının kitabın böylesine kaliteli olmasında büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. İşte tam da bu yüzden teşekkürler İskender Pala .